• 1.01.2017 00:00
  • (1335)

 CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu herkesin malumu; kendisi, FETÖ’nün kaset darbesiyle genel başkanlık koltuğuna oturan bir isim. Fakat anlaşılan Kemal Bey, FETÖ’nün CHP’ye sızdırdığı ilk isim değil; “genel başkan yardımcısı” sıfatıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanına monte edilen isimler de FETÖ izi taşıyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, bu şüphelilerden biri. Ne zaman bir algı operasyonu olsa, FETÖ adına ne zaman psikolojik bir harekât geliştirilse bakıyoruz, başlangıç vuruşunu yapan nedense hep CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan oluyor. Tezcan’ın yalan haberlerle manşete çıkma rekorunu daha hiçbir CHP’li geçemedi. Erdoğan’ın özel ordu kurduğunu, Adil Öksüz’ün Türkiye içinde açık kimliğiyle şehir şehir dolaştığı yalanını haberlere konu eden Bülent Tezcan’dan başkası değildi. FETÖ’cüleri attıkları yalanlarla tanıyoruz artık, bu bir nevi imzaları oluyor.

Bülent Tezcan, sahneye bu kez Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Faşist diktatör” diyerek (daha doğrusu ağzından salyalar akıtarak- çıktı. Hatırlanacak olursa bu söylem 15 Temmuz darbesi öncesinde dolaşıma sokulmuştu. 15 Temmuz darbesinin siyasi ve psikolojik gerekçelerinden biri “Faşist diktatör” suçlaması olacaktı. Bülent Tezcan, “Faşist diktatör” söylemini yeniden dile getirerek FETÖ ve CHP’nin darbe iddiasını canlı tutmaya çalışıyor.

Eğer bir ana muhalefet partisi genel başkanı veya yardımcısı seçimle işbaşına gelen lidere yönelik “Faşist diktatör” suçlamasını getiriyorsa, bunun tek anlamı vardır, o da demokrasi dışı müdahaleye gel gel yapmaktır. Tayyip Erdoğan’a yönelik öfke ve nefretlerine bakılacak olursa 15 Temmuz’da başarısız olanın sadece Pensilvanya olmadığı görülecektir; 15 Temmuz’da CHP de en az Pensilvanya kadar başırısız olmuştur. Erdoğan’a yönelik geliştirdikleri nefret söylemlerine bakılacak olursa CHP ve FETÖ arasında ciddi bir düşünce ve eylem birlikteliği söz konusudur.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve iktidar partisinin tüm iyi niyetli yorum ve yaklaşımlarına rağmen CHP, gerçekte 15 Temmuz darbe kalkışmasının ortaklarından biridir. Nerede durduğu, görevi veya misyonu ayrı tartışmanın konusu; işin tartışma götürmeyen kısmı, CHP’nin darbe sürecinin geliştirilmesinde FETÖ ile senkronize hareket ettiği gerçeğidir.

Mesele sadece CHP yönetimine sızdırılan FETÖ’cü meselesi değil elbet; CHP zihniyetinde millet karşıtlığı önemli yer tutmaktadır. Milletin yüzde 52 oyla yetki verdiği, işbaşına getirdiği bir lidere rahatlıkla nefret söylemi geliştirebiliyor ve devrilmesi için demokrasi dışı yollara sıcak bakabiliyorlar. Üstelik, seçmen iradesine bu kadar saygısızca hakaret etmenin “demokratlık” ile bağdaşmadığını bile bile.

Bunun CHP için sürdürülebilir olmadığını söylemekte fayda var. FETÖ’nün düdüğünü çalarak bir yere ulaşmaları mümkün değil. Hayatın da bir olağan akışı var; darbeye kalkışıp başarılı olamadığınızda sonucuna katlanırsınız; FETÖ, bu darbe girişiminin ağır sonuçlarını yaşamakta, CHP de bulaştığı FETÖ belasının sonuçlarından şüphesiz kaçamayacaktır. Siyaset zemininde duruyor gözükmeleri hukuk dışı işlere karışanları kurtarmaya yetmeyecek. Bunu zamanla herkes görecek.