• 20.10.2017 00:00
  • (1319)

 Seçmen önemli ama ülkenin bekası daha önemli. Gerçek liderler, oy hesaplarıyla ülkeyi tehlikeye atacak kararların, işlerin içinde asla olamaz. Tarihte zaten bunun bir örneği yoktur. Büyük liderler küçük hesapların peşinden koşmaz.

Irak’ta Barzani krizi baş gösterince Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da Kürt oylarıyla rehin almaya çalıştılar. Neymiş efendim; Güneydoğu’daki Kürtler, Barzani’nin bağımsız devlet kurmasından yanaymış da, buna karşı çıktığı için de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı 2019 seçimlerinde cezalandıracakmış!

Bu çevreler Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı basit oy hesapları yapan biri gibi gördüklerinden, Kürt seçmenleri kışkırtarak devlet politikasına etki edebileceklerini sanıyorlar.

Bu şantaj karşısında Cumhurbaşkanı Erdoğan ne yaptı? Pek tabii ki kendisine şantaj yapanları kale bile almayarak her zamanki gibi bildiğini okudu. Yani, ülkenin çıkarları neyi gerektiriyorsa o adımı atmaktan kaçınmadı. Etrafımızdaki coğrafyada bulunan bütün milletlerin Türkiye’nin kadim dostu olduğunu açıkladı. Cumhurbaşkanı, söylem ve eylemiyle ne Türk’ü, ne Arap’ı, ne Kürt’ü, ne Acemi birbirinden ayırdı. Barzani’nin bölgeyi karıştıracak, milyonlarca insanın ölümüne yol açacak, Ortadoğu’da fitne ateşini tutuşturacak “bağımsızlık” hamlesine karşı çıkmakla, Kürtlerin haklarını birbirine karıştırmamak gerektiğini belirtti.

Erdoğan, Barzani’nin Erbil’de İsrail bayrakları sallayarak kendi kafasına göre bağımsız devlet kurmaya kalkışmasının bölgeyi yangın yerine çevireceğini ve en büyük zararı da yine Kürtlere vereceğini söyledi. Daha da önemlisi Cumhurbaşkanı, Kürt vatandaşlara da seslenerek “Kimse kusura bakmasın, terörü destekleyenlerle yolumuz ayrılır” diyerek, net ve açık bir demokratik duruş sergiledi. PKK/PYD/YPG’ye sempati besleyenlerle ne Erdoğan’ın, ne Türkiye’nin bir işi olabilir.

Bu kararlı açıklamalarla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Kürt seçmenle korkutmanın, teslim almanın mümkün olmadığı bir kez daha ortaya çıktı.

Tabii bu tartışmaların kaynağı da önemli; belki de asıl konuşmamız gereken nokta burası. Kürt vatandaşları Erdoğan’a karşı kim kışkırtıyor?

AK Parti içinden de demek istemiyorum aslında ama Kürt seçmeni, Erdoğan’a karşı doldurmaya çalışan kesimler daha çok AK Parti etrafında kümelenmiş durumda. Bu çevreler, birdenbire hiç olmadığı kadar Barzani güzellemesi yapmaya başladılar. “Irak’taki Kürtlere karşı neden tutum alıyoruz” yaygarası yaparak Erdoğan’ı Kürtlere karşı tavır içindeymiş gibi göstermek istediler.

Oysa Türkiye, bölgedeki Kürtlerin de tek sığınağı, tek dostu olan bir ülke. Bugüne kadar Irak’taki Kürtlerin imdadına yetişen ve bundan sonra da yetişecek olan Ankara’dan başkası değil. Bu gerçeği bile bile Kürtleri Erdoğan’a karşı ajite etmeye çalıştılar.

Belli ki hedefleri 2019 seçimleri. Kürt seçmeni etkileyerek başkanlık seçimlerinde Erdoğan’a darbe indirmenin hesaplarını yapıyorlar. Aynı çevre, 16 Nisan’da da “Hayır” oyları için çalışmıştı. Hiçbir fırsatı kaçırmıyorlar, Erdoğan’ın aleyhine olabilecek her imkanı sonuna kadar zorluyorlar. Erdoğan’ın derdi şu seçmenin veya bu seçmenin oyu değil, olamaz da zaten; ülkenin bekası, devletin ve milletin birliği her şeyden önce gelir. İçeriden fitne çıkararak Erdoğan’ın önünü kesemeyecekleri gibi milletin kararını da değiştiremezler. Millet, ülkenin nasıl kritik bir dönemeçten geçtiğini görmekte. Sırat köprüsü gibi bıçak sırtı bu ince uzun yoldan ülkeyi sulha çıkaracak olan Erdoğan’dan başkası değil.