• 25.10.2013 00:00
  • (3088)

 Şükür, 1993'te Diyarbakır'daki bölük komutanlığı bahçesinde suikast silahıyla öldürülen Tuğgeneral Bahtiyar Aydın dosyası zaman aşımına saatler kala yeniden mercek altına alındı.

Bundan tam üç yıl önce konuyla ilgili Taraf gazetesindeki haberimde nihayet konuşulmaya başlayan pek çok ayrıntıya dikkat çekmiştim. Merhum General’in oğlu Bülent Aydın ve annesi Hanım Aydın ile yaptığım görüşmelere yer verdiğim haber o günlerde konuya duyarlı çevrelerce ilgiyle karşılanmıştı. Ancak bu duyarlılık, her zaman olduğu gibi ilginin ötesine geçememişti.

Şimdi önümüzde büyük bir fırsat var. Yeni ses kayıtları ve tanıklıklar birbiri ardına geliyor ve düğüm daha hızlı çözülüyor.

Örneğin sözünü ettiğim üç yıl önceki haberde, "Deniz" kod adlı itirafçının şu ifadeleri de yer alıyordu:

“Lice’de PKK militanlarının büyük bir baskın yaptığı söylenerek paşanın Lice’ye gelmesi sağlanmış. Helikopterden iner inmez bir asker tarafından öldürüldüğünü, o askerin de başka bir asker tarafından vurulduğunu öğrendim. Kesinlikle bu olayı PKK örgütü yapmadı. Paşanın ne amaçla ve kim tarafından öldürüldüğünü bilmiyorum. Bu konunun Ergenekon soruşturması kapsamında ele alınmasının uygun olacağını düşünüyorum.”

Bu ifadedeki “Paşanın Lice'ye gelmesi sağlanmış” bölümün, tıpkı Anter cinayetinde olduğu gibi davanın aydınlanmasında kilit rol oynadığı aşikâr. Ve bereket, yeni gelişmeler Paşanın Lice’ye gelmesinin nasıl sağlandığını büyük oranda açığa çıkartıyor.

Söz konusu haberi veren gazetelerin çoğu tarafından her nasılsa “önemsenmeyen” bu ayrıntıyı Star gazetesi dünkü sayısında layıkıyla işledi.

Gazete haberinde şu ifadelere yer verdi:

“Suikastın gerçekleştiği dönemde Diyarbakır Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Hasan Kundakçı, yardımcısı ise Tümgeneral İlker Başbuğ’du. Tuğg. Bahtiyar Aydın ise Diyarbakır Bölge Jandarma Komutanı’ydı. İddiaya göre 22 Ekim 1993 günü Tümgeneral Başbuğ tarafından Tuğgeneral Aydın’a 'Lice’ye git' emri verildi. Aydın bu emre itaat ederek Lice’ye gitti. Ancak görgü tanıklarına göre Aydın’ı taşıyan helikopter Lice’ye indiğinde olay yoktu.”

Haberden ayrıca, olay yerine ilk gidenin Başbuğ olduğu ve hazırlanan tutanaklarda en hayati bilgilerin yer almadığı iddialarını da öğreniyoruz.

Evet, "Deniz" kod adlı itirafçının bir dönem PKK’nin en önemli isimlerinden Şemdin Sakık olduğu ortaya çıkmıştı. Hatırlayacaksınız, o dönem, merkez medya ve gün aşırı “faili meçhuller komisyonu kurulsun” diye Meclise önerge veren muhalefet, tüm enerjisini Sakık’ın itiraflarını değersizleştirmeye vakfetmişlerdi. Şimdi de olayın aydınlanması yolundaki “baş” ayrıntıyı görmezden gelerek görevlerine devam ediyorlar.

Ancak, kamuoyu, Ergenekon davasında müebbet hapis cezasına çarptırılan Başbuğ’un iddialarla ilgili cevabını merakla bekliyor. Ama bu kez de kendisinden, sadece kaçıncı genelkurmay başkanı olduğunu duymak istemiyoruz..