• 7.02.2018 00:00
  • (1111)

 ABD Başkanı Donald Trump “DEAŞ terörünün büyük ölçüde geriletildiğini” vurguladıktan sonra Suriye’den çekilmeyi gündemlerine aldıklarını duyurmuştu. Rusya Devlet Başkanı Putin de, Ankara’daki üçlü zirvede “DEAŞ’ın Suriye’de yenilgiye uğratıldığını” söyleyerek Trump’ı doğruladı.

Bu iki açıklama ABD’nin Suriye’deki varlığının gereksizliğine açıkça ortaya koyuyor. Fakat Pentagon, Suriye’deki Amerikan askeri varlığını azaltmak yerine atırmaya devam ediyor. Suriye’nin kuzeyinde yeni askeri üsler kurmayı sürdürüyorlar. Başkan Trump’ın açıklamalarını da açıkça yok hükmünde sayıyorlar.

Pentagon Sözcüsü White, önceki gün ABD Kuvvetleri’nin Suriye’den çekileceğine ilişkin iddiaları “dedikodu” olarak niteleyerek Trump’ın söz konusu açıklamalarının Washington’da dikkate değer bulunmadığını ifade etti.

ABD’nin Suriye politikasını oluşturan gücün Pentagon olduğu düşünülürse kimin sözünün geçerli olacağı da anlaşılır. Amerikan sisteminde başkanın rolü “belirleyici” görünüyor olsa da son sözü daima Savunma, İstihbarat ve Dışişleri bürokrasisi söylemekte.

Bu durumda ABD Suriye’den çekilmeyecek, aksine yeni askeri üsler kurmayı sürdürecektir. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov da, ABD’nin çekilmeye niyetli olmadığını ve Suriye’nin kuzeyinde yeni üsler kurmaya devam ettiğini söyledi.

Fakat Trump’ın Suriye’den çekilme yönündeki açıklaması, Pentagon’u zor durumda bırakacak ve Amerika’nın Suriye’deki varlığına ilişkin “hukuki” tartışmaları gündeme tutacaktır. Suriye’de DEAŞ terörü yenilgiye uğratılıp bitirildiğine göre Amerika’nın bu coğrafyadaki varlığı da “hukuksuz” hale gelmiştir. DEAŞ gerekçesiyle yarattıkları “hukuk” hükmünü yitirmiştir.

Türkiye-Rusya-İran’ın oluşturduğu üçlünün Suriye’nin geleceğini belirlemedeki etkisi her geçen gün artmaktadır. Bu gelişme, Amerika’yı zamanla Suriye’den çıkmaya zorlayacak. Türkiye-Rusya-İran ittifakı, ABD’nin kuzey Suriye’deki planlarını da şimdiden bozmuştur. ABD, bu üçlü ittifaka karşı Suriye’de kendi başına daha fazla at koşturamaz.

Pentagon’un bu aşamadan sonra atacağı adım, tıpkı Birinci Körfez Harekatı’nda ABD’nin Irak’ın kuzeyinde yaptığı gibi Fırat’ın doğusundaki PKK/PYD varlığına dokunulmazlık kazandırmak ve Suriye’den çekilmeden önce buna “hukuki” bir kılıf uydurmak olacak. Ancak, Rusya’nın desteği ve Esed rejiminin oluru olmadan ABD’nin Fırat’ın doğusunu dokunulmaz bir statüye kavuşturması mümkün değil. Türkiye ağırlığını koyarsa ABD’nin bunu başarması mümkün değil.

ABD, Fırat’ın doğusuna dokunulmaz kılmayı başarırsa “PKK devleti”ni kuluçkaya yatırmış olur ki, bu da er ya da geç Ortadoğu’da “İkinci İsrail” devletinin kurulması anlamına gelir. Ne var ki 1990’ların Ankara’sı ile bugünün Ankara’sı çok farklı; Türkiye aynı yerden ikinci kez ısırılmaya müsaade etmeyecek.