• 26.06.2017 00:00
  • (1469)

 CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı “Adalet yürüyüşü”ne HDP’nin de destek vereceği açıklandı. HDP Genel Merkezi, Figen Yüksekdağ’ın kaldığı Kandıra Cezaevi’nden itibaren yürüyüşe katılım sağlanacağını duyurdu. Kemal Bey, İstanbul’a yaklaştıkça katılımların artması bekleniyor.

Anlaşılan CHP ve HDP birlikte “Adalet” arayacak; FETÖ ve PKK da bu yürüyüşe maddi manevi desteklerini esirgemeyecek. Bu dörtlünün amacı da zaten ülkeye “adaleti” ve “demokrasiyi” getirmek!

Bu ülkede doğru düzgün bir medya olsaydı bırakın böyle bir yürüyüş başlatmayı, bu gruplar sokağa çıkamayacakları gibi; CHP’yi FETÖ, HDP ve PKK’yla yan yana getirdiği için Kemal Kılıçdaroğlu gibi bir isim siyaset sahnesinde barınamazdı.

Peki kim bu “adalet” yürüyüşçüleri?

Amaçları ne?

PKK, Türkiye karşı yabancı devletler adına vekalet savaşı veren bir terör örgütü. 40 yıldır Türkiye’ye karşı kanlı saldırılar yürütüyor ve binlerce vatandaşımızın ölümünden sorumlu.

HDP, bu terör örgütünün siyasi uzantısı. Türkiye’ye karşı yürütülen “vekalet savaşı”nın legal ayağı. PKK’nın Güneydoğu’da başlattığı “Hendek” terörünün ise başaktörü. Örgütün terörü şehirlere taşımasına HDP yataklık etti.

FETÖ, Türkiye Cumhuriyeti devletini içeriden çökertmeye çalışan, bunun için kanlı 15 Temmuz darbe kalkışmasıyla 249 vatandaşımızı katleden hain bir örgüt, taşeron bir yapılanma. Savaş uçaklarıyla, helikopterlerle, tanklarla, tüfeklerle millete saldıran, eşine az rastlanır “haşhaşi” çetesi.

İşte CHP’nin yan yana geldiği, adalet aradığı yoldaşları bunlar; bu örgütler Kemal Bey’in “adalet” arayışına destek veriyor. Kol kola vererek Türkiye’ye “adalet”i getirecekler!

Bu yürüyüşün önemsenecek tek yanı fütursuzluğu olabilir.

Zira HDP, FETÖ ve PKK’nın desteğiyle “adalet” aramanın kendisi bile milletin aklıyla alay etmekten başka bir anlama gelmiyor.

Bu akıl, bu cesaret Kemal Kılıçdaroğlu’na ait değil; bu yürüyüş, onu CHP’nin başına getiren gücün aklı ve projesidir. Kemal Bey’in FETÖ, PKK ve HDP ile ortak hareket etmesini teşvik eden, onu cesaretlendiren bir güç var bu ülkede; bu güç de siyaset ve medya dünyasında hala etkili. Kemal Kılıçdaroğlu, bu güce güvenerek yollara düştü.

Bu yürüyüşün amacı, hedefi kaygı veya endişeleri ne “adalet”, ne “demokrasi”, ne de “özgürlükler”dir; bunu biliyoruz. 16 Nisan’da Türkiye yeni bir istikamete girdi. Türkiye’yi 50 yıldır içeriden tüketen terör örgütlerinin kökünü kazınmaya başlandı. Yeni dönemde ne FETÖ, ne PKK kalacak. Batı’nın devlet içine yuvalanan bütün işbirlikçileri temizlenecek.

İşte asıl hedefleri bu gidişatı durdurmak. Bu yüzden yollara düştüler. Ama başarma ve sonuç alma ihtimalleri artık kalmadı. “2. Gezi” değil, kaçıncı Gezi’yi çıkarırlarsa çıkarsınlar muvaffak olamayacaklar. Ve gerçek adalet asıl bundan sonra işlemeye başlayacak.