• 16.04.2014 00:00
  • (3556)

 Bazı sendika yetkilileriyle bu yılki 1 Mayıs etkinliklerinin nerede yapılacağını görüşen İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Taksim’in yerine Yenikapı’yı adres gösterdi.

“Karşılıklı

olarak tutum ve düşüncelerimizi paylaştık. Taksim'in işçilerimiz için

çok önemli bir meydan olduğunu belirttim. Atatürk Anıtı'nda ilgililerin

çelenk sunma merasiminin gerçekleşmesinin anlamlı olduğunu ifade ettim.

Ayrıca Kazancı Yokuşu'nda hayatını kaybeden işçilerimizi rahmetle

anıyorum. Anma seremonisinin gerçekleşmesi gerektiğini belirttim. Anma

etkinliğini destekleyeceğimizi söyledim. Miting konusunda ise

İstanbul'da toplantı ve gösteri, yürüyüş yapmakla ilgili yeni bir dönem

başlatıldığını ifade ettim. Sendikalara Yenikapı'da kutlama yapmalarını

önerdim..."

Görüşme sonrası açıklama yapan DİSK Başkanı Kani Beko, "Vali kutlamaların Taksim dışında başka yerlerde yapılmasını önerdi ama biz Taksim'de kutlama yapmaktan vazgeçmeyeceğiz" dedi.

Tartışmalara katılan 1 Mayıs Komitesi de dünkü basın toplantısında,

AİHM’in 2012 yılında konuyla ilgili verdiği kararı gerekçe göstererek

Taksim’in gösterilere açılmasını talep etti. Sendikaların başvurusu

üzerine konuyu görüşen Mahkeme “Toplantı ve gösteri yapma hakkının,

toplantı ve gösterinin yapılacağı yeri seçebilmeyi de kapsadığına”

hükmetmişti.

Vali Mutlu henüz kendilerine 1 Mayıs’la ilgili

“resmî” bir başvurunun olmadığını dolayısıyla cevaplarının da “resmî”

olmadığını belirtiyor. Eğer iş resmiyet kazandığında da Valiliğin

tavrında bir değişiklik olmazsa, bol gazlı bir karambol bizleri bekliyor demektir.

Bence böylesine anlamsız bir gerginliği engellemenin tek yolu Valiliğin tıpkı 2012’de yaptığı gibi, Taksim’i 1 Mayıs kutlamalarına açması.

Mutlu’nun

miting ve gösterilerin Yenikapı’ya yönlendirilmesini içeren “yeni

döneminin" en azından 1 Mayıs söz konusu olunca kabul görmeyeceği

aşikâr. Dolayısıyla diğer “belirli gün ve haftaları” kapsayacak bu

düzenlemede 1 Mayıs istisnası “fiilen” şart.

Taksim yasağında, 1 Mayıs vesilesiyle “Gezi olaylarının” tekrar edilebileceği kaygısı etkili olmuşsa da önerimin arkasındayım.

Zira asıl bir yasak kararı, tüm siyasetini Gezi’ye endeksleyip İşçi

Bayramı’nı provoke etmek isteyenlerin ekmeğine yağ sürecektir. Zaten bu

kesimler şimdiden adeta yasak kararını beklermiş gibi heyecanlarını

gizleyemiyorlar. Hatta geçmiş 1 Mayıslarda işi "teröristler Taksim’de" retoriğine kadar vardıran Cemaat basını bile Taksim güzellemelerine başlamış durumda.

Kaldı

ki, Gezi olaylarının sosyolojisine azıcık kafa yoran herkesin göreceği

üzere, benzeri bir olaya zemin hazırlayacak asıl faktör, Gezi’nin bulunduğu alanın fetişleştirilmesine neden olacak yasaklamalardır.

Bunun

dışında, idarenin, Anayasa’nın ve uluslararası hukuk’un vatandaşlara

tanıdığı haklar konusundaki tasarrufunun kaynağı, geçmişe ait kötü anıların hafızası değil, yasalara uygun somut gerekçeler olmalıdır.

Örneğin

bu somut gerekçeler arasında, kamu düzeninin aksatılmaması kadar,

göstericilerin can güvenliğinin sağlanması da vardır. Valiliğin 2013 1

Mayıs’ında, bölgedeki yayalaştırma projesinin inşaatını gerekçe

göstererek verdiği Taksim yasağı kararını, bu somut ve mantıklı

gerekçeler kapsamında gördüğüm için desteklemiştim. Çünkü 1 Mayıs’ı

kutlamak için toplanan binlerce kişiye, yine kendi can güvenlikleri için

tehlikeli bir inşaat alanı tahsis edilemezdi. Ancak alan,

yayalaştırılma projesinin ardından şimdi insanlar için son derece

güvenli bir durumda.

30 yıl aradan sonra 2009’da 1 Mayıs’ı

resmî bayram ve tatil günü ilan eden AK Parti, yine bu demokratik ve

rasyonel perspektifle hareket etmeli. Taksim’de güvenli bir bayram

organize edip, Gezi düşü kuran uçurum siyasetlerinin, fiilen yanında durduğu emekçilerle arasına bariyer kurmasına izin vermemeli.