• 28.02.2015 00:00
  • (1856)

 Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel'e yönelik medyada eleştiri sınırlarını aşan suçlama ve hakaret yazıları dikkat çekici bir düzeyde arttı. Ama tuhaf olan, Orgeneral Necdet Özel'i suçlayanların çoğunun daha düne kadar askeri hiyerarşi içinde hareket eden "Apoletli medya"nın mensubu olması. Genelkurmay Karargahı'na bağlı, emir komuta zinciriyle yayın yapan "Apoletli medya", ne oldu da bugün Türk Silahlı Kuvvetleri'ne düşman kesildi? 

Sadece medyada değil elbette, muhalefet cephesinde de benzer bir TSK düşmanlığı göze çarpıyor; yakın zamana kadar Genelkurmay Karargahı'nı "Kâbe" olarak belleyen CHP ve MHP, bugün Genelkurmay Başkanı Özel'e küfür ve hakaret etmekte birbiriyle yarışır hale geldi. Apoletli medyaya, apoletli muhalefete ne oldu dersiniz? Bu değişimin sebebi ne?

Bence "Apoletli medya" ve muhalefetin öfkesinin sebebi, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ve onun başındaki komutanın, seçilmiş hükümete karşı kurulan resmi-gayri resmi koalisyonun  içinde yer almaması. TSK, ülkedeki iktidar mücadelesine bugüne kadar hep dengeleri değiştiren, daha doğrusu belirleyen bir güç olarak katıldı. Cumhuriyet'in kuruluşundan günümüze kadar TSK, iktidarın kurucu gücüydü. İktidarın tarafları da bu "gerçeği" önceden kabul ederek oyuna katılıyorlardı. CHP, MHP, İstanbul sermayesi ve medya, varlığını, TSK'nın bu "oyun kurucu" rolü sayesinde idame ettiriyordu. Siyasetin sivilleşmesi bu denklemi bozdu. Demokratik iradenin güçlenmesiyle birlikte TSK, kanunların çerçevesini belirlediği sorumluluk alanının içine çekildi. Bu çağda başka türlüsü de olamazdı zaten; Türkiye, yetki sınırlarının dışına çıkan askeri, sorumluluk alanına geri gönderecek kurumlara sahip bir ülke artık. Askerin bu değişimi sindirmesi kuşkusuz zaman aldı. Hâlâ eski alışkanlıkların varlığından bahsedilse bile; bugün artık, Genelkurmay Başkanı Necdet Özel'in kişiliğinde somutlaşan, yetki ve sorumluluk alanı içinde hareket eden ve demokratik sisteme saygılı bir TSK gerçeği söz konusu. 

Bu değişim "Apoletli medya" ve muhalefet cephesini, TSK üzerinde baskı kurmaya yöneltti. TSK, denklem dışına çıkınca muhalefet sudan çıkmış balığa döndü. Bu yüzden  Genelkurmay Başkanı’nı topa tutuyorlar. "Şah Fırat" operasyonuyla birlikte tepkileri zirve yaptı. Bir komutana yapılabilecek en büyük hakareti yapıyorlar; Genelkurmay Başkanı Özel'i ve TSK'yı, "vatan toprağını bırakıp kaçmakla" suçluyorlar. 

Bu akıl dışı, insafsız, yıpratıcı suçlamaların gerçeğin zerresini bile yansıtmadığı açık. "Şah Fırat" operasyonu, askerlerimizin varlığını önceleyen bir risk değerlendirmesi üzerine kurulu, savaş şantajını ortadan kaldıran akıl dolu askeri bir operasyondur. Bu basit görünen operasyonla hükümet ve TSK, üst aklın Türkiye'yi çatışma ve kaosa sürüklemeye dönük planlarını boşa çıkardı. Bu operasyon "basit askeri bir manevra" olarak kabul edilse dahi, sadece ve sadece 38 askerin canını kurtarmayla sonuçlandığı için takdir edilmeyi fazlasıyla hak ediyor. 

"Şah Fırat" operasyonunu yürüten Genelkurmay Başkanı'na yönelik suçlamalar, apoletli medya ve muhalefet partilerinin ahlaksız bir yüzünü daha ortaya çıkardı. Gerçek şu ki; muhalefetin beklentisi, Genelkurmay Başkanı Necdet Özel'in, iktidar partisini zora sokma pahasına askerlerini IŞİD'in insafına terk etmesiydi. Bir komutan bunu yapabilir mi? Bu kadar ahlaksız  bir beklenti olabilir mi? Eminim Orgeneral Özel, askerlerini ölüme terk ederek iktidar partisini zor duruma soksa, medya ve CHP-MHP tarafından "TSK'nın gelmiş geçmiş en büyük paşası" ilan edilirdi.

Beklentilerin de ahlaki bir sınırı olmalı; Genelkurmay Başkanı'ndan askerlerini ölüme terk etmesini beklemek ve bunu yapmadığı için onu suçlamak muhalefetin vatanseverliğini değil, şuurunu ne kadar kaybettiğini gösteriyor.