• 30.11.2018 00:00
  • (1213)

 ABD’yle bir tür “düşük yoğunluklu savaş” yaşıyoruz. Daha doğrusu Pentagon, Türkiye’ye karşı ilan edilmemiş bir “düşük yoğunluklu savaş” yürütüyor. Bu savaş içeride ve dışarıda, değişik yöntemlerle sürmektedir.

Bu durum iki tarafı sık sık karşı karşıya getirmekte ve ilişkilerde gerilime yol açmaktadır.

Artık herkesin gördüğü, kabul ettiği bir gerçek var; Pentagon, Türkiye’ye karşı açıktan bir “terör ordusu” kurmakta ve güney sınırlarımızda yeni bir “Garnizon devlet” oluşturmayı hedeflemektedir. Türkiye’yi içeriden istikrarsızlaştırma girişimlerinin arkasında da her seferinde Pentagon’un parmak izi çıkmıştır.

Ankara da bu gerçeği -ya da ABD kaynaklı tehdidi- gördüğünden, 15 Temmuz darbe girişiminin hemen ardından Suriye’ye asker göndererek kendisine yönelen tehditleri sınır ötesinde bertaraf etme yoluna gitti. İçeride ise Pentagon’un projelendirdiği terör örgütleriyle mücadele son hızla devam etmektedir.

Gelinen aşamada “Fırat’ın doğusu” bu “düşük yoğunluklu savaş”ın odağı haline gelmiştir. Ankara, ABD’nin Fırat’ın doğusunda “kara gücü” ilan ettiği terör ordusuna müdahale edeceğini duyururken; Pentagon, kendi “kara gücü”nü havadan ve karadan koruma altına alacağını ve bunun için de Türkiye sınırlarında “gözlem noktaları” kuracağını açıklamıştır.

Erdoğan başkanlığında önceki gün toplanan ve beş saat süren MGK’nın sonuç bildirisinde PKK/YPG’yi koruma altına almayı amaçlayan “Gözlem noktaları” kurma kararına atıf yapılarak ABD’ye “Hiçbir emrivakiye göz yumulmayacağı” mesajı verildi. MGK bildirisinde yer alan, Suriye’nin kuzeyinde -ABD kontrolünde- terör örgütünün geliştirdiği demografik değişimin eski haline döndürüleceği vurgusu, Fırat’ın doğusuna yönelik Türkiye’nin olası bir operasyonunun meşru hedefi olarak ilan edildi.

Pentagon’un ısrarı Fırat’ın doğusunu adeta bir “Gordion düğümü”ne çevirdi. Fakat ne kadar güç olursa olsun, neye mal olursa olsun Ankara bu kör düğümü çözme kararlılığında. ABD, bu kararlılığı gördüğünde ancak geri adım atacaktır, daha önce değil.