• 18.12.2013 00:00
  • (3786)

 Cemaat ile Ergenekon arasındaki çizginin hangi arada belirsizleştiğini, ortadan kalktığını ve kirli bir ittifaka dönüştüğünü doğrusu çok merak ediyorum. Bu yakınlaşmayı gözlerden bu kadar nasıl uzak tutabildiler? Bir anda nasıl kol kola Türkiye sahnesine çıkabildiler? Ortak düşman olarak Erdoğan’ı belleyip, ortak mücadele yapmaya başladılar.

Demek ki aylardır Erdoğan’a karşı bir ağızdan, bağırış çağırış içinde çıkardıkları gürültünün amacı alttan alta kurdukları bu ilişkiyi, yakınlaşmayı gizlemekmiş.

Cemaat şimdi eski Türkiye’nin güçleriyle birlikte AK Parti Hükümeti’ne karşı savaş cephesi açmış durumda.

Cemaatin, geçmişte savaştığı güçlerle yan yana gelmesi tuhaf gelebilir ama anlaşılmaz değil. Eski devlete karşı savaşta bütün operasyon kabiliyetini kullandı, bütün güçlerini seferber etti. Ancak bunu tasfiye etmeye çalıştığı eski devletin yerini tutmak için gerçekleştirdi.

Cemaat eski devletin mağduruydu ama bu mağduriyetine karşılık olarak yeni devletin derin gücünün kendi denetimine verilmesini talep etti. Gelişmelerin bundan farklı bir seyri olabilir miydi, diye düşünüyorum. Galiba Cemaatin bu noktaya gelmesi kaçınılmazdı; askeri vesayeti tasfiye edip, bu uğurda sarf ettiği çabanın karşılığı olarak sivil siyasetin üzerinde güç, konum talebini tercih etti. Demokratik olmayan yapısı ve dünya görüşü onu bu noktaya sürükledi. Tabii Cemaat sadece yerli bir dinamik değil, uluslararası bağlantıları, ilişkileri ve angajmanları olan dış bir dinamik. Bu bağlantılarından bağımsız bir değerlendirme eksik olur.

“Yolsuzluk operasyonu” adı altında dün başlayan operasyonlar da hükümete karşı başlattıkları siyasi savaşın bir parçası. Cemaat siyasal iktidara karşı başlattığı siyasi savaşa yolsuzluklar üzerinden meşruiyet üretmeye çalışıyor. Bunu eski Türkiye güçleriyle, bürokrasi içindeki Ergenekon’la ortaklaşa yapıyor.

Erdoğan’a karşı Ergenekon’la ittifak yolunu seçtiler. Zihniyet olarak iki taraf da eski Türkiye’ye ait güçler zaten, bu anlamda ittifak etmeleri şaşırtıcı değil.

Bundan sonraki süreçte cemaat ve eski Türkiye’nin statükocu güçleri blok halinde Erdoğan’a saldırmaya devam edecekler. Daha sert taktikleri de deneyebilirler. AK Parti’yi ve iktidarı destekleyen çevreleri ve kamuoyunu, Erdoğan’ın devrilebileceğine inandırmak istiyorlar. Bu hissi yerleştirmeye çalışıyorlar.

Başarabileceklerini sanmıyorum; çünkü Erdoğan gücünü Yeni Türkiye’den alıyor. Onu ayakta tutan, güçlü kılan, Türkiye’nin yeni dinamikleri. Askeri vesayeti kabul etmeyen Türkiye, Cemaat vesayetini asla kabul etmeyecektir.

 

İŞTE SİCİL KAYDIM

 

Cemaat (Taraf) ve Ergenekon (Oda TV) ortaklığıyla hakkımda karalama kampanyası başlatıldı. Cemaatin sosyal medyadaki açık neferleri, gizli ordusu ise hızla bunu yaymaya başladı. Medya tava adlı internet sitesi de yalan ve iftira dolu bu kampanyanın ortağı oldu. Sabıka dosyamda tecavüz sanığı olduğumu (tabii sadece sicilimde değil, hayatımda da olmayan bir şeyi) ortaya attılar.

Bu iğrenç suçlamayı yapan Taraf, Oda TV ve Medya Tava hakkında dava açıyorum. Olmayan paramla tuttuğum avukatım, işlemlerini tamamladıktan sonra (yarın veya sonraki gün) başvurusunu yapacak.

PKK’dan yattığım kamuoyunda zaten malum. Bunu hiç gizlemedim. Ama bu iddialar karşısında adli sicil kaydımı yayımlıyorum. Bu iftira sahiplerini de (ıslak imzalı belge olmasına da gerek yok, fotokopisi de olur) hakkımdaki bu iğrenç suçlamanın dayandığı belgeleri yayınlamaya davet ediyorum.