• 5.07.2014 00:00
  • (2454)

 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde adayların kendilerinden çok, kişisel hikâyelerinin yarışacağını düşünüyorum. Cumhurbaşkanlığı makamı, özelliği itibarıyla kişileri diğer seçimlere göre daha fazla ön plana çıkarma imkânı sunuyor. Diğer seçimlerde sokaklarda parti amblemleri, flamaları, siyasi partileri yansıtan semboller göze çarpardı ama bu seçimlerde partiler yerine adayların logoları, sloganları, sembolleri daha çok göze çarpacak.

Adayların kendilerini tanıtmalarının en iyi yolu da hayat hikâyelerini doğru aktarmaktan geçiyor. Adaylar arasındaki eşitsizlik sanıldığı gibi çok bütçeli kampanyalar düzenleyip düzenleyememekten kaynaklanmıyor, halkı etkileyecek sağlam hikâyeye sahip olanlar yarışa daha avantajlı başlayacak. 

Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki en büyük kozu, Başbakan olması dolayısıyla birtakım imkân ve avantajlara sahip olması değil, tam aksine dezavantajlı bir kişisel hikâyeye sahip olmasıdır. Muhalefet adaylarının da zayıf yanı kapsamlı bir seçim bütçesine sahip olup-olmamaları değil; sağlam ve gerçekçi bir hikâyeden yoksun olmalarıdır. 

CHP-MHP-Cemaat ortaklığının sonucunda ortaya aday olarak çıkan Ekmeleddin İhsanoğlu'nun kişisel bir hikâyesinin olduğu elbette doğrudur. Babası müderris İhsan Efendi, Atatürk devrimlerine muhalefet ettiği için gördüğü baskılara dayanamayarak Mısır'a gitmek zorunda kalıyor. Ekmeleddin Bey, Mısır'da dünyaya geliyor. Zor hayat şartlarına karşın, iyi bir akademik eğitim alıyor. Eğitimini tamamladıktan sonra ise İslam Konferansı Teşkilatı'nda değişik düzeylerde görevler alıyor. Ve son olarak, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın genel sekreterliğine kadar yükseliyor. İhsanoğlu'nun kamuoyuna takdim edilmesinin ardından şimdiye dek akılda kalan hikâye bu kadar. Her insanın yaşam öyküsünün biricik ve çok kıymetli olduğu notunu düşelim burada. Ekmeleddin İhsanoğlu'nun hayatının çok zorlu, kederli ve sıkıntılar içinde geçtiği, buna rağmen İhsanoğlu'nun zayıflık göstermeyerek hayata sarıldığını söyleyebiliriz. Ancak siyaset çok farklı bir alandır; halkı etkilemek, halkın desteğini kazanmak kolay değil. Atatürk devrimlerine muhalefet ettiği için baskıyla karşılaşan ve ülkeyi terk etmek zorunda kalan bir aile birikimine sahip olan İhsanoğlu'nun, bu kez ailesini ülkeden gönderen o zihniyetin devamı bir partinin adayı olarak siyasete atılması, halk açısından etkilenilecek değil, ayıplanacak bir hikâyeye benziyor. Ayrıca buraya kadar olan kısımda dinlediğimiz öykü İhsanoğlu'nun değil, babasının öyküsüdür. İhsanoğlu, babasının hikâyesiyle seçimlere katılıyor da denilebilir. Bunun halk nazarında pek karşılık bulacağını sanmıyorum. Ulusalcı koalisyonun oylarını elbette alır İhsanoğlu, biraz da MHP oyları gelir ama bu Tayyip Erdoğan'a karşı seçimlerde varlık göstermek için yeterli değil. Toplumun diğer kesimlerinin oylarını alması için İhsanoğlu'ndan fazlası olması gerekiyor ki, o da maalesef bunu karşılayabilecek yaşam serüvenine sahip değil. 

Bu boşluğu parayla doldurmak, yapay imajlarla gidermek mümkün müdür? Başka zamanda, yerde, koşullarda elbette mümkün olabilir; ancak gerçek hikâyelerin yarıştığı bir seçimde asla etkili olamaz. Ekmeleddin İhsanoğlu'nu aday gösteren cephe de bunun farkında; bu boşluğu doldurmak için de mesailerini İhsanoğlu'na ayırma yerine, enerjilerini rakip Erdoğan'ın hikâyesini çarpıtmaya ve imajını bozmaya harcıyorlar. Akıllıca ama nafile bir çaba; zira gerçek bir öyküyü sahte bir algı operasyonuyla çarpıtmak kolay değil. Erdoğan'ın öyküsü nice büyük operasyona, darbeye göğüs gerdi; son iki yılda dayanıklılık testinden geçti. Her operasyon Erdoğan'ı güçlendirdi, hikâyesine zenginlik kattı. Erdoğan'ın hikâyesi, halkın kendi hikâyesidir. 1 Temmuz'da Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı adaylığını da halk "Kasımpaşa'dan Köşk'e Uzun Adam’ın Hikâyesi" olarak coşkuyla karşıladı. Bence "muhtar bile olamaz" denilen, cezaevine kapatılan Erdoğan'ın hikâyesinden daha güçlü hikâyesi olanlar ancak ona rakip çıkabilir; fakat devleti temsil eden partilerden Erdoğan gibi zengin ve güçlü bir hikâyeye sahip isimlerin çıkması da imkânsızdır. Bu gerçeği muhalefet seçim sonuçları açıklandığında daha iyi anlayacaktır.