• 14.03.2015 00:00
  • (1950)

 İzleme heyeti, çözüm sürecinin başından beri değişik isimler altında Kandil ve HDP tarafından gündeme getirilen bir talep. Kürt siyaseti, çözüm sürecine üçüncü bir tarafın daha dâhil edilmesinden yana. Oslo sürecinde olduğu gibi, görüşmeler sırasında hakem işlevi görecek yabancı bir ülkenin masada bulunmasını istiyorlar. Hükümet ise daha önce denenen ve sonuçları bakımından Türkiye'ye zarar veren bu modele sıcak bakmıyor. Ancak Kürt tarafının bu öneride ısrar etmesi ve bu önerinin kamuoyunda destek bulması hükümetin tutumunu biraz yumuşattı. İmralı'da yapılan görüşmelerde yerli isimlerden oluşacak bir "İzleme heyeti" üzerinde mutabık kalındı. Fakat bu heyetin görev tanımı konusunda bir uzlaşma olduğu söylenemez.

 

Kandil ve HDP, çözüm sürecine karşı olmasa bile hükümete karşı olan çevreleri bu modelle yanına çekmeyi planlıyor. Gerektiğinde bu kurulu, hükümete karşı sopa olarak kullanabilecek. Bu heyetin İmralı'daki masada bulunmasını da isteyen Kandil, işine gelmediğinde, bu heyet aracılığıyla görüşmelere müdahale edecek. Kandil ve HDP'nin bu heyetin oluşturulmasıyla ilgili hesabı, çözüm sürecinin önündeki engelleri aşmak değil, sadece hükümeti daha fazla sıkıştırabilmek.  

Hükümet ise anladığım kadarıyla Kürt tarafının çözüm sürecinde öne sürdüğü sudan bahanelerin önünü alabilmek için bu modele yeşil ışık yaktı. Barış sürecinin, bu kurul aracılığıyla topluma daha fazla mal olmasını da kuşkusuz hesaplıyor olabilirler. Ayrıca böyle bir kurulun, çözüme karşı olan çevrelerin negatif enerjisini alması da bekleniyor. Fakat siyasal süreçler kontrol edilmesi zor süreçlerdir, ipin ucu kaçabilir. 

HDP, uzlaşma ortaya çıktığı andan itibaren, izleme heyetini kendi başına dizayn etmek için medya üzerinden operasyon çekmeye kalktı. Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ve Pervin Buldan arasındaki görüşme sonrası yaşanan gelişmeleri, HDP'nin hızlı davranarak izleme kurulunu dizayn etmeye çalışması olarak anlayabiliriz. Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan'ın müdahalesiyle HDP'nin bu kurnaz girişimi şimdilik savuşturuldu.  

Bu kurul ile birlikte adları yeniden gündeme gelen "Akil insanlar" grubundaki pek çok ismin, daha önce kötü sınav verdiğini hatırlatmak gerekiyor. Hükümet, çözüm sürecine muhalefeti azaltmak amacıyla toplumun her kesiminden ünlü ismi "akil insanlar" topluluğuna dâhil etmeye çalıştı. Ama bunların önemli bir kısmı, Murat Belge örneğinde olduğu gibi, aslında AK Parti ve Erdoğan nefretiyle gözü dönmüş isimlerden oluşuyordu.  Bu isimler, geçen süre içinde hükümete yarayacağı endişesiyle barış sürecini itibarsızlaştırmaya çalıştı. İçlerinden bazıları da seçilmiş başbakanı, darbeyle bile tehdit etti. Örgütün silahlı varlığını hoş gören ve bunu rasyonelleştirmeye çalışan bazı yazarların hâlâ akil insan olduğunu da sanırım hatırlatmaya gerek yok.

Kandil ve HDP'nin izleme heyetinde yer alacak isimlerle ilgili asıl kriteri, hükümete düşman, PKK'ya ise yakın olması. Bu kurulun oluşturulmasında "senin listen" ve "benim listem" diye düşünülerek hareket edilmemeli. İzleme kurulunun kriteri, kişilerin Kürt siyasetine ve hükümete yakınlığı değil silaha-şiddete uzaklığı, barış sürecine yakınlığı olmalı.