• 17.11.2013 00:00
  • (3335)

 Muhteşem bir gün yaşayacağımız Diyarbakır’a indiğimizde bizi karşılayan sabah güneşinden belliydi adeta. Muhabirimiz Melik Duvaklı ile güzel bir Diyarbakır kahvaltısı yaptıktan sonra kenti gezmeye koyulduk.

Olağanüstü güvenlik tedbirlerine rağmen ahalide gerginlikten eser yoktu. Nasıl olsundu ki, her köşe başında bir müjde konuşuluyordu.

“Barzani gelmiş ya... Otelde Ak Parti'li bakanlar ve BDP’li vekiller beraberce karşılamışlar kendisini...”

“Başbakan da havaalanındaymış şimdi. Protokolde kimler yok ki. Leyla Zana, Osman Baydemir, Sırrı Sakık...”

“Şivan gelmiş, vallahi gelmiş. Lobi’de İbo’yla beraberlermiş...”

“E Milliyet’in bir kadın yazarı var ya. O başbakan istemeye istemeye gitti belediyeye yazmış twitter’a ama...

“Fotoğrafa bak kardeşim, Başbakan masada nasıl elini tutuyor Osman Baydemir'in... Bırak Allah’ını seversen sen onları...”

Umutlu yüzlerin arasından ilerleyip mitingin yapılacağı Kantar Kavşağı'na varıyoruz. Programın başlamasına saatler olmasına rağmen alan dolmaya başlamış. Alana bakan evlerin balkonları tıklım tıklım. Üzerinde Erdoğan’ın resminin olduğu Kürtçe ve Türkçe afişler asılı her yanda. Barzani’nin ve Şivan’ın posterleri de...

İlk olarak son günlerin en çok konuşulan ismi Bülent Arınç geliyor protokole. Evet, yüzü biraz düşük. Sakince oturuyor sandalyesine. Pek konuşmuyor çevresindekilerle.

Derken diğer Bakanlar geliyor. Ardından Başbakan Erdoğan’ın ve Barzani’nin gelişini duyuran anons işitiliyor. Kürsüye beraber çıkıp halkı selamlıyorlar. Coşku dorukta. Ardından protokoldeki yerlerine yürüyorlar. Arınç, Barzani ve Erdoğan yan yana oturuyorlar. Muhteşem bir kare.

Ve nihayet 40 yıldır beklenen konuk geliyor, İbrahim Kalın’ın hemen arkasında. Evet, Şivan! Yanında İbo var, zor yürüyor ama. İnanmakta zorlanıyoruz. Yanımdaki Diyarbakırlı gencin dediği “E, duyduk geleceğini de insan gözüyle görmeden inanamıyor işte...”

Kalabalık coşmuş durumda. Protokol bile resmiyetini atıyor üzerinden. Bu anı ölümsüzleştirmek için herkes cep telefonunun kamerasına davranıyor... Alkışlar, gözyaşlarına karışıyor...

Tarım Bakanı Mehdi Eker ve Vali Cahit Kıraç’ın ardından Barzani çıkıyor kürsüye. Çeviri tek kelimeyle berbat ama anlıyoruz yine de.

“Diyarbakır’a gelmek benim rüyamdı” diyor. Barış ve çözüm süreci için taşın altına elini koyan Erdoğan’ın cesaretine selam gönderiyor. Ve bir jest yapıp Türkçe bitiriyor konuşmasını:

“Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği. Yaşasın barış ve özgürlük!”

Şivan ve İbo beraber yürüyor daha sonra kürsüye. “38 yıl önce genç bir adam olarak gittim, artık yaşlı bir adamım diyor.” Artık kimse tutmaya çabalamıyor gözyaşlarını. “Barışın değerini bilin” diyor. İbo ile beraber Megri’yi söylüyorlar...

Erdoğan kürsüye yürürken kalabalık zaten “olmuş” halde. Ayrıntılarını haberimizde okuyacağınız muhteşem konuşmasını yapıyor. Barzani’ye, Şivan’a içten teşekkürlerini iletiyor. “Keşke” diyor “o da olsaydı.” Ölüm yıldönümü olan Ahmet Kaya’yı, dostluklarını, acısını, onu ölüm sürgününe gönderen statükoyu unutmuyor. Cesurca barış ve çözüm sürecinin nihai hedefini haykırıyor:

“Hapishaneler boşalacak, dağdakiler inecek, kan duracak!”

Başbakanın, alana geldiğinde hüzünlü olan Arınç dahil herkesin gözlerini yaşartan, umut veren konuşması, açılımın kararlılıkla devam edeceğinin en somut kanıtı olarak tarihe geçiyor. Ve 2005’te Diyarbakır’da yaptığının çok daha ileri ve cesur bir versiyonu olan bu konuşması, son dönemde heyecanı biraz tavsayan barıştan umutlu Diyarbakırlıların ve bizlerin yüreğine su serpiyor.

Barış ve çözüm sürecine dair bu tarihi anlara şahit olmaktan dolayı çok mutluyum. İçim içime sığmıyor. Bu yüzden kendimi cıvıl cıvıl Diyarbakır sokaklarına atmak için zor sabrediyorum. Devamı yarına...