• 28.01.2014 00:00
  • (2632)

 Bir gazeteci arkadaşım 100 kişinin imzaladığı ve Zaman’ın sürmanşetten gördüğü “Yetti Artık! Yolsuzlukları da Ergenekoncuları da AK’lama” isimli bildiriyi okuyunca “dur” dedim. “İsimleri söyleme, birkaçını ben tahmin edeceğim!”

Saydığım 10 isimden ikisi dışında hepsi de listedeydi. O ikisinin de metni sahiplenmenin getirisini götürüsünü enine boyuna hesapladıktan sonra tavırlarını netleştireceklerinden şüphem yok. Bu arada bildiride imzası bulunanların büyük bir çoğunluğunun ismini ilk kez duyduğumu belirteyim de, kendilerine haksızlık etmiş olmayayım. Zira sözlerim de onlara değil, tanışlara…

Elbette bu başarılı loto performansımın nedeni kâhinliğimden falan değil. Ama dinlediğim metindeki gibi, en kritik politik süreçlerde, ilkesel bir üç yol duruşu tarif ederken aslında neye taraf olunduğunu defalarca gördüm. Ve bu tarzın kadim temsilcilerini de çok iyi tanırım.

Nerden mi? 28 Şubat’ta, 27 Nisan’da, ordu halkının, siyasetin üzerine yürüyünce  “ne darbe ne şeriat” diyerek meşru siyasetin acziyle askerî vesayetin fütursuzluğunu eşitlemelerinden mesela.

Ya da Esad’ın varil bombası taşıyan uçaklarına karşı muhaliflerin sapanlarıyla yürütülen savaşta “her iki taraf” tabirini kullanıp, zalimle mazlum arasındaki farkı silivermelerinden.

Eskiden askerî vesayetin açık darbe planları, provokasyonları, havada uçuşurken meşru siyasal iktidarın icraatlarında tehdit avına çıkarlardı. Şimdi de siyaset karşısında konumlanıp, siyaseten doğruculuk sloganlarıyla vesayete talip yeni bürokratik oligarşiye ürkekçe omuz veriyorlar.

Tek yol her türlü vesayetle mücadele

Elbette şimdi kendilerini cilalayan cemaatten de, en az AK Parti kadar nefret ettikleri için, bu işi yine bir “üçüncü yol” cephesinden örgütlüyorlar.

Fiilen ve açıkça yanında konumlandıkları cemaat ile aralarında mesafe koymak için metnin sonuna “nafie” yerleştirdikleri şu cümle ise aslında tüm mantık duvarlarını üzerlerine yıkıyor:

“Çok açık ki; devlet yapılanması içindeki yasa dışı tüm odakların açığa çıkartılmasının yolu, daha fazla demokrasi ve daha fazla şeffaflıktan geçiyor. Çözüm, barış ve demokratikleşme yönünde yepyeni adımların hızla atılmasının gerekli olduğu her geçen gün açığa çıkıyor.”

Doğru, sevgili üçüncü yolcu arkadaşlar seçilmiş iktidara, sandıkla ya da sivil toplum hareketiyle değil, güvenlik ve yargı bürokrasindeki hiyerarşik örgütlenmesiyle kastedenlere karşı mücadele, şeffaflık ve demokrasiden geçiyor. İşte o elzem demokrasi ve şeffaflaşma da önce tüm siyaset dışı odakların siyaset dışı yöntemlerine açık tavır almakla mümkün oluyor.

Yoksa sizin şimdi yaptığınız gibi, söz konusu yapılanmanın algı operasyonuyla tartışmayı ısrarla çekmeye çalıştığı düzlemede at koşturarak değil. Kimsenin yapılmasına karşı olmadığı yolsuzluk operasyonlarının, iktidardan gayrimeşru olarak pay isteme hedefini gizlemenin çeşnisi olduğunu bile bile, tartışmayı “zarftan” ibaret kılmaya çabalayarak hiç değil.

Çözüm ve barış vurgunuza gelince. Oslo’daki müzakereleri, Habur açılımını sızdırıp muhafazakâr kamuoyunun sinir uçlarıyla oynayan kimdi? Peki ya, KCK soruşturmasını "en provokatif" şekilde yürüterek Kürtleri tahrik eden?.. Çözüm sürecine karşı hükümeti “muhatabınız Öcalan” diye sıkıştırmaya çalışan medya, sizin metninizin üzerine atlayanlardan başkası mı?

Üçüncü taraf değil, haksıza amigoluk

Hal buyken, Türkiye tarihinin en büyük toplumsal barış projesinin mimarları bu tehdide dikkat çekerken, çözüm karşıtlarının değirmene un öğütmeye gitmek nasıl bir çözüm yolculuğudur?

Biliyorum, “ne darbe ne şeriat” gibi sloganların cazibesini. Kısa bir süre benim de gözümü kamaştırmıştı kolaycılığıyla. Ama içinizde siyaseten benden çok daha deneyimli isimler var. Hâlâ nasıl anlamazsınız? Biri bıçaklı diğeri çıplak elli iki kişinin kavgasında kenarda durup en “iyi çözüm kavga etmemek” diye söylenmek tarafsızlık değil. Dahası silahsız olana “sen de tahrik ettin” ama demek teorik olarak başka bir yol olsa da, düpedüz namertçe dövüşenden yana durmak.

Evet, bu sözler tarafsızlığa eleştiri ya da “taraf olmayan bertaraf olur” güzellemesi değil. Anlattıklarım, hakem pozlarında, usulsüz, haince dövüşen tarafa destek olanların acziyetinin resmi.

Bari bu sefer mızmızlık etmeden şu siyaset oyununa, siyasetin meşru kurallarını destekleyerek katılsaydınız. Eminim severdiniz de.

 Yolunuz değil üçüncü, yol bile değil ve inanın çıkmaz bir yere.