• 23.10.2013 00:00
  • (2928)

 Ben de duyuyorum, Gökçek’in seçim öncesi gerginlik projesi oluşturmak peşinde olduğuna dair tezleri. Kendisinin siyasi kariyerine ya da kalkıştığı işin zamanlamasına falan bakınca, bunlara hak “da” veriyorum.

Eylemleri organize edenlerin, “Yeni Gezi ODTÜ’den doğacak” şiarını yeşertmek için “de” çabaladıklarını görüyorum. Nasıl görmeyeyim? Hazirandan beri “eylem olur biz eyleme gideriz” CHP’liler orda. Katolik çevrecilik ve onun tapınma ritüelleri de hayatın gerçekliği açısından pekâlâ tartışılabilir.

Ama Allah aşkına, yüksek oranda aşırı yorum potansiyeli taşıdığı aşikâr bu ön kabullerle tartışmayı yürütmek ve krizi aşmak ne kadar mümkün?

Bu tarzda ısrar, zamanla suskunluk sarmalını derinleştiriyor, diyaloğu öldürüyor. Artık karşı karşıya gelişlerin de kör dövüşünden başka bir niteliği olmuyor. Görüyorsunuz konuşamıyoruz işte. Ama mecburuz bir şekilde oynayacağız.

Bunca katı ve özcü kafadan çıkan tekrar gürültüsü içinde ne işe yarar bilmem ama gayrı ben bu mevzuu da komplekssiz, ilk akla gelen basit düzlemde konuşacağım. Zor olanın bu tavır olduğunun da farkındayım elbette.

Bir belediye başkanı a okulunun arazinde yıllar yıllar önce hazırlanmış bir yol projesini hayata geçirmeye çalışıyor. E, belediye başkanı, yol falan yapacak, işi bu. Hani hizmet vermezse, mesela trafikte sıkışınca kızarız ya kendilerine, ona mahsuben. Ve dünyanın her yerinde olduğu gibi bu imar faaliyeti  “doğal” olanı bozacak. Başka yolu yok bu yolun.

O belediye başkanının şantiye kurduğu okulun öğrencileri de, yıllar yıllar öncesine dayanan bir tartışmada ideolojilerinin kendilerini tanımladığı yerde, “ağaç-çevre severlikte” ısrarcı. E, solcu, hepsinden önemlisi genç öğrenciler, muhalefet edecekler, işleri bu. Hani sol muhalifliğin mütemmim cüzü ağaç severliklerini konuşturmasalar “tepkisiz” derler ya kendilerine, ona mahsuben. Ve dünyanın hemen hemen her yerinde olduğu gibi de sol gençlik muhalefeti, “doğal” olanı bozacağı için imar faaliyetlerine mesafeli. Başka yolu yok onların yolunun da. Haklısınız, mutlak doğru çıkmıyor bu indirgemeden. Ama zaten sürüp giden hayata, demokrasi oyununa nasıl bir anlam biçiyoruz ki? Bize nihai çözümler sunacak, mutlak, istisnasız uzlaşılar sağlayacak sistemlere ne dendiğini biliyoruz hepimiz, değil mi? Kaldı ki, en gelişmiş demokrasilerde bile her gün onlarcası yaşanan bu çatışmanın daima bir tarafın lehine çözümlendiğini falan mı sanıyorsunuz?

Üzülerek bildiririm ki, “tarihsel haklılığı kanıtlanmış” taraf yok doğada. Bu çatışma yaşamın ta kendisi.

Ben bu tartışmalara dâhil olanların, mevzuu basite indirgeyerek sübvanse etmelerinin, tarafları ikna oranı yüksek argümanlar üretmeye zorlayacağına ve neticede total tansiyonu düşüreceğine inanıyorum.

Benzer mevzuları büyük resme bakın diye büyütenlere, büyütülmesine sevinenlere, safları sıklaştırmak için katı tutum alma çağrıları yapanlara bakmayın siz. Onlar bu yalanı sıkıştıkları her güz söyler.