• 25.02.2014 00:00
  • (3032)

 Dün paralel yapılanmanın, “Selam terör örgütü üyesi olmak” kılıfıyla dinlediği 7300 kişiden 3000’inin ismi açıklandı.

Önümüzdeki günlerde de kalan isimleri öğreneceğiz. Edindiğim bilgilere göre kimilerimizi de KCK, Gezi ve El Kaide’yle ilişkilendirerek dinlemişler. Yani listelerde adına rastlamayıp “telaşlananlar” meraklanmasınlar, neredeyse tüm Türkiye’yi dinlemişler.

Dinlenenler arasında yok yok! Siyasetçiler, gazeteciler, sanatçılar, iş adamları, televizyonların ve siyasi partilerin santralleri, avukatlık büroları, yayınevleri… Hatta Twitter’da, iş yerinde, okulda cemaat aleyhine konuşma cüretinde bulunan pek çok tanınmamış kişi.

Tıpkı askerî vesayet döneminde darbecilerin yaptığı gibi, ideolojilerini, amaçlarını sahiplenmeyen herkesi fişlemişler. Bu noktada İbrahim Karagül’ün son derece makul şekilde dile getirdiği sorusunu da atlamamak lazım.

“Tam anlamıyla bir darbe planı yapmışlar… Yıllarca bunun için çalışmış, hazırlık yapmışlar… Darbe sonrası hapislere doldurulacakmışız, tasfiye edilecekmişiz belki de yok edilecekmişiz. İsrail usulü toplu gözaltı merkezleri mi kuracaklardı, ABD usulü gizli sorgu ve cezaevleri mi oluşturacaklardı?”

Şantaj mekanizması

Dinleme listelerinde, paralel yapının zaman zaman fiili ittifak yürüttüğü partilerin ve kendilerini eleştirmeyen gazetecilerin yanı sıra apolitik sanatçılar ve iş adamları da yer alıyor. Çelişki gibi görülen bu ayrıntı, aslında dinlemelerin yalnızca bilgi toplama amacıyla yapılmadığının da kanıtı. Zira bu isimlerin telefon diyalogları da, onları “kullanışlı” hale getirilebilecek şantaj malzemeleri aramak için dinlenmiş. İşte, dinlenenler arasında eskort kızların ve masaj salonlarının bulunmasının hikmeti de bu!

Evet, açıkça söyleyelim. Pek çok ismin mahremi didik didik edilerek, son dönemdeki kavgada cemaat aleyhine söyleyeceklerinin, yazacaklarının önünü kesecek şantaj malzemeleri aranmış. El mecbur destekler devşirilmiş. Aklıselim bildiğimiz kalemlerin son dönemdeki demokrasiden ve siyasetten ricat yazıları da, ne yazık ki başarıya ulaştıklarını gösteriyor. Tabii ki batmak üzere olan “özel kuruluşların” cin gibi iş adamlarının gözüne bir anda hesap aktarılacak kazançlı mecra olarak görünmesini falan da unutmamak lazım.

Seçim değil demokrasi kavgası

Dün skandalın patlak vermesinin ardından muhalefet partilerinden gelen açıklamalara baktım. Ne yazık ki bu kör gözüm parmağına skandal bile, kendilerini "Kartaca yıkılmalıdır" pragmatizminin esaretinden kurtaramamış. Hâlâ bu karanlık yapıyla kurdukları fiili ittifakın kendilerine sandık dışı bir iktidar zafer getireceğini sanıyorlar. Oysa bu yaşadığımız, seçim mücadelesinin dışında, demokrasinin bekasıyla ilgili herkesin açık tavır alması gereken bir varoluş sorunu.

Muhalefet liderleri dönüp düne baksınlar. Süngüyle iktidarı alan asker nasıl süngünün üstüne oturamadıysa, siyasete siyaset dışı antidemokratik yöntemlerle müdahale edenlerle ittifak kuranları da bu halk asla o koltukta oturtmaz.  

Çünkü, bir twitter kullanıcısının dediği gibi, paralel yapının dinlediği teflonlardaki o ses Türkiye.