• 24.04.2017 00:00
  • (1317)

 Avrupa ile Türkiye’deki muhalefet arasında sıkı bir ortaklık kurulduğu görülüyor. AB’nin iki lokomotif ülkesi Almanya ve Fransa, uzun süredir hükümete muhalif siyasi parti, sanat, akademi çevreleri, medya ve hatta yasadışı örgütlerle yakın ilişki içinde.

Ne yazık ki bu ortaklık Erdoğan karşıtlığı/düşmanlığı temeline dayanıyor. Avrupa’nın meseleye bakışı hiç de masum değil; Türkiye’deki çıkarlarını korumak için iç savaş çıkarmaktan tutun, ülkenin Cumhurbaşkanı’nın öldürülmesine kadar her türlü yol ve yöntemi kullanmaya hazırlar. Batı basınına bir göz atarsak, Avrupa’nın saldırgan niyetini, planlarını rahatlıkla görebiliriz. Buna örnek olarak Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (IFRI) siyaset bilimi uzmanı Philippe Moreau’nun, bir televizyon programında sarf ettiği sözler gösterilebilir. Fransa’nın önde siyasi analistlerinden Moreau, Türkiye ile AB arasındaki sorunların çözüm yolunun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın öldürülmesinden geçtiğini söyledi. Sunucunun “Bir cinayeti meşru gösteremezsiniz” itirazına da Moreau, soğukkanlı bir şekilde “Bu yöntemin yüzyıllardır süren bir tartışma olduğunu” ifade etti.

Avrupa’nın meseleye bakışı Moreau’nun bakışından çok farklı değil. 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Batı’nın FETÖ’cü darbeye sıcak baktığını ve ümitli bir bekleyiş içine girdiğini gördük. 16 Nisan referandumundan sonra CHP’nin başını çektiği muhalefetin sokakları hareketlendirme, Türkiye’yi Ukrayna’ya dönüştürme planlarının kaynağının da yine Avrupa olduğunu görüyoruz.

Almanya, Fransa ve Batı’nın CHP’nin başını çektiği muhalefetle kurduğu ilişkinin çok yanlış olduğunu söylemek gerekiyor. Avrupa, Türkiye’deki muhalefeti iç savaş çıkarmaya heveslendiriyor, suikastlar gerçekleştirmeye zorluyor. CHP, HDP, PKK, FETÖ, Avrupa merkezli bu planın ayrı ayrı ama ortak hareket eden taşeronları.

Avrupa, PKK’nın terör saldırılarıyla, FETÖ’nün darbe girişimiyle sonuç alamayınca CHP’yi sokağa çıkararak ülkede kaosu arttırmayı planlıyor. “Erdoğan’a suikast” söylentilerinin dolaşıma sokulmasını da bu çerçevede anlamak gerekir.

Şunu hatırlamakta fayda var ki, Avrupa’nın asıl hedefi Erdoğan’dan da öte Türkiye’dir.

Muhalefetin şu gerçeği görmesi şart; CHP, Türkiye’deki iktidar savaşında Avrupa’dan destek alabilir. CHP, AK Parti’ye karşı Avrupa ile ittifak da yapabilir; fakat mevcut ilişkinin niteliği Batı’nın taşeronluğunu yapmaktan ve Türkiye’yi ateşe atmaktan öteye geçmiyor. Avrupa, Türkiye’ye karşı PKK’yı, FETÖ’yü nasıl kullanıyorsa, CHP’yi de öyle kullanıyor. Buna fırsat veren ise Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi. CHP yol yakınken Avrupa ile kurulan bu gayrimilli ilişkiden bir an önce dönmeli. 16 Nisan referandumunda ortaya çıkan yüzde 48.6’lık sonucu sahiplenerek siyasete ve sandığa odaklanmalı. Yoksa işler o kadar çığırından çıkar ki, o zaman CHP’yi millet bile kurtaramaz.