• 15.02.2015 00:00
  • (1910)

 İç güvenlik paketiyle ilgili muhalefetin ortak direnişi dikkat çekiyor. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, "direnme hakkı"ndan bahsederek, pakete karşı vatandaşları sokağa çağırdı. MHP lideri paket için "sivil darbe" değerlendirmesi yaparken, HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş da "paketin, çözüm sürecinin sonunu getireceğini" savundu.

Kuşkusuz muhalefet partileri önlerine gelen her yasayı beğenmek zorunda değil. Güvenlik paketi gibi ciddi bir düzenlemeyi incelemeye tabi tutmadan destekleyemezler. Zaten desteklemek zorunda da değiller. Ne var ki muhalefet partileri güvenlik paketine sadece itiraz etmiyor, bu paket gündeme geldiğinde kıyameti koparacakları yönünde bir de tehdit savuruyorlar. Tansiyonu yükselten bu itirazları anlamak doğrusu kolay değil; iç güvenlik paketini, muhalefet için bu kadar önemli kılan ne? 

Güvenlik paketiyle Türkiye, polis devletine mi dönüşecek? Bu yasayla polis, sokakta  rastgele vatandaş mı öldürecek? Muhalefet, halka güvenlik paketini maalesef böyle açıklıyor.  Ama aslında ne Kemal Kılıçdaroğlu'nun, ne Devlet Bahçeli'nin, ne Selahattin Demirtaş'ın polis devletiyle bir alıp veremediği var; aksine polis devleti kurmak için darbeye kalkışan derin devletle birlikte hareket ettiler, ediyorlar. Ne Bahçeli, ne Kılıçdaroğlu, ne Demirtaş şu ana kadar hükümete, devleti kuşatan bu istihbarat şebekesiyle mücadelede destek verdi. Bu liderlerin, bugüne kadar devleti ahtapot gibi saran paralel yapıya ve bu yapının kurduğu kumpaslara karşı tepki gösterdiğini işiten var mı? Selahattin Demirtaş, her konuşmasında güvenlik paketiyle birlikte polisin sokakta serbestçe cinayet işleyeceğini öne sürüyor. İnsan hayatıyla ilgili duyarlılık çok iyi ve güzel; ama Demirtaş, Güneydoğu'da PKK'nın katlettiği sivillerle ilgili bugüne kadar kaç açıklama yaptı? HDP ve Demirtaş, Diyarbakır'da kurban eti dağıtırken korkunç şekilde katledilen Yasin Börü ve arkadaşları için PKK'lı çetelere hangi tepkiyi gösterdi? Kızıltepe'de Kürtçe bilmeyen sakallı bir Suriyeli mülteciyi IŞİD'çi diye bıçakla kesen PKK'lı çetelere Demirtaş, hangi kınama mesajı yayımladı? 

"Polis devleti" derler ama polis devleti kurmak için örgütlenen bir istihbarat şebekesiyle birlikte hareket ederler; "sivil darbe" derler, sivil siyasetçileri devirmeye kalkan polis ve savcılarla birlikte çalışırlar; polis vatandaşları öldürecek derler, bölgede sivil katleden PKK'ya karşı itiraz edemez, seslerini yükseltemezler. Türkiye'nin muhalefet zihniyeti bu kadar işte. 

Muhalefetin güvenlik paketine itirazının asıl sebebi, artık sokağı istediği gibi kullanamayacak olması. CHP, sıkıştığında taraftarlarını "direnmeye" çağıramayacak; Gezi'deki gibi sokakları ateşe veremeyecek; HDP, 6-8 Ekim'de olduğu gibi 50'den fazla kişinin öldüğü kanlı sokak çağrıları yapamayacak. Paket  muhalefeti demokratik sınırlar içinde kalmaya zorlayacak, demokratikleştirecek. Paket, demokratik alanın sınırlarını kalın çizgilerle belirgin kılarak, muhalefetin demokrasi dışı alanlara kaymasını engelleyecek. Nasıl ki iktidar partisi demokratik sınırlar içinde kalarak ülkeyi yönetmek zorundaysa, muhalefet de demokrasi dışı yollara sapmadan iktidara karşı mücadele etmek zorundadır. Muhalefet molotoflu, maskeli, silahlı eylemlerini kışkırtarak, ülkenin huzurunu bozamaz, ekonomik ve siyasi istikrarını sarsamaz. Kanlı sokak gösterilerini ateşleyip onlarca insanın ölümüne yol açtıktan sonra "gösteri hakkımızı kullanıyoruz" diyemez kimse. Sokakları hareketlendirip ardından askeri, polisi, savcıyı hükümetleri devirmek için öne sürme kurnazlığının sonu geldi. Muhalefet de demokratikleşmek zorunda. Maskeli, molotoflu, silahlı muhalefet dönemi bitti; iç güvenlik paketi, muhalefetin dönüşümüne ve demokratikleşmesine büyük katkı sunacaktır.