• 1.02.2018 00:00
  • (1367)

 CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, absürt ve yalan iddialarla kamuoyu gündemini meşgul ederken Kemal Kılıçdaroğlu da seçim beyannamesine koyduğu enteresan vaatlerle Türkiye’nin üniter yapısını tartışmaya açıyor. Millet, İnce’nin gündeme getirdiği yalanlarla uğraşırken CHP, alttan alta HDP/PKK’nın “federasyoncu” çizgisine biraz daha yaklaştırılıyor.

Hatırlanacak olursa düne kadar “federasyon” tartışmalarına en sert tepki CHP’den yükselirdi; fakat bugün partinin seçim beyannamesine koyacak kadar sıcak bakıyorlar bu konuya.

Beyannamede yer alan “Kamu birimlerine idari ve mali özerklik verilmesi”, “Avrupa Yerel Özerklik Şartı’nın kabul edilmesi”, “Bazı bakanlıkların yetkisinin yerel yönetimlere devri” gibi ifadelerin yıllardır PKK/HDP tarafından dile getirilen “federatif çözüm” temalı talepler olduğu biliniyor. CHP beyannamesinde yer alan bu ifadeler aslında ABD’nin Türkiye’ye dayattığı “özerk”, “federatif” çözüm modelleri. Surda gedik açana kadar Türkiye’nin bölünmesini “yerel özerklik şartı”, “yerel yönetimlerin güçlendirilmesi” gibi “mantıklı” görünen önerilerle satmaya çalışacaklar. Bölmeye, parçalamaya zaten işin böyle “olur” kısmından başlayıp adım adım yol alıyorlar.

CHP’nin seçim beyannamesine yönelik ilk tepkinin yine bir dönem CHP vitrininde olan isimlerden gelmesi de şaşırtıcı değil. CHP’de ne olup bittiğini en iyi bu isimler biliyor.

AKŞAM Gazetesi’ne konuşan CHP İzmir eski milletvekili Canan Arıtman “Beyanname adeta ABD ve terör örgütü PKK’nın taleplerini karşılayan bir metin” derken, CHP İzmir eski milletvekili Birgül Ayman Güler de “Bu bildirge özerkliğe gider. Üniter devletten vazgeçmektir” diyor. CHP eski Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen ise “Anayasa herkesi bağlar. Yerel özerkliğe yol açacak düzenlemelerden kaçınılmalı” sözleriyle partili arkadaşlarını uyarma gereği duyuyor.

Bu isimlerin CHP’de bugün neden yer bulamadığı da daha iyi anlaşılıyor. ABD, FETÖ üzerinden CHP’yi dizayn ederken, Kemal Bey eliyle de partideki “ulusalcı”, “Kemalist”, “solcu” grupları tasfiye etti. Tasfiye edilen bu grupların ortak özelliği ise ABD’nin istediği “değişime” ayak diremeleri, üniter yapıdan yana olmaları ve terör örgütü PKK/PYD ve HDP ile ittifaka güle oynaya yanaşmayacak olmaları. CHP’de bugün at koşturan bütün yöneticiler, yerlerini kesinlikle ABD ve FETÖ’nün iradesine borçlular. CHP’yi şu an ABD’nin her istediğini yapacak bir ekip yönetiyor. Bu seçim beyannamesiyle de bunu bir kez daha kanıtlamış bulunuyorlar.

Kemal Kılıçdaroğlu ve Muharrem İnce’nin seçim gündemini bu kadar çok yalanla meşgul etmeleri, saptırmaları da boşuna değil. Bir seçim taktiği. Sıra bunların yalanlarını yalanlamaktan bir türlü altan alta ülkeyi bölünmeye götürecek seçim vaatlerine gelmiyor çünkü. Medya da “CHP sahiden neyin peşinde, bu ülke için ne yapmak istiyor” sorularını konuşmak yerine daha çok bunların yalanlarıyla uğraşıyor. Her gün yeni bir yalanla gündeme geliyorlar. Muharrem İnce, bu performansıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun yalancı ikizi olduğunu kanıtladı. Her iki ismin birbirlerinin rakibi değil tamamlayanı olduğu da iyice ortaya çıktı. Ama bu düzenbazlıktan da sonuç almaları mümkün değil, millet her şeyin farkında.