• 7.05.2014 00:00
  • (2981)

 CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu dünkü grup toplantısına, 6 Mayıs 1972’de idam edilen Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ı anarak başladı.

Seçildiği Kurultayda ve seçimlerde Deniz’in parkasıyla pozlar veren Sayın Kılıçdaroğlu, acaba klişelerle dolu konuşması esnasında neler düşünüyordu? Peki ya konuşmasına alkış tutan ve dillerinden Denizleri düşürmeyen CHP’li vekiller?..

Azıcık yüzleri kızarmış mıdır diye bakıyorum, yok, ne gezer. Öyle ya, insan andığı gençlerin idamında partisinin büyük “katkısı” olduğunu bile bile nasıl bu kadar fütursuz olabilir ki?

Ne dediğimi gayet iyi biliyorum. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarına idam cezası veren o mahkemenin kararı 24 Nisan 1972’de TBMM’de görüşüldü. Meclis'teki üye sayısı 450’ydi. Oturuma 323 milletvekili katılmıştı. 273 milletvekili, Deniz  Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idam edilmesine kabul oyu verdi. 48 kişi de hayır dedi.

Evet, bu utanç oylamasında, Meclis'teki 144 CHP'liden idamlara hayır diyenlerin sayısı sadece 47 idi. Onlarca CHP milletvekili, Süleyman Demirel ve Alparslan Türkeş gibi isimlerle birlikte, bugün “üç fidan” diyerek anıları üzerinde tepindikleri gençlerin idamlarına onay verdi. CHP’nin Senato'da bulunan 34 üyesinden “hayır” diyenlerin sayısı ise sadece 18’di.

Haklısınız, CHP bugüne değin karanlık tarihindeki hangi sorumlulukla yüzleşebildi ki? Dersim Katliamının, tek parti faşizminin adını anınca bile kimyaları bozluyor. Ama ya bu partiye oy veren solcu, Alevi seçmenlere ya da ehveni şer diyen CHP-ML’li “devrimcilere” ne buyrulur?

Tamam, belki  “bugüne bakalım, geçmişe sünger çekelim” diyorsunuz da, Can Yücel’in dediği gibi, “O süngeri sıkınca kan damlıyor ama…” Kaldı ki, bu ülkede gençleri, başbakanları asan askerî vesayete olan muhabbetleri madem geride kaldıysa, bugün bir öz eleştiri yapmaktan kendilerini alıkoyan nedir?

Dün Denizlerin anılması vesilesiyle yapılan toplantılarda konuşan solculara, devrimcilere, Gezicilere bakın. Bu mevzua giren var mı? Dertleri günleri, dünde yitirdiğimiz gençlerimizin üzerine basarak bugünkü siyasi pozisyonlarını cilalamak, yine gençleri kandırmak.

Tıpkı, dün Londra’da, Mehmet Ali Alabora gibi isimlerin katıldığı “68'den Gezi'ye Toplumsal Mücadele” başlıklı panelde konuşan bir neandertalin, Deniz Gezmiş’i Berkin Elvan’a benzetmesi gibi.

Öldürülmesinde sorumluluğu olan polislerin soruşturulduğu bir gençle, CHP milletvekillerinin “katkılarıyla” meclis onayı alınarak asılan Denizleri bir kefeye koyarak akıllarınca “siyaset” yapıyorlar. Bir yandan doğal müttefikleri CHP’yi aklayıp, diğer yandan geçmişin faşizan uygulamalarının açıkça lanetlendiği bugünün Türkiye’sini dünle özdeşleştiriyorlar.

E mecburlar da… Gerçeği eğip bükecekler ki,  parkalı devrimci gençlere, ellerinde Denizlerin, Hüseyinlerin, Yusufların kanı olan partiye “bas geç” çağrısı yapabilsinler…

Tıpkı 68’li gençlere, birkaç yıl sonra arkadaşlarını asacak cellatlarına, “Ordu gençlik el ele” diye tezahürat yaptırdıkları gibi.