• 4.02.2014 00:00
  • (2900)

 “Türkiye Türklerindir” gazetesinin sabık yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök, “işsiz bir gazetecinin” doğum gününden bildirdi geçenlerde. Evet, Hasan Cemal’in doğum günüydü sözünü ettiği. Ama belli ki Özkök işsiz gazeteci derken, Hasan abinin T24 isimli internet sitesinde kotardıklarını  “işten” saymıyordu.

Başbakan Erdoğan’ın Ahmet Kaya’nın linç gecesindekilere seslenirken kullandığı cümleyle, geceden birlik ve beraberlik mesajları veren Özkök, göğsünü gere gere dostlarını ve dostluklarını ilan ediyordu. “Ulan hepimiz oradaydık be!”

Murat Belge, Mehmet Altan, Cengiz Çandar, Can Dündar, Ahmet Hakan, Nuray Mert, Doğan Akın, Aslı Aydıntaşbaş, Cüneyt Özdemir, Mehmet Yılmaz…

İki isim daha varmış gecede.  Biri, Özkök’ün Rolling Stones’un staisfaction isimli parçasında “oynamaya kalktığı” ayrıntısını atlamayarak “izah ettiği” Sırrı Süreyya Önder’miş. 

“Sırrıyla olmak ve oynamak her zaman güzel” diyen Özkök, Önder’in şirinliklerini ve ikilinin daha ne projeleri olduğunu, hatta bir müsait zamanda Kandil’e bile gideceklerini müjdeliyor.

Sırrı Beyin’in Kandil’de kendisine referans olacağına ve bunun işe de yarayacağına eminim. Ama Kürtler, zatı şahanelerinin savaş günlerindeki şovenist performansını, Önder gibi, bir doğum günü gecesi rüyası fantezisiyle unuturlar mı bilemiyorum.

Haklısınız, buraya kadar ismini saydıklarımda ve anlattıklarımda aslında şaşırtıcı bir şey yok. Özkök’ün “dün karşı karşıya gelsek de şimdi yüz yüze bakıyoruz” dediği isimler farklı alanlarda yürüseler de müşterekleri olan insanlardı.

Aynı ailenin zaman zaman solcu, liberal, muhafazakâr, “Kürtlerle oynayan” çocuklarıydı onlar.

Nereye dönseler yüz yüzeydiler. Çünkü pek çok yüzleri vardı. Kimi hiçbir darbeyi atlamadan desteklerken daha sonradan sade suya tirit günah çıkartmalarla prestijini korumayı öğrenmişti. Bir diğeri muhafazakârlardan nefretini AB üyeliğini fetişleştirerek gizlese de ilk sivil siyaset sınavında Beyazların safına geçmekten imtina etmezdi. Diğerleri ise dahil olmaya çalıştıkları mahallede kraldan fazla kralcılık yaparak tutunabileceklerini bildikleri için, performans karşılığı partiye alınmaktan utanmamayı öğrenmişlerdi.

Ama ya gecenin diğer konuğu? Biliyoruz “ulan hepiniz zaten oradaydınız” da peki ya Orhan Pamuk?

Türkiye tarihinin en büyük başarılarından birinin altına imza atarak Nobel’i alması “cezasız bırakılmayan” yüz akımız!

Her dönem mahalle baskısına aldırmadan sivil siyasetin ve demokrasinin yanında durmuş, tavrına hayran kaldığımız büyük romancımız!

Belli ki o da dayanamamış ötekileştirilmeye, yok sayılmaya, linçe, kültür endüstrisinin kapılarının yüzüne kapanmasına.

Ve inanmış, merkez medyanın amiral gemisinin, kendisini yurt dışında, korumalarla yaşamaya mecbur bırakan karanlıktaki katkılarının, Özkök’ün ifadesiyle “aralarında geçen olaylar” kabilinden olduğuna.

Aslında haklısınız bize ne oluyorsa. “Biz bir aileyiz” diyen, Eski Türkiye’ye ait ne kadar arıza varsa kişiliğinde billurlaşmış Özkök’ün aile fotoğrafında yer alabilenlere sitem etmek ne haddimize.

En iyisi romanlarda yaşamaya devam.