• 4.03.2014 00:00
  • (2734)

 CHP, MHP, BBP, DSP ve DP 30 Mart yerel seçimleri için Bitlis’te ittifak yapacaklarını açıkladılar.

AK Parti’nin

bu ittifakta olmamasında şaşılacak bir taraf yok. Zira seçim öncesi

Mecliste olsun olmasın tüm partiler iktidar partisine karşı fiili

ittifak oluşturmuş durumda. Hatta parti olmadan oy çarpmaya kalkan

Cemaat’in yazarları hangi ilde hangi “güçlü partiye” oy verileceğinin

ayrıntılı listelerini yayınlıyorlar.

Peki ya BDP? O niçin bu ittifakların çirkin ördek yavrusu?

Bu

sorunun yanıtı, Sırrı Süreyya Önder’in açıkladığı, CHP ve BDP’nin “kent

partisi” HDP arasında yapılan seçim ittifakı diyaloğunda. Önder’in açıklamasına göre, CHP’liler kendilerine “Bizi destekleyin ama kimse görmesin, bilmesin” demiş.

Şaka değil; ne yazık ki CHP yine ciddi!

Bu tek örnek değil elbette. Biliyoruz ki, Kürtlerin

ve temsilcilerinin, CHP’siyle birlikte Türkiye solunun kahir

ekseriyetinin siyaset repertuvarındaki yerleri, sesine ancak perde

arkasından tahammül edilen Safiye Ayla misali. Gezi’de gördüğümüz üzere,

berbat orkestralarının müziğini bastırmak için de o sesin yüksek

oktavına bazen çok ihtiyaç duyuyorlar işte.

Demokrasiye,

dönüşen Türkiye’ye beş benzemezle rest çeken "Kartaca yıkılmalıdır"

ittifakının hal-i pürmelali bu çerçevede malumumuz da, peki ya BDP ne yapıyor dersiniz?

Açıkça söylüyorum. Eskiden

BDP’nin üzerindekini vesayetini eleştiri konusu yaptığım Öcalan

etkisini, Çözüm Süreci başlayıp da akan kanımız durduğundan beri “şans”

sayıyorum. Yoksa içlerinden “kepçeyi bulanın” Çözüm Süreci’yle

yeni Türkiye’yi kuran Kürtlere, dindarlara, demokratlara karşı kurulan

şer ittifakının mevzilerine barikat olması işten bile değil.

Ama

hâl bu. Yoksa ulusalcısından, milliyetçisinden, cemaatçisinden, savaş

çığırtkanı loser liberalinden ve Ortodoks solundan esirgedikleri

eleştiri oklarını, varoluş nedenleri olan Çözüm Süreci’ndeki muhatapları

bir partiye yöneltirler miydi?

Daha bir hafta önce, bu

köşeden sağduyusuna, muhalefet seviyesine övgüler düzdüğüm Demirtaş’ı,

Kürkçü’sü çıkıp Çözüm Süreci 1 yılını aştığı hâlde “Erdoğan’la bu iş

olmaz” derler miydi? Sanırım sayın vekiller, karşılarında muhatap olarak

barış sürecini ihanet projesi sayan Kılıçdaroğlu’nu ya da Bahçeli’yi

görmeyi arzuluyorlar.

 

Rızasız bahçenin gülü derilmez

 

Şimdi

de bazı BDP’liler, Gezi’de Kürtlerin yalnızca “iş gücünden” faydalanmak

için yapmadıkları cinlik kalmayanlara Hevsel Bahçeleri'nden gül

uzatıyorlar.

Günlerdir sosyal medyadan “AKP Hevsel Bahçelerinde ağaç katliamı yapıyor, haydi direnişe” diyorlar. Malı bulan Twitter kahramanı gazeteciler de “Hevsel’den Gezi’ye selam!” pankartlarının RT’sini ikiye katlıyorlar, inşallah!

Ama

Allah’tan BDP içinde bu garip ittifaka Kürtlerin, Türklerin, koskoca

bir halkın barışını kurban etmeye vicdanı elvermeyen Leyla Zana gibi

isimler de var.

Altan Tan onlardan biri, diyor ki:

“Maalesef defalarca ikaz etmeme, elimdeki belge ve bilgileri sunmama

rağmen, bugün DTK adına hareket ettiğini söyleyen bazı kişiler halkı

yanıltıyorlar.” (Vatan 03.03.2014)

Bölgedeki yerel

kaynaklar da Tan’ı doğruluyor. Telefonla görüştüğüm AK Parti Diyarbakır

Belediye Başkan Adayı Galip Ensarioğlu da:

“Yüzlerce

defa açıklama yapıldı. Dilimizde tüy bitti. Hevsel Bahçeleri'nde tek bir

ağaç kesilmedi. Yangın önleme amacıyla çalışma yapılan yer Hevsel

Bahçeleri'nde değil, üniversite bölgesindeki sazlık alanda. İmara

açıldığı falan da yok. Bunu kendileri de tüm Diyarbakır halkı da biliyor. Eğer çevre konusunda duyarlılarsa, Hevsel

Bahçeleri'ne bizler gibi sahip çıkıyorlarsa, BDP’li Büyükşehir ve Sur

Belediyesi’nin Kırklar Dağı’nı imara açıp diktirdiği o çirkin binalara

baksınlar! Protesto çadırlarını niye Hevsel’de kurdular?”

BDP

bölgedeki en güçlü rakibi AK Parti ile elbette kıyasıya mücadele

edecek.  Bu uğurda o da her parti gibi gerçeğin “sınırlarını”

zorlayacak. Hatta yasallaşması gerektiğini düşündüğüm seçim

ittifaklarına soyunacak. Seçmenlerini ikna edebildikleri sürece,

mubahtır.

Ama bunu, Öcalan’ın bile hikmetini anladığı

Gezi’ye, üstelik de hor görülen Kürt gençlerinin sırtında Hevsel

Bahçeleri'nden odun taşıyarak, Çözüm Süreci pahasına yapacaklarsa

hakikaten bir daha düşünsünler.

Kendilerine

naçizane tavsiyem, bireysel beka, siyasi husumet gözlerini barışa bu

kadar kör ettiyse, bir gece o bahçeye yalnız gitsinler. Dönünce hâlâ,

binlerce yılın acısını, deneyimi bağrında saklayan Hevsel’in o

toprakların “rızasını aldık” derlerse, eyvallah.