• 8.11.2014 00:00
  • (4156)

 Hürriyet, Cumhurbaşkanlığı Sarayı tartışmalarını, seçtiği bu cümleyle birinci sayfasına taşıdı. Haberin ayrıntısında yer alan şu ifadeler daha ilginçti: “Muhalefetin bir kanadı projenin, Romanya’nın kurşuna dizilen lideri Nikolay Çavuşesku’nun Bükreş’te yaptırdığı görkemli saraydan esinlendiğini savundu.”  

Tabii burada kimin kimden, hangi ülkeden veya hangi olaydan esinlendiği tartışma götürür. Erdoğan kurşuna dizilen bir Rumen liderden mi esinlendi Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı yaptırırken; yoksa muhalefet ve Hürriyet gazetesi, Çavuşesku’yu deviren askeri darbeden mi esinlendi haberi yazarken? 

***

Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı Beyaz Saray’a bağlamak dururken, Çavuşesku’nun Başkanlık Sarayı’na bağlamak ve onun kaderiyle ilişkilendirmek için biraz fazla esine ihtiyaç olduğunu sanırım herkes kabul eder. Erdoğan’ı devirme hayaliyle yatıp kalkmasalar herhalde akıllarına Çavuşesku gelmezdi. Henüz yeni atlattığımız 17-25 Aralık darbesi girişiminde bulunan derin devlet ve ona bağlı savcıların, Erdoğan’ı, Libya lideri Kaddafi ve Irak lideri Saddam’ın sonunu hatırlatarak tehdit ettikleri hafızalarda taze. CHP ve Hürriyet’in “Çavuşesku modeli” ile gündeme taşıdığı  aslında Rumen liderin yaptırdığı saray değil, kurşunlanarak öldürüldüğü sonu. Medya üzerindeki siyasi baskıdan şikâyet edenlere ait gazetelerin, kurşuna dizilen bir diktatörün sonunu hatırlatması ne kadar iyi niyetli olabilir? Bu, halkın seçtiği Cumhurbaşkanı üzerinde siyasi baskı oluşturmak değil midir? Daha açıkça söylersek Erdoğan’ı tehdit  etmek anlamına gelmiyor mu? 

CHP’yi anladık; onlar, hükümetle siyaset dışı yollardan mücadele etmeyi seçtiler. Sandıkta değil, sokakta hükümetten kurtulmaya çalıştılar. Yargı darbesinden medet umdular. Siyasal iktidarı devirmek için ulusal güvenliği tehdit eden paralel yapıyla bile işbirliği içine girdiler. Erdoğan’dan kurtulmak için hâlâ sokağı kışkırtıyorlar. 

Peki ya medya? Doğan Grubu, muhalefetin demokrasiye müdahale anlamına gelen ajitasyonunun neden taşıyıcısı oluyor? Yoksa bu gayri meşru siyasi programın ortağı, müttefiki mi? Burada herhalde medyanın kuru bir yansıtıcı olmadığını söylemeye gerek yok. Medya ve CHP’ye Çavuşesku’yu esinleyen aynı anlam dünyası, aynı siyasi bilinç ve dünya görüşüdür. Darbecilik illeti sadece CHP’yi kuşatmış değil, medya da bunlarla dolu. 

***

Şunu hatırlatmakta yarar var sanırım; darbeleri sadece askerler yapmaz. Çavuşesku’yu kurşuna dizen ordunun en büyük müttefiki medyaydı. Rumen medyası, darbecilerin düzmece yargılama görüntülerini yayınlayarak, komünist lider Çavuşesku’nun kurşuna dizilmesini meşrulaştırmıştı. 

Medyamız siyaset/siyasetçi ile arasındaki hukuku organik bağı olmayacak şekilde düzenleyemediği sürece, darbeciliğe varan siyasi arzulara kapılmanın sonuçlarını göğüsleyecek. Kuşkusuz muhalefetin ve medyanın siyasal iktidarı denetleme görevi var; peki ya gayrimeşru yollara saptığında muhalefeti ve medyayı kim denetleyecek? Denetime bu kadar hevesli muhalefet ve medyanın biraz da işin bu kısmını düşünmesi gerekiyor.