• 5.02.2018 00:00
  • (932)

 Türk ekonomisine yönelik saldırıların dolaylı bir hedefi de AK Parti iktidarı boyunca yakalanan başarı hikayesini vurarak gözden düşürmek. Son 16 yıldır ekonomide, dış politikada, terörle mücadelede önemli başarılar elde edildi. Devlet yeniden yapılandırıldı. Türkiye’nin kendine olan özgüvenini artıran bu yürüyüş, diğer cumhuriyet hükümetlerinden farklı bir hikayenin de ortaya çıkmasını sağladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde Türkiye son 16 yıldır büyüyerek kalkınma yoluna girdi ve küresel bir aktör haline geldi. İşte bu Türkiye’yi ekonomik olarak çökertip yeniden karamsarlığa sevk etmeye, yeniden Batı’nın dümen suyuna sokmaya çalışıyorlar.

Ekonomi, AK Parti iktidarının ve Tayyip Erdoğan liderliğinin en başarılı olduğu alanlardan biriydi. Erdoğan IMF’ye bağımlı olan, siyasi bağımsızlığını yitiren, AB kapısında dilenci konumuna gelen Türkiye’yi yeniden ayağa kaldırdı ve IMF’ye borç verecek güçlü bir hale getirdi. Ekonomide sağlanan bu başarı AK Parti iktidarının ve Erdoğan liderliğinin pekişmesini sağladı. Erdoğan’a yönelik siyasi komplo ve darbe girişimlerinin devreye sokulması, bu başarı hikayesiyle yakından bağlantılıdır. Terör saldırıları, darbe girişimleri ve siyasi komplolardan sonuç alamayınca Türk ekonomisine doğrudan savaş ilan etmeyi gündemlerinde aldılar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 1994’ten beri hiçbir seçimi kaybetmemesinin sırrı başarılı ekonomi yönetiminden kaynaklanıyor. Türk ekonomisini hedef alarak aslında bu başarı hikayesini ortadan kaldırmak istiyorlar.

Bu saldırılar vesilesiyle Türkiye bugüne kadar ertelediği temel eksikliklerini tamamlamak zorunda bırakıldı ki, bu da hayırlı sonuçlara yol açacaktır. Osmanlı’nın başaramadığı, Cumhuriyet hükümetlerinin ertelediği sanayileşme ve üretime dayalı bir ekonomi biçimine geçiş, Erdoğan liderliğindeki yeni Türkiye’nin kızıl elması oldu. Savunma sanayiinin lokomotif görevini göreceği ekonomik kalkınma yolundaki Türkiye, Batı’ya karşı verdiği bu ekonomik savaşı da şüphesiz kazanacak.

Türkiye’nin zorlu bir sürece girdiğinden kimsenin bir kuşkusu yok. Başka devletlerin örneğinde de olduğu gibi ekonomik kalkınma süreci uzun ve zorlu bir süreçtir. Ancak devletlerin tehdit ve savaş şartlarında hızlı gelişmeler kaydettiği tecrübeyle sabittir. Batı’nın mevcut kuşatma ve baskısı altında Türk ekonomisinin de şimdiden ciddi bir motivasyon kazandığı ve birkaç on yılda büyük sıçramalar göstererek hayal edilmesi zor gelişmeleri kaydedeceği görülüyor. İnsansız Hava Araçları teknolojisinde Türkiye’nin başarısı çok büyüktür. Görüldüğü gibi Batı’ya muhtaç olduğumuz teknolojileri hızla kendimiz üretmeye başlıyoruz. ABD’nin Türkiye’ye satmaktan kaçındığı uzun menzilli savunma füzelerini her ne kadar bugün Rusya’dan temin yoluna gidiyorsak bile, savunma sanayimizin üzerinde çalıştığı ve seri üretimine başlanan orta menzilli füze savunma sistemlerimizi de çok geçmeden geliştirerek S-400’lere olan ihtiyacımızı yerli üretimden elde etmeyi başaracağız.