• 7.09.2014 00:00
  • (2699)

 Bilinçaltından fırlayarak yeryüzüne çıkmış küçük birer canavar gibiler. Gerçekle kabus arasındaki o tehlikeli sınırı geçerek aklı ve sağduyuyu yok ettiler. Uygarlığın binlerce yıl boyunca elediği, bilinçaltına attığı şiddetin, vahşetin kapılarını aralayarak serbest kalmasını sağladılar. Bu coğrafyanın ortak hafızasının derinlerinde ölüme terk edilen ne kadar kötülük varsa yeniden gün yüzüne çıkma fırsatı buldu. IŞİD (Irak Şam İslam Devleti) bu coğrafyada doğan uygarlığın karanlık yüzüdür. 

IŞİD'in bütün dünyayı dehşet içinde bırakması, şiddete yeni bir boyut kazandırmasından ileri geliyor. Daha doğrusu IŞİD, insanlığın binlerce yıl içinde değişik kalıplarla sınırladığı, yazılı veya yazılı olmayan hukukla, ahlakla çerçevesini çizdiği şiddetin sınırlarını bir anda ortadan kaldırarak dünyaya korku salmayı başardı. Aklın dışına geçerek, şiddeti inanç sınırlarının ötesine taşıyarak korkunç bir güç elde ettiler. NATO zirvesinde dünyanın en güçlü ülkelerinin, toplam sayısı 15-20 bini geçmeyen bir örgüte karşı koalisyon kurma noktasına gelmesi kulağa komik gelse bile, bu bir gerçeğe işaret ediyor; IŞİD'le mücadele ne Irak'ın, ne Kürt hükümetinin, ne İran'ın, ne Türkiye'nin sadece üstesinden gelebileceği bir iştir; IŞİD'le mücadele batılı devletlerin de sorumluluğu. Batı, Ortadoğu cehenneme dönerken oturup izleyemez. Şimdiye kadar izlemeyi tercih ettiklerinden şüphe yok tabii. Hatta IŞİD'i doğuran Batının bu coğrafyaya uyguladığı şiddettir. Yüz yıl önce hayatlara, bilinçlere şiddetle çekilen sınırlar, bu basınca daha fazla dayanamadı. Irak işgaliyle de bölgenin cehennem yerine dönüşmesini tetiklediler. Bölgede statüko yerle bir olurken akıl ve sağduyu kaybetti, şiddetin en şekilsiz yüzü galip geldi. 

Şimdi bu canavarın yeniden karanlık odasına dönmesini sağlamak gerekiyor. Bunu sağlamanın kolay olmadığını biliyorum. Bu kabusun bir süre daha devam etmesi kaçınılmaz görünüyor. Bölge devletlerinin zayıflığı, güçsüzlüğü, yeni bir demokratik düzen kurma iradesini gösterememeleri, batının iki yüzlü ve çıkarlarını öne alan hesapçı politikaları, IŞİD'in yer yüzünde bir süre daha dehşet salmasına yol açacaktır.

NATO zirvesinde IŞİD'e karşı kurulması öngörülen uluslararası koalisyonun kısa sürede hazır olması pek mümkün görünmüyor. Kararlı ve hızlı bir müdahale olmazsa IŞİD şiddeti daha da yayılacaktır. Suriye ve Irak'ta yeni IŞİD'ler ortaya çıkacaktır. 

Türkiye'nin bu koalisyonun dışında kalması elbette beklenemez. Ancak 49 rehinenin IŞİD'in elinde olması hükümeti zor bir ikilemin içine sürüklüyor. O rehinelerin hayatını riske atacak bir oluşumun içinde, açıktan yer almak tehlikeli olabilir. Buna bir formül elbette bulacaktır hükümet. 

Uluslararası bir koalisyonun müdahalesine ihtiyaç olduğu görülüyor. Ne var ki IŞİD'in zaten tam da böyle bir müdahaleye zemin hazırlamak için öne sürüldüğünü iddia edenler de az değil. Olabilir, belki de batılı istihbarat örgütleridir bilinçaltında uyuyan bu canavarları serbest bırakan. Fakat bölge devletlerinin kendi özgücüyle bu beladan kurtulması da şimdilik ihtimal dahilinde görünmüyor. Bölge devletlerinin de içinde yer aldığı uluslararası bir koalisyon müdahalesi olana kadar galiba Ortadoğu bu kabusu görmeye devam edecek.