• 26.12.2014 00:00
  • (2404)

 Balyoz davası mahkûmiyetlerini jet hızıyla onaylayan, 300'den fazla faili meçhul cinayetten hükümlü Hizbullah'ın lider kadrosunu 2011'de serbest bırakan Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin son icraatı, Hanefi Avcı'ya verilen cezayı onaylamak oldu. Oysa ünlü polis şefinin tek suçu Cemaat'in Emniyet'teki suç şebekesini deşifre etmekti. Avcı, çoğumuzun yıllar sonra gördüğü paralel yapıyı ilk fark edenlerden biri. Cemaat'e dokunma cesaretini gösterdiği için de başına gelmeyen kalmadı. Yıllarca korkulu rüyası olduğu sol örgütlerden birine "yardım ve yataklık etmek"le suçlanarak tutuklandı ve uzun süre hapis yattı. Anayasa Mahkemesi'nin "hak ihlali" tespitiyle dışarı çıkarmasına rağmen Avcı, paralel yapının gazabından kurtulamadı. 

Bunda şaşılacak bir şey yok aslında. Yargı içinde örgütlenen Cemaat'e bağlı bir çete, yıllardır göz göre göre adaleti katlediyor. Hanefi Avcı bunlardan sadece bir tanesi. Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanı'nı bile "Terör örgütü lideri" olarak yargılayıp müebbet ağır hapis cezasına çarptıran bir Yargı'dan bahsediyoruz burada; daha doğrusu Yargı'ya sızan paralel çeteden. Hanefi Avcı kararı, bürokrasinin seçilmişlere, derin devletin hükümete, Yargı'nın hukuka meydan okumasıdır. Yoksa bu kadar pervasız bir karara imza atılabilir miydi? Uydurma delillerle, sahte kayıtlarla, zorlama ifadelerle birini mahkûm etmek elbette zor değil; ama gerçeği mahkûm etmeleri imkânsız. Gerçek; Hanefi Avcı'nın Emniyet'e sızan, komplolar düzenleyen, kumpaslar kuran paralel çeteyle mücadele ettiği için suçlandığı ve mahkûm edildiğidir.

Gerçek; Yargıtay 9. Ceza'nın mahkûmiyetini onayladığı Hanefi Avcı'nın aslında kamu vicdanında  çoktan aklandığıdır. 

Cemaat'in Hanefi Avcı düşmanlığı ilginç özellikler taşıyor aslında; cesaretli bir polis şefi, tek başına Cemaat'in ipliğini pazara çıkardı. Cemaat'in büyük itibar gördüğü günlerde Avcı, bu yapının kendi derin devletini oluşturduğunu söylüyordu. Cemaat'in hiyerarşik yapıya sahip illegal bir örgüt olduğunu, Pensilvanya'ya bağlı "İmam"lar tarafından yönetildiğini derli-toplu bir şekilde ilk o kitaplaştırıp anlattı. Bunlar Avcı'nın hedef haline gelmesine ve Cemaat'in kumpasıyla cezaevine gönderilmesine yetti. 

Cemaat'i deşifre eden ilk işaret fişeğini Hanefi Avcı ateşledi; bu yüzden de Cemaat,  Avcı'nın yakasından bir türlü düşmüyor. Ona karşı sonsuz bir kin ve öfke içinde. Son karar da bu ruh halinin yansıması. Paralel yapılanmayı hâlâ görmeyenler için Hanefi Avcı kararı bence çok büyük bir şans; genelkurmay başkanından "terör örgütü lideri" çıkaran paralel yargı, bu kez de polis şefinden "sol örgüt üyesi" çıkardı. Başka bir kanıta ihtiyaç var mı?