• 30.04.2014 00:00
  • (2546)

 Anlaşılan o ki, açıklamaları olay olan Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck epey kafası karışık bir karakter. Rahatlıkla Türkiye’den bihaber olduğunu da söyleyebiliriz.

Gerçi hem Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, hem Başbakan Erdoğan kendisine gerekli cevapları verdiler ama bizlerin de merak ettiği sorular mevcut.

Örneğin Sayın Gauck, Erdoğan’ın 1915’le ilgili Ermenilerin acılarını paylaşan açıklamasını eksik buluyormuş.

Anlaşılan o ki cesur açıklamalarından ötürü Erdoğan’a teşekkür ilanları yayınlayan Ermeni vatandaşlarımızdan bile daha maksimalist kendileri. İyi güzel de, geçmişle yüzleşme sorumluluğu yalnızca Türkiye’ye mi ait? Tabii ki değilse, Yahudi Soykırım Anıtı önünde diz çöken Başbakanları Willy Branth’in politikalarını niçin yerden yere vurmuştu acaba? Yoksa Yahudi Soykırımı’nı, 1915 kadar ciddi bir mesele olarak görmüyor mu dersiniz?

Alman Cumhurbaşkanı, Çözüm Sürecini yöneten Erdoğan’a akıl verirken de, dönüp yakın geçmişine bakmıyor. Oysa azınlıklar ya da dezavantajlı kesimler hakkında, toplumsal barışını tarihin en iyi seviyesine yükseltmiş bir hükümeti eleştirecek konumda değil. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kendisini destekleyen Yeşiller Partisi’nin milletvekili Memet Kılıç, Gauck’a oy vermeme gerekçesini nasıl açıklamıştı, hatırlayalım:

“Thilo Sarrazin, bizim çocuklarımıza genleri yüzünden hiçbir şey olamayacaklarını söyledi. Sayın Gauck Neue Zürcher Zeitung'da Sarrazin'i sınırsız övdü ve dedi ki: Çok cesur bir hareketti ve bu tartışmalar gerekliydi...”

Türkiye’deki Gezi eylemlerinden övgüyle söz edip, Almanya’daki “Occupy Now’’ın işgallerini yerden yere vurduğunu ise solcu gazetelerden okuduk öğrendik işte.

Evet, Gauck’ın problemi tutarsız siyasi kariyeri, Türkiye iç siyasetine dair hesaplarını kendisi üzerinden görmeye çalışanlara alet olmasıyla sınırlı değil. Terminolojiyle ilgili de bir sorunu var. Öyle olmasa, konuşma yaptığınız üniversiteyi “liberal ortamından” dolayı övmezdi herhalde. Çünkü onun liberal diye övdüğü ODTÜ tek bir liberal gazetecinin, yazarın konuşmasına müsaade edilemeyen bir okul. Hatta hatta otoriterleşiyor diye eleştirdiği Başbakan Erdoğan’ın ODTÜ’ye gitmesi hâlinde neler olacağını da Allah bilir. Bence ziyaret ettiği ülkelerde en azından eleştireceği konulara çalışması gereken Sayın Gauck, sözlük karıştırmayı da ihmal etmemeli. Merak etmesin, liberal, otoriter ve özgürlükçü tanımlarının karşılığı aşağı yukarı her dilde aynı.

Türkiye’nin demokratikleşme, kalkınma ve barış sürecinin, Avrupa başta olmak üzere kurumsallaşmış demokrasilerle entegrasyonundan geçtiğine inananlardanım. Bu yüzden devletlerin birbirlerini denetlemelerinin hayati önemde olduğunu düşünüyorum. Ne var ki bu ilişki oryantalist ön yargılardan ve manipülatif enformasyonlardan arındırılmış eşitler arası bir diyaloğu gerektiriyor.

Kimilerinin safari kafasıyla “rahatlamak” için gittiği Doğu "Binbir Gece Masalları"nda kaldı Sayın Gauck.