• 22.05.2017 00:00
  • (1314)

 Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üç yıl sonra yeniden partisinin başına geçmesi, Türkiye için de bir dönüm noktası oldu. “Partili Cumhurbaşkanlığı” modeliyle Türkiye, yeniden güçlenme ve büyüme yoluna girdi.

Tarihi gelişmeleri yaşadığımız anın içinde fark etmek, anlamak elbette zor olabilir. Gelecekte, bu günlerin ülkemizin kaderini nasıl etkilediğini -Erdoğan’ın lider olarak Türkiye’yi bölünmenin, parçalanmanın kıyısından nasıl çekip kurtardığını- daha iyi görebileceğimizi düşünüyorum.

AK Parti’nin dünkü olağanüstü kongresi, her şeyden önce Türkiye’nin beka sorununa çözüm üretme açısından son derece önemliydi.

Kongre öncesi AK Parti tüzüğüne yapılan şu ekleme çok çarpıcı: “Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm vatandaşları tek bir milleti teşkil eder. Milletin tüm fertleri, hiçbir ayrım gözetilmeksizin ülkemizin birinci sınıf vatandaşlarıdır. Devlet milletimizin ortak eseridir. AK Parti, ‘Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet’ anlayışını sarsılmaz bir ilke olarak kabul eder.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni döneme devletin üniter, demokratik, laik, sosyal niteliklerini vurgulayarak, bu yöndeki açıkları kapatarak başladı. Devlet ve millet tarifini sağlam yapmadan ülke yönetmek mümkün değil. Yoksa, 16 Nisan öncesi olduğu gibi her kafadan “eyalet”, “federasyon”, “özerklik” lafları çıkabilir.

Erdoğan, kongrede yaptığı konuşmada özellikle “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet”e yönelik saldırılara karşı müsamaha gösterilmeyeceğinin altını çizdi. Görüleceği gibi bu yaklaşımla Türkiye Cumhuriyeti’ni, kuruluşunun 100. yılında parçalamayı hedefleyen Batı sistemine kapılar tümüyle kapatılıyor. Erdoğan, öncelikli olarak ülkenin beka sorununa ilişkin çözümler getiriyor.

Türkiye-Avrupa ilişkileri önümüzdeki dönemde yeniden şekillenecek. AB’nin Türkiye politikası esasen Türkiye’yi bölmeye dönüktür. Lozan’dan beri bu değişmemiştir. Bugün de Avrupa, PKK’yı ülkeyi bölmenin, FETÖ’yü ise devleti çökertmenin aracı olarak kullanıyor. Yakın tarihimizde bu terör örgütleriyle en sağlam mücadeleyi veren parti Erdoğan liderliğindeki AK Parti ile mümkün olmuştur. Erdoğan’ın kongrede yaptığı konuşmada, bu örgütlerle önümüzdeki dönemde de ölümüne bir mücadele içinde olunacağının altı çizildi.

Erdoğan’ın “AB ya bize verdiği sözü tutar ya da herkes bildiğini yapar” sözü, Türkiye’nin gelecekteki yol haritasını gösterir nitelikte. Ayrıca OHAL konusunda getirilen eleştirilere Erdoğan’ın çok net yanıtlar verdiğini görüyoruz: “Benim ülkemde devlet yıkılmaya çalışılıyor ve biz 249 şehit veriyoruz, 2 bin 193 gazimiz var. Ya siz ne yüzle bize OHAL’in ne zaman kalkacağını soruyorsunuz? Kalkmayacak.”

Kısacası Batı’nın, Türkiye’yi eskisi gibi dizayn etme dönemi dün resmen kapanmıştır. Erdoğansadece dışarı değil, içeriye de son önemli mesajlar verdi. Bu kongrenin en önemli sloganlarından biri “Değişim” idi. Erdoğan, milletin değişim beklentisine önümüzdeki dönemde karşılanacağının mesajını verdi. Parti yönetiminde başlayan değişim kabinede, teşkilatlarda, belediyelerde köklü bir temizlik şeklinde devam edecek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden genel başkan seçildiği kongrenin diğer bir tartışma konusu da MKYK listesiydi. Kimileri kızdı, kimileri sevindi. Ancak şunu unutmamak gerekir; Erdoğan’ın genel başkan olduğu partinin yönetiminde yer alan isimler Erdoğan’ın yol arkadaşı, takipçisi, hatta askeri sayılır. Bu tarihi değişim kongresini “şu isim böyle, bu isim böyle” diyerek gölgelemeye kimsenin hakkı yok.