• 11.02.2014 00:00
  • (4621)

 Adları ve yazdıkları mecralar farklı olsa da dün yine pişti olmuştu deneyimli köşe yazarlarımız.

Tenten’in ikiz dedektifleri misali, Dupont “AKP+Ordu=iktidar mı?” diye kısa keserken, diğer Dupont farklılığını “AKP+Ordu=iktidar formülü yürür mü” diye sorarak ortaya koyuyordu.

Başka bir gazetenin yazarı ise şıklardan formüle ulaşıyordu.

“1950’ye kadar tek parti iktidarı=CHP+Ordu ise bugünkü iktidar=AKP+Ordu!”

Sabah Günün Manşeti için gazeteleri okurken, “kuyuya ilk taşı hangi günahkâr attı” diye düşündüm.

Önce aynı dersanede üniversiteye hazırlanmış olabilecekleri ihtimali ağır bastı.

Sonra birden geçenlerde izlediğim bir TV programı aklıma geldi. Bu yazarlarımızdan biri, diğer üç konuğun ve “dahi” moderatörün aynı sakızı çiğneyip programın temposunu düşürdüğü anda “evreka” diye söz almıştı.

“Hey! Bakın aklıma ne geldi! Şimdi bunlar hukukun ve meşruiyetin dışına çıkmış bir paralel yapılanmanın darbe girişimiyle mücadele ediyoruz diyorlar ya…”

“Evet...” diye heyecanlanmıştı moderatör, karayı görmüş açık deniz miçosu edasıyla…

“Hah işte tersinden gidelim. Ya tüm bu olup bitenler, asıl devletin, hukukun ve meşruiyetin dışına çıkan siyasal iktidarın tek parti olma girişimine karşı mücadelesiyse…”

Demek o anda temelleri atılmıştı bu formül kardeşliğinin. Dersane talebesi literatürüyle konuşursak, gayrı “tersten” gidilecekti.

Mantıksızdı ama ezberlenmesi basitti. İktidarını, siyaset kanallarının açık olduğu bir ülkede, serbest, genel ve tüm dünyanın izlediği onca seçimle kazanan bir parti “tek parti” ilan edilecekti. Ardından bu partinin meşruiyetini sağlayan yüzde elli halk desteğine solda sıfır muamelesi çekilip yok sayıldıktan sonra, iktidardaki rolü sıfır olan ordu “+0” diye anılacaktı.

 

 

Peki ya sağlaması?

 

İyi hoş, her nasılsa formül akıllarına yatmış da peki ya sağlaması ne olacak?

Şimdi sormazlar mı adama, formülünüzde, iktidarının bileşenleri arasında saydığınız ordu ne katkı sağlamış o partiye?

Çıkarın “AKP+Ordu=iktidar” formülünüzden Ordu’yu, iktidardan eksilen ne olur?

Öyle ya, ordu muhaliflere gözdağı mı vermiş, siyasete mi karışmış, muhtıra mı yayımlamış? Ne yapmış da AK Parti iktidarının ortağı olmuş?

Bilakis ordunun siyasetteki etkinliğinin olabildiğince azaldığı, daha dün adlarını ezbere bildiğimiz kuvvet komutanlarını şimdi alan muhabirlerinin bile sayamadığı bir dönemde bu formül zorlama kaçmıyor mu sizce de?

Ha ordunun son birkaç yılda ulusalcıları kızdıracak kadar suskunlaşmasından ya da ne bileyim siyasi beyanat vermemesinden, yani “edilgen bir destekten” bahsediyorsanız, bu da olsa olsa demokratikleşeme adına AK Parti’nin başarısı sayılabilir.

Yazıyı buraya kadar kızdırdığımız sözelci okura seslenip bitirelim.

Demek ki neymiş! Bir partinin tek başına 11 yıl iktidarda kalmasını sağlayan seçim başarısı, onun tek parti rejime yürüdüğünün yegâne göstergesi olamazmış. Daha başka “kanıtlar” da lazımmış.

Halk desteğini arkasına alarak, uzun yıllar tek başına hükümet kuran her yasal ve meşru partiyi, 1920’lerin, 30’ların, 40’ların CHP’siyle eşitlemek için mantıktan olduğu kadar siyaset biliminden de bihaber olmak gerekiyormuş.

Hepsinden de önemlisi, tek parti iktidarı diye tanımlanıp eleştirilen sisteme, sandığın değil, bugün kimilerinin desteklediği ya da iliştiği bürokratik oligarşinin hâkimiyeti neden olurmuş. Mesela, gerçeği eğip bükerek verdiğiniz örneğinizde, 1950 öncesinde olduğu gibi.