• 8.02.2017 00:00
  • (1589)

 ABD’nin Suriye’de rejime ait hava üssünü vurması iç savaşın yedinci yılında Washington adına yaşanan en kayda değer hamlelerden biri. Zira Obama döneminde oluşan Suriye politikası iç savaşın derinleşmesine, sivil kayıpların artmasına, Esed’in varlığını korumasına, Rusya’nın bölge üzerindeki etkinliğini artırmasına, İran yayılmacılığına, İsrail’in güçlenmesine ve güney sınırlarımızda PKK/PYD terörünün kendine alan bulmasına yol açtı. Mevcut statüko muhalifler ve Türkiye dışında neredeyse herkesin işine yaradı. İdlib’de yaşanan kimyasal katliamdan sonra Trump’ın müdahale emri vermesi, bu dengeyi değiştireceğe benziyor.

Moskova, vücut diliyle ABD müdahalesini ciddiye almadığını gösterse bile; BM’yi hızla harekete geçirmeye çalışması, ABD müdahalesini “uluslararası hukuka aykırı” sayması, ABD ile hava sahası anlaşmasını askıya aldıklarını duyurması durumun Rusya açısından da son derece ciddi olduğunu gösteriyor.

Rus basınının, ABD’nin düzenlediği askeri harekatı “Üçüncü dünya savaşının başlangıcı” olarak yorumlaması da zaten operasyonun Ruslar tarafından gayet ciddiye alındığını gösteriyor.

Donald Trump’ın, bu hamlesiyle Obama’nın bölgede Rusya’ya kaptırdığı psikolojik üstünlüğü yeniden ele etmeye çalıştığı söylenebilir. İki ülkenin Esed ile ilgili süregelen mutabakatı İdlib’deki kimyasal saldırıyla bozuldu. Rejimi düne kadar öncelikli hedef sıralamasına almayan Beyaz Saray, Esed’i artık Suriye’nin geleceğinde görmüyor. Bu politika değişikliği sahadaki ABD-Rus ortaklığının bittiğinin işaretidir.

Esed rejimine yönelik müdahaleye en büyük tepkiyi gösterenlerden biri de İran oldu. Bunun sebebi Tahran’ın, saldırıyı kendisine yönelik bir müdahale olarak algılaması. İran bunda elbette haksız sayılmaz; nitekim Şam rejimine yönelik müdahaleyi Batı medyası “İran’a bir gözdağı”olarak da yorumladı. ABD-Rusya ortaklığından en çok faydalanan ülke İran olduğu için, en çok tepkiyi gösteren ülke olması da normal.

ABD’nin Suriye’de rejimi askeri olarak ilk kez hedef alması Türkiye için yeni fırsatların kapısını araladı. Rusya ve İran’ın “Esed’li Suriye” planlarının dikiş tutması artık mümkün değil.

Suriye’deki değişimi kilitleyen Obama politikası önceki gün itibarıyla aşılmışa benziyor. Bu askeri harekatın ardından ABD, Türkiye’nin baştan beri savunduğu gibi Esed’i öncelikleri arasına almak zorunda kalacak. Yine Türkiye’nin “Güvenli bölge” tezleri ABD’de şimdiden karşılık bulmaya başladı. Her şeyden önce gerek ABD’nin, gerekse Rusya’nın bugünden itibaren Türkiye’ye olan ihtiyacı daha fazla artmış durumda. Türkiye’nin önünde geniş bir manevra alanı açılıyor.

16 Nisan’da sandıktan güçlü bir “Evet” çıkarsa Ankara’nın Suriye’deki etkinliği daha fazla artacak; Ankara için yeni işbirliği ve ortaklıklar için kapılar sonuna kadar aralanacak.