• 3.02.2018 00:00
  • (1038)

 Türkiye’ye karşı başlatılan “ekonomik savaş”ın diğer önemli bir hedefi de içeride muhalefeti güçlendirmek. Kriz ortamında CHP, HDP ve İYİ Parti’nin güçlenmesini umuyorlar. Yerel seçimler yaklaşırken, CHP-HDP ittifakını sağlamak için harekete geçtikleri görülüyor. 24 Haziran seçimlerinde CHP-HDP arasında açıktan gerçekleştiremedikleri ittifakı, bu kez yerel seçimlerde gerçekleştirmeyi ve sonraki genel seçimlere de tam bir ittifak halinde gitmeyi planlıyorlar. CHP İstanbul Milletvekili Dursun Çiçek’in “Kriterlerimize uyan HDP’lileri CHP’den aday gösterebiliriz” açıklaması, muhalefetin önümüzdeki dönemdeki yol haritasını da gösteriyor.

CHP’nin PKK’nın siyasi uzantısı olan bir partiyle ittifak kurması şüphesiz kolay değil. En azından böyle bir yakınlaşma için tabanın/kamuoyunun ikna edilmesi gerekiyor. Bu da bir günde olacak bir iş değil, zamanla ancak mümkün olabilir. CHP yönetiminin bu ittifakta kararlı olduğu ve adım adım yol aldığı görülüyor. Her fırsatta teşkilatı, parti tabanını ve genel olarak CHP seçmenini buna ikna etmeye uğraşıyorlar. Ellerindeki önemli isimleri yeri geldiğinde tabanı ikna etmek için sahneye sürüyorlar.

CHP ve HDP’nin yerel seçimlerde açıktan ittifak yapabileceğine dair açıklamaların partinin genel başkanı yerine İstanbul Milletvekili Dursun Çiçek’ten gelmesi önemli. Dursun Çiçek genelkurmay karargahında görev yapmış, FETÖ kumpasıyla ismi gündeme gelen, “mağdur” kimliğiyle CHP tabanında da karşılığı bulunan eski bir subay. CHP yönetimi, HDP’yle ittifakı eski bir asker üzerinden gündeme getirerek tabanın nabzını yokluyor. Dursun Çiçek’in ‘asker’ kimliğini kullanarak, HDP’yle ittifakı meşrulaştırmaya çalışıyorlar. CHP seçmenini ikna edip edemeyeceklerini önümüzdeki dönemde hep birlikte göreceğiz; şimdilik altı çizilmesi gereken husus, CHP’yi HDP ile ittifaka zorlayan asıl gücün ABD olduğu gerçeğidir. Bu konu ne Kemal Bey’in, ne Muharrem İnce’nin şahsi tasarrufu olarak görülebilir.

ABD, HDP’yi CHP üzerinden meşrulaştırıp güçlendirerek Türkiye’yi önce siyasi olarak, sonra da fiziki olarak bölmeyi planlıyor. ABD’nin bu taktiği Irak ve Suriye’de de uyguladığını ve Ortadoğu planının bir parçası olduğunu görüyoruz. Irak ve Suriye’de zayıflattıkları rejimleri, önce bölücü gruplarla “demokratik ittifak”a zorlayıp yasal koruma altına alıyorlar, sonra da bu taşeron örgütleri devlet haline getirip bu ülkeleri bölerek çökertiyorlar.

Siyasi partiler arasında yakınlaşmalar, ittifaklar şüphesiz olabilir. Ancak CHP’nin HDP ile ittifak arayışının arka planında yukarıda izah etmeye çalıştığımız gibi Batılı bir akıl, sinsi bir plan yatmaktadır. Ortada demokratik bir ilişki değil, ABD’nin kurguladığı siyasi bir mühendislik operasyonu var. Irak ve Suriye örneği önümüzde açıkça durmaktadır. CHP’nin buna rağmen hâlâ PKK’nın siyasi uzantısı HDP’yle ittifak kapılarını zorlaması tehlikeli bir girişim olduğu gibi en çok da kendisine zarar verecek bir harekettir. Bu ittifak CHP için siyasi olarak da sonun başlangıcı olur.