• 21.03.2015 00:00
  • (1931)

 Newroz, silahlı Kürt isyanını kutsayan ve yeniden üreten sembollerden biriydi. Bu kanlı döngü, 21 Mart 2013'te PKK lideri Abdullah Öcalan'ın "silahlar miadını doldurdu" mesajıyla kırıldı. Ancak PKK, isyanı durdurmasına rağmen siyasal dönüşümünü tamamlamaktan kaçındı. Gezi olayları ve 17-25 Aralık gibi Türkiye'de siyasi dengeleri sarsan gelişmelerin çözüm sürecini olumsuz etkilediği muhakkak; ama bu süreçte örgütün silahları bırakmaya hazır olmadığı görüldü. Öcalan için çözüm süreci, Kürt hareketinin dönüşümü ve siyasallaşmasıyken; Kandil ve HDP için bu süreç, silahlı varlığını legalleştirme ve siyasal statü elde etme savaşı olarak algılandı. İki yılın sonunda PKK, dönüşüme direnerek bir arpa boyu bile yol alamadı. Tüm enerjisini eski varlığını korumaya harcadı. Bu yüzden çözüm süreci aksadı ve planlandığı gibi ilerlemedi. 

* * *

Abdullah Öcalan, 2013 Newrozu’nda örgütünü silahları susturmaya ikna edebildi; bu Newroz'da ise PKK'yı silahları bırakmaya zorlayacak. 

28 Şubat günü Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan "silahları bırakma" çağrısına PKK ve HDP'den gelen tepkiye bakarak Öcalan'ın işinin kolay olmadığını söylenebiliriz. Zira Kandil, "silahları bırakma" çağrısının gündeme gelmesinden sonra daha da agresifleşti. Öcalan'ın silah bırakma için tarih vermediğini, sadece bir "niyet beyanında bulunduğunu" söylemeye başladılar. Kandil'deki bazı yöneticiler de "Önce devlet silah bıraksın" diyecek kadar ciddiyetten yoksun açıklamalar yaptı. 

Fakat tüm bunlara rağmen PKK'nın, Öcalan'ın "silahları bırakma" çağrısına daha fazla direnemeyeceğini düşünüyorum. Önlerinde iki seçenek var; birincisi, bu tarihi dönüşüm kavşağını silahları bırakarak sağlıklı bir şekilde tamamlarlar. Bu da Kürt hareketinin büyük başarısı olarak tarihe geçer. İkincisi ise Öcalan'ın talimatına uymayarak, Kürt hareketinde büyük bir çatlak oluşturup PKK'nın bölünme sürecini başlatırlar. Ki bu iki seçenek de bana göre ihtimal dahilinde. 

* * *

Abdullah Öcalan'ın bugüne kadar ki tüm çabası Kürt hareketini tek çatı altında tutarak siyasal dönüşümünü tamamlamaktı. Bunu kısmen başardı;  fakat örgüt içinde kendisine karşı ciddi bir direncin olduğu da gerçek.

Bunun farkında olan Öcalan, en önemli mesajlarını Newroz kutlamalarında vererek örgüt içindeki direnci, tabanın gücüyle aşmaya çalışıyor. PKK'ya talimat gönderme yerine, örgütün tabanına sesleniyor. Bir ada hapishanesinden PKK'yı kontrol etmek kolay değil. Öcalan, bu dezavantajını örgütün kitle tabanını etkileyerek avantaja çevirmeye çalışıyor. Tabanın desteğini arkasına alarak PKK'yı sınırlamaya çalışıyor. Bugün Newroz'da okunacak olan mektupta sürpriz mesajlar çıkmasını doğrusu beklemiyorum; Öcalan, PKK'ya silahların miadının dolduğunu ve siyasete geçiş için hazırlanmaları gerektiğini detaylarıyla tekrar anlatacak. Kendi barış ve çözüm vizyonunu yeniden, ayrıntılı olarak sunacak. Benim beklentim silahsızlanma kongresi için örgütün önüne somut bir tarih koyup koymayacağı. Bunu da hep birlikte, bugün öğreneceğiz.