• 29.04.2014 00:00
  • (2621)

 AK Parti’nin ağırlıklı olarak başarılı ekonomik programını hedefleyen 17-25 Aralık bombaları 30 Mart’ta ellerinde patlayınca gözlerini yine Çözüm Süreci’ne diktiler.

Seçim öncesi ara ara attıkları “30 Mart’tan sonra bölgede özerklik ilan edilecek” manşetlerini yeniden ikiye katlamaya başladılar.

CHP’sinden AK Parti’ye kadar herkesin üzerinde çalıştığı yerel yönetimlerin güçlendirilmesi mevzuu mu gündeme geldi? Anında önünü alıp, öneri bir PKK projesiymiş gibi “Öcalan Yerel Yönetimler Özerklik Yasası istedi” başlıklı haberler döşeniyorlar…

Bölgedeki en ufak hareketliliği bile dev aynasından okurlarına yansıtıyorlar. Hakkâri’de dağıtılan kıytırık bir bildiri, gazetelerin sayfasına “Kandil’in mutlak iradesi” olarak aksediyor. Aklı, mantığı, vicdanı zorluyorlar…

Gözünü karartmış bu “Haşhaşilerin” provokasyonlarını yazmak bile artık zül geliyor insana. Amaçlarını, örgütlenmelerinin “hikmetini” anlamayan aklı başında kimse kalmadı. Ne var ki bu cenahı herkesten iyi “tanıyan” egemen Kürt siyasal hareketinin manipülasyona açık bazı tavırlarının üzerinde durmak şart. Zira bazı eylemleriyle âdeta Cemaat medyasının provokasyonlarına zemin hazırlıyorlar.

Barışın ve Çözüm Süreci’nin düşmanlarına verdikleri son koz da, Bingöl-Diyarbakır Karayolu’nda iki askerin kaçırılması oldu. Gelen bilgiye göre eylemin nedeni, bölgedeki karakol inşaatlarını protesto etmekmiş. Eylem sonrası yaşanan gerginlikte yaralanan askerler ve siviller de olmuş. Eylemin faillerine dair kullanılan ifadeler de muğlak “PKK sempatizanları, bir grup genç vs...”

Bravo! Birileri dişiyle tırnağıyla bir barış ve diyalog ortamı kuruyor, bu sürecin siyasi riskini omuzluyor. Birileri de sanki hiçbir gelişme yaşanmamış gibi hâlâ “çocukça” tatmin peşinde koşuyor. Barış düşmanlarına provokasyon malzemesi oluşturuyor.

Sanki Meclis’te taleplerini dile getirecek siyasi temsilcileri yok; İmralı ile görüşmeler sürmüyor… Çıkıp yol kesip askerleri kaçırınca, zavallı emekçilere, kamyonculara kontak kapattırınca talepleri yerine gelecek.

Tamam, anladık, tabanları var, mesaj verecekler falan ama bir de Türkler ve Kürtler olarak büyük derdimiz var değil mi? Barış yanlılarının gözünden sakındığı Çözüm Süreci’ni “kimlik kontrolü” gibi kime ne faydası olduğu belli olmayan saçmalıklarla tırtıklamanın anlamı ne?

Kaldı ki, sokakta insanları durdurup, tehdit ederek, kaçırarak, o yakındıkları karakolların bölgede “bir ihtiyaç olduğuna” dair söyleme meşruiyet kazandırdıklarını göremiyorlar mı?

Demokrasi ve barış yanlısı Türkiye kamuoyu, hareketin, müzakere ehliyetine sahip olduklarını iddia eden siyasi temsilcilerinden Çözüm Süreci’ne dair “ciddiyet” bekliyor. “Biz yapmadık gençler yapmış” türünden bahaneleri bırakıp, Çözüm Süreci’ne zarar vermeye başlayan bölgedeki akıl almaz örgütçülük oyunlarının sonlanması için artık inisiyatif almalılar.

Yoksa bu sorunun çözümü için de gözlerimizi İmralı’ya mı çevirmeliyiz.