• 21.07.2018 00:00
  • (1013)

 Bir defa şunun altını çizelim; mizah, uzun süredir bir ifade özgürlüğü aracı değil, propaganda tekniği olarak kullanılmakta. ODTÜ’lü öğrencilerin mezuniyet töreninde taşıdığı pankartlı Erdoğan karikatürleri de mizahtan daha çok adi bir kötülemeyi, küçültmeyi ve alayı içeriyor.

ODTÜ’lü gençlerin taşıdığı karikatür, Erdoğan şahsında ona oy veren geniş kitlelere karşı duyulan nefreti yansıtıyor. Bu karikatürü hesabından paylaşan Kemal Kılıçdaroğlu da, “düşünce özgürlüğü” adı altında aslında Erdoğan’ı seçen toplumun büyük kesimine karşı gösterilen bu nefret eylemini olağanlaştırma çabasında. Mizahın arkasına saklanarak nefret propagandasını yaygınlaştırmaya ve normalleştirmeye çalışıyorlar.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun ve daha birçoklarının ODTÜ’lü öğrencilerin tutuklanmasına yönelik tepkileri olabilir. Bunu eleştirebilirler. Ancak nefret suçu kapsamına girecek nitelikteki, ırkçı göndermeler içeren, toplumun büyük bir kesimini aşağılayan bu eylemi düşünce özgürlüğünün bir parçası olarak sunamazlar.

Bu mizah anlayışını bir yerlerden tanıyoruz. Batı kaynaklı bir propaganda tekniği bu. Batı medyasında her gün başka bir örneğine rastladığımız türden ırkçı nefreti, yabancı düşmanlığını ve İslamofobiyi yansıtıyor. Daha gerilere gittiğimizde Nazilerin de mizahı bir propaganda yöntemi olarak kullandıklarını görüyoruz. Yahudi düşmanlığının kitlelere bu mizahla zerk edildiğini çok iyi biliyoruz. Nefret duygularını saçmanın, ırkçı güdülere seslenmenin, aşağılama ve horlamanın bir mizah biçimi olduğunu savunuyorsanız, o ayrı zaten. Bunun en alasını Naziler yapıyordu.

ODTÜ’lü sersemlerin “mizah” diye taşıdığı karikatür de toplumun geniş kesimlerini horlayan, dışlayan, aşağılayan, küçülten, alay eden sistematik bir propagandanın devamı niteliğindedir. Yani yüceltilecek, hoş görülecek, gülünecek, “zeka ürünü” sayılacak bir yanı olmadığı gibi siyasi parti liderliğine kadar yükselmiş insanların da kınaması, en azından “olmadı, öğrencilere yakışmadı” diye eleştirilmesi gerekirdi.

Bu mizah anlayışının insani ve siyasi ilişkileri yaralayan, parçalayan bir özelliği var. Çünkü baştan aşağı negatif bir ruhun yansıması. Hiçbir ahlaki öğeyi içinde barındırmıyor. Tamamen küçültme, aşağılama, horlama, ezme, nefret ettirme gibi duygulara dayanıyor. Ve daha da önemlisi ODTÜ’lü gençlerin ellerine tutuşturulan o karikatür, toplumun değişik kesimleri arasında nefret uyandırmaya amaçlayan siyasi mühendislik faaliyetinin bir aracı.

Kemal Bey ve şürekası bu milletle alay etmeyi bırakmalı artık; ellerindeki o karikatürle her zamankinden çok daha çirkin görünüyorlar. Gençlere yazık, kendilerine yazık!