•  
  • (916)

 ABD ile Türkiye arasında Münbiç konusunda varılan mutabakatı bütün dünya biliyor. ABD, terör örgütü PKK/YPG’nin ilçeyi 90 günde terk edeceği sözünü vermiş, Türkiye ile ortak güvenlik anlaşmasına varmıştı.

Ancak bölgeden gelen haberler, Ankara’nın bir süredir dile getirdiği şikayetleri doğrular nitelikte. Dün haber ajanslarına düşen görüntüler PKK/YPG’nin Münbiç’i terk etmesi bir yana, aksine ilçenin etrafını hendek ve tünellerle kazdığını gösteriyor.

Bu tablo aslında ABD’nin Türkiye’ye karşı nasıl ikiyüzlü bir politika izlediğini de tartışmaya yer bırakmayacak şekilde kanıtlıyor. İki ülke dışişleri bakanlıkları tarafından yapılan anlaşmaya göre terör örgütü Fırat Nehri’nin batısındaki bu ilçeyi üç ay içinde terk edecekti. Fakat ABD, Münbiç’i terör örgütünden boşaltma yerine ilçeye müzahir alanlardaki terör örgütü üyelerini de buraya kaydırmayı sürdürdü.

Ankara ise bir süredir ısrarla ABD’nin verdiği sözü tutmadığını, Münbiç’ten kötü kokular yükseldiğini dile getiriyordu. Türkiye, ABD’nin “oyalama taktiği” içinde olduğunu tespit edince, Münbiç’e yönelik Afrin’deki gibi bir operasyonun sinyalini verdi.

Türkiye’nin operasyon kararlılığında olduğu görülünce, terör örgütü, ABD nezaretinde ilçenin etrafına hendekler kazmaya, tüneller açmaya başladı.

Türkiye, Münbiç meselesini masada çözme niyetindeydi. Ne var ki, terör örgütünün burayı boşaltması bir yana takviye ettiğini gösteren yeni görüntülerden sonra Ankara’nın askeri seçeneği devreye sokma ihtimali daha da güçlendi.

Münbiç, Türkiye’nin “kırmızı çizgisi” olarak ilan ettiği bölgeler arasında yer alıyor. Ankara’nın, ABD’ye rağmen terör örgütün buradaki varlığını kabul etmesi mümkün değil. Ankara için terör örgütünün göstere göstere burada hendek kazması, tüneller açması, mevziler kurması, “Münbiç’ten çıkmam” demeye getirmesi bardağı taşıran son damla olacaktır.

Münbiç konusunda başından beri Washington ile Ankara arasında bir anlaşma vardı. Obama ile başlayan Trump ile devam eden Türkiye’nin lehinde bir anlaşmaydı bu. İki ülke arasındaki mutabakata uymayan taraf maalesef Washington oldu. Türkiye’nin olası bir müdahalesi karşısındaki diplomatik haklılığı tartışılmaz. Askeri bir operasyon durumunda ABD’nin elinde Türkiye’yi durduracak, itiraz edecek meşru hiçbir gerekçesi bulunmuyor. Ankara masada olmuyorsa sahada bu işi halledecektir. Bugünden itibaren Afrin’deki gibi yeni bir askeri operasyon seçeneği gündeme girmiştir, hatta böyle bir operasyon an meselesidir.