• 16.01.2014 00:00
  • (2937)

 Hasan Abi sağolsun. Biz İmralı’dan gelen 17 Aralık mesajını çat-pat sökmeye çalışırken o, Öcalan’ın içinden geçirdiği sese kulak kesilerek yine bir adım öne geçti. Abdullah Öcalan 17 Aralık için “darbe” diyor ama iç sesi “yolsuzluk” diyor. Mesela “Öcalan yolsuzluğa inanıyor mu, inanmıyor mu?” Hasan Abi’nin duyduğuna göre “Öcalan, rüşvete ve yolsuzluklara inanıyor; hatta Öcalan bu yolsuzlukların üstüne gidilmesini istiyor da denebilir.” Burada net bir ifade kullanılmamasının, kesinlik vurgusu yapılmamasının nedeni, birinin iç sesini dinlemenin kolay olmaması galiba. Ama tecrübe tam da burada devreye giriyor. Öcalan’ın iç sesini en iyi dinleyen yazarlardan biri olarak Hasan Abi, duyduğu o seslerin analizini yapmakta zorlanmıyor: “Evet! Öcalan da bu yolsuzlukların üstüne gidilmesini istiyor. ”

Tabii Öcalan’ın iç ses çözümleri burada bitmiyor. Hasan Abi’nin duyduğuna göre Öcalan “Erdoğan’la barış olmuyor” diye düşünüyor! Ama Öcalan bu kozu şimdilik saklıyor, en sonda öne sürecek! Şu an için sadece Erdoğan’a şöyle sesleniyor: “Darbe ihtimali görüyorsan, darbe teşebbüsü diyorsan, bunun için de derhal başta anayasa olmak üzere topyekûn bir demokratikleşme hamlesi başlat.” Yani burada aslında Öcalan, 17 Aralık için “darbe” bile demiyor! “Darbe” diyen yalnızca Erdoğan.

Abdullah Öcalan’ın açıklamalarında bir kez olsun “yolsuzluk” kelimesini kullanmaması, bu çevreleri rahatsız etmişe benziyor. Peki, kendilerinin bir kere olsun “darbe” dememesine ne demeli? Bu süreçte ortaya çıkan en büyük yolsuzluk, bence, bu darbe girişimini görmemek, gözlerden kaçırmaya çalışmak ve kalem-kağıtla bu darbenin üstünü örtmektir. En büyük yolsuzluk, gözlerimizin önünde cereyan eden bu darbe girişimini, “yolsuzluk operasyonu” diye sunmaktır. Bugüne kadar ki en ahlaksız darbe girişimini bile halka “yolsuzluk” soruşturması diye pazarlayanlar, aslında boğazlarına kadar yolsuzluğa batmıştır. Darbeyi görmezden gelen bu kalemler, kamu görevlilerine rüşvet veren, yolsuzluk yaparak tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyenlerden daha az ahlaksız değildir; darbe goygoyculuğu yaparak, rüşvet alıp verenlerden daha fazla yolsuzluğa bulaşmışlardır.

Abdullah Öcalan’ın iç sesini bir tarafa bırakıp dışarı gönderdiği, açıkça söylediği sözlere kulak vermek daha yararlı: “Sürecin içinde ve dışında olan herkesin bilmesi gereken iki önemli hususu belirtmek isterim. Ülkeyi bir darbe ateşiyle yeniden yangın yerine çevirmek isteyenler bizim bu ateşe benzin taşımayacağımızı bilmelidir. Her darbe teşebbüsü bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da karşısında bizi bulacaktır. Ancak demokratik çözüm sürecine gönülsüz ve kavrayışsız yaklaşanlar da bilmelidir ki, bu ateşi söndürmenin tek yolu demokratik barışı bin an önce gerçekleştirmektir. Artık süreç ciddiyetsizliği ve yasal hukuksal çerçeveden yoksunluğu kaldıracak durumda değildir. Darbecileri teşhir ve mahkûm etmenin en etkili yolu ortaya net ve cesur bir demokratik müzakere programı koymaktır.”

Abdullah Öcalan’ın açıklamaları “ama”sız, “fakat”sız bir değerlendirmedir. Kuşkuya yer bırakmayacak şekilde 17 Aralık sürecini “darbe” olarak nitelemektedir. Öcalan sadece süreci “darbe” olarak tanımlamakla da kalmıyor; dikkat edilirse, bu darbecilere karşı aktif mücadele edeceğini de belirtiyor. Bu darbe sürecini boşa çıkarmanın tek yolunun ise “ortaya cesur bir demokratik müzakere programı koymaktan geçtiğini” vurgulayarak hükümeti uyarıyor.

Bu değerlendirmeleri pas geçip Öcalan’ın iç sesine veya aklından geçirdiklerine kulak kesilmenin sahtekarlıktan başka bir şey olmadığı ortada. Öcalan gibi darbeye darbe diyebiliyor musunuz, siz önce ondan haber verin.

http://serbestiyet.com/ocalanin-ic-ses-cozumleri/