• 9.11.2014 00:00
  • (2807)

 HDP, siyasal iktidarın hedefinde mi? Ruşen Çakır, HDP'li Ahmet Karataş'ın, hükümetin HDP'yi hedef alan stratejisi yüzünden bıçaklı saldırıya uğradığını yazdı. Bu biraz fazla erken ulaşılmış bir sonuç değil mi? Daha doğrusu "Hükümet HDP'yi hedef gösterdi" diyerek, aslında hedef şaşırtılmış olmuyor mu? Alperenler üyesi olduğu saptanan saldırganın "derin" bağlantılarını irdelemek yerine, doğrudan "hükümet yaptı" diye ortaya bir iddia atmak ne kadar etik? 

Hrant Dink suiakstı ardından yazılıp çizilenleri hatırlıyorum. Ruşen Çakır'ın kendisi de cinayeti, Ertuğrul Özkök gibi "yalnız kurt" hikayesiyle açıklıyordu. Yasin Hayal'in, Ogün Samast'ın, Erhan Tuncel'in istihbarat içinde yuvalanan "derin" bağlantısı, "yalnız kurt" hikayeleriyle gözlerden kaçırılıp hedef şaşırtılıyordu. Suikast, ülkede tırmanan "Ermeni karşıtlığına", "milliyetçiliğe" ve "öfkeli gençlere" bağlanmıştı. Yıllar geçti, ama bu "yalnız kurt" kalıbı hiç değişmedi. Benzer "derin" olaylarda hala aynı kalıp kullanılıyor. "Yalnız kurt"un yeni versiyonları piyasaya sürülüyor. HDP'li yöneticiye yönelik bıçaklı saldırının ardından da öne sürülen senaryoya göre hükümetin dolduruşuna gelen öfkeli bir genç HDP'li yöneticiye saldırdı! Hedef gösteren hükümet, dolayısıyla sorumlu olan da hükümet! Ancak burada hükümeti suçlamada gösterilen ısrarcılık, aslında "derin el"i kamufle etmiş olmuyor mu? Oysa HDP'li yöneticiyi infial uyandırabilecek şekilde öldürmeye kalkan kişinin Alperen üyeliği ve derin bağlantıları üzerinde de biraz kafa yorulması gerekirdi. Hikayeyi hemen iktidarın, Kürt siyasetini hedef alan "yeni stratejisi" sonucunda "dolduruşa gelen", "öfkeli gençler"e bağlamak ne kadar gerçekçi? 

Hükümetin bu veya benzer başka olaylarda payını sorgulamak elbette şart; ama bundan daha önemli olan gerçeğin ne olduğudur. Siyasi sorumluluk, gerçek bilgilere, hakikate göre paylaştırılır; gerçekleri görmezden gelerek kafamıza göre kimseye sorumluluk yükleyemeyiz. Bu tür olaylarda partiler, siyasi bir tutum alabilir. 6-7 Ekim olaylarının yıprattığı HDP'nin, Ankara'daki olayı fırsat bilerek kendini mağdur göstermeye çalışması, hükümete sorumluluk yüklemesi o kadar da anlaşılmaz değil. Bu mağduriyetle pekala 6-7 Ekim olaylarının getirdiği eleştirilerden bir nebze olsun kendilerini korumaya çalışıyor olabilirler. Sorun, bu siyasi tutumun ayarını kaçıran HDP'lilerin, derin bir elin çözüm sürecine yönelik müdahalesini tümden görmezden gelmeleri. Ruşen Çakır'ın, Ahmet Karataş'a yönelik bıçaklı saldırıyı "hükümetin HDP'yi hedef alan yeni stratejisinin sonucu yaşanan tehlikeli bir gelişme"ye bağlaması, doğruyu yansıtmadığı gibi hedef şaşırtmaya yarıyor. Hrant Dink suikastı "yalnız kurt" hikayesi değildi. Malatya Zirve Yayınevi katliamı yabancı düşmanı öfkeli gençlerin eylemi değildi; bu olaylar, derin bir elin topluma ve siyasete yönelik müdahalesi sonucunda gelişti. HDP'ye yönelik saldırı da benzer bir algı mühendisliği özelliği taşıyor. Saldırganlar neredeyse aynı özelliklere sahip. Aynı grubun içinden geliyorlar. 1970'lerde Ülkü Ocakları içinden tetikçi devşiren derin yapı, bugün Alperenler'i kullanıyor. Bu kapıyı hiç aralamaksızın, bu derin bağlantılar üzerine hiç kafa yormadan, araştırmadan, soruşturmadan bu tür provokatif girişimleri doğrudan hükümete bağlamak hedef şaşırtmaktan başka bir şeye yaramıyor. 

Sahi, Türkiye'nin barışına, çözümüne, kardeşliğine kast eden derin bir el yok mu? Bu olaylar hep hükümetin işi mi? Yıllardır anlatılan bu "yalnız kurt" hikayeleri hangi işlevi görüyor dersiniz? Sakın siyasete ve topluma müdahale eden karanlık eli gizliyor olmasın?