• 24.01.2015 00:00
  • (1998)

 Cizre'de polis aracından halkın üzerine kayıt dışı bombalar atılırken muhalefetin en güzide isimleri, ülkede olup biteni "AK Parti-Cemaat kavgası", "iktidar çatışması" biçiminde anlatmayı sürdürüyordu. Dünya da yıkılsa bu konforu terk etmeye niyetleri yok. Sihirli bir anahtar gibi bu sloganın her kapıyı açtığını sanıyorlar. Oysa siyasi süreçleri, çatışmaları mantıklı cümlelerle, birkaç siyasi sloganla anlamak/anlatmak o kadar kolay değil. 

Meşruiyet zemininin dışındaki güç odaklarıyla kavgayı bir iktidar çatışması olarak tarif etmenin sorunlu olduğunu düşünüyorum. Cemaat'in bir derin devlet yapılanması olduğu yakın zaman önce açığa çıktı; buna yeni Gladio da diyebiliriz. Gladio ile mücadele de iktidar çatışmasının değil, demokratik mücadelenin alanına girer. Bu kavganın öncülüğünü iktidar partisinin yapıyor olması gerçeği değiştirmez; sorun zaten bu mücadeleyi sadece iktidar partisinin yürütmesinde. Siyasal sistem üzerinde vesayet kurmaya çalışan güç odaklarıyla mücadelede iktidar kadar muhalefet de sorumlu değil mi? 

Şöyle bir karşılaştırma yaparsak sanırım daha doğru anlaşılır; Cizre'de halkın üzerine kayıt dışı bomba atan, çocukları öldüren derin devletle, iktidar partisine aynı uzaklıkta durulabilir mi? Buna "iktidar çatışması" denilerek iki tarafa da aynı mesafe koyulabilir mi? Gladio ile bir siyasi parti arasındaki mücadele bir iktidar çatışması mıdır? Muhalefetin Gladio ile hükümet partisine "eşit" mesafe koyması sorunlu değil mi?

Aslına bakılırsa muhalefet "İktidar çatışması" diyerek bir kenara çekilmiyor, iktidar partisiyle bürokrasi içindeki derin bir yapılanmayı eşitleyerek Cemaat'e daha yakın bir pozisyon alıyor. 

Cemaat'in Emniyet'teki unsurları, daha dün Cizre'de çözüm sürecini sabote ederken suçüstü yakalandı. Üstelik polis aracından halkın üzerine bomba yağdırırken yakalandılar. Bu yapı, daha önce de Van'da sivil araçları ateşe verirken görüntülendi. Devlet içinde ayrı bir devlet gibi örgütlenen bu yapıyla, siyasi bir partiyi eşitlemek nasıl mümkün olabilir? Bu siyasi zihniyet problemli değil mi?

Muhalefet ilk günden beri "tarafsız" değil; aksine derin devletle birlikte hareket ediyor. Bu yalana daha ne kadar sarılacaklar bilemiyorum; ama halkın büyük çoğunluğu artık bu yalanın altındaki gizli ittifakı görüyor. 

"AKP-Cemaat kavgası" tezi, muhalefetin derin devletle yaptığı işbirliğini gizlemeye yarıyordu. Ayrıca bu slogan, cephe genişletme işlevi de gördü. Fakat bu taktiğin pek işe yaramadığı son iki yılda daha iyi görüldü; bu gayrimeşru ilişkiden en fazla muhalefet zarar gördü. Muhalefet, şimdi derin devletle birlikte hareket etmiş olmanın utancını taşıyor ve bu gayrimeşru beraberliği unutturmaya çalışıyor. Fakat bu kolay olmayacak. 

Muhalefet partileri, derin devletle mücadelede AK Parti'yi yalnız bıraktı. İktidar partisi, derin devletle tek başına mücadele etti, ediyor. Derin devlet, Türkiye'nin en büyük demokratikleşme projesi olan çözüm sürecini sabote etmeye çalışırken bile muhalefet hala kenarda izlemeyi tercih ediyor. HDP ve CHP'den, solculardan, liberallerden şu ana kadar Cemaat'e yönelik "niye barışı bombalıyorsunuz" şeklinde bir soru duydunuz mu? Barış sadece AK Parti'nin sorunu mu? Demokratik Türkiye'yi AK Parti inşa ediyor; bu mücadelede iktidar partisi maalesef tek başına; muhalefet ise bu savaşta hâlâ derin devletin yanında.