• 14.05.2014 00:00
  • (2607)

 Gezi ile başlayan, 17-25 Aralık’ta tırmanan ve 30 Mart’a kadar süren hissedilir toplumsal kutuplaşmanın, önümüzdeki dönemlerde daha da artarak süreceğini iddia edenler var.

Ben aksini düşünüyorum. Zira sokak kalkışmalarının, hukuksuz yargı operasyonlarının ve manipülatif medya faaliyetlerinin sonuçsuz kalması, farklı düzeyde de olsa herkesin kentteki tek oyunun demokrasi olduğunu kabul etmesini sağladı.

AK Parti’nin, gelecek Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerdeki olası başarısının işaretlerini veren yerel seçim sonuçları da sanıldığının aksine muhalifleri sistemin dışına değil içine çekti.

Seçimlerin ardından etkilerinin sınırlı olduğu gün gibi ortaya çıkan Cemaat çevrelerinin arkaik söylemlerini bir kenara bırakın. 10 milyon seçmenin olduğu İstanbul’da 1000-2000 oyda kalan Kemalistlerin, ulusalcıların hezeyanlarını da, marjinal sol grupların çıkışlarını da…

Bakın, daha politik davranıp, tekrar tekrar işledikleri “demokrasi sandıktan ibaret değildir” söylemiyle, sandığa verilen asgari değere göz dikenler bile rasyonelleşiyor. Teknik bir zeminde, sandığı almak için meşru ittifak formüllerini tartışıyorlar.

CHP’de öne çıkan ya da cumhurbaşkanlığı seçimleri için adı geçen adayların hepsinin, dünün rijit söylemelerine kısmen de olsa tepkili isimlerden olması da bunun bir göstergesi.

Örneğin Danıştay törenindeki konuşmasıyla demokratların eleştirilerine muhatap olan Metin Feyzioğlu bile rakibi Kılıçdaroğlu’nu “daha makul bir söylemle” sıkıştıracağının sinyallerini veriyor. Eminim ki Danıştay’daki çıkışının bir taktik hata olduğunu o da düşünüyordur.

Keza, İstanbul seçimlerinden yenilgiyle çıksa da, CHP’deki yarıştan düşmediğini bildiğim Mustafa Sarıgül de, yeni dönemde rasyonelleşecek siyasete daha ılımlı bir söylemle katılacak aktörlerden.

Seçimlerin ardından, 17-25 Aralık operasyonlarının yanı sıra, CHP’nin durağan politikalarına ve demokrasi adına tehlikeli ittifaklarına dair öz eleştiri veren milletvekillerini düşünün. Daha iki gün önce de CHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu, Feyzioğlu’nun Danıştay çıkışını açıkça eleştirdi.

“Adamı CHP grubunda neredeyse yiyeceklerdi” demeyin. Bugünden yarına bir süreç değil bahsettiğim. Cinin şişeden çıkmasından bahsediyorum. Bu sorunlu alanlarda demokratik teamüllerin ufak ufak da olsa geçer olmaya başlaması, gelecek vadeden bir iyileşmedir.

BDP’nin bu rasyonelleşmeyle ilişkisi, yenilgiden ziyade Çözüm Süreci ve mutlaka Öcalan’ın etkisiyle olduğu için onları sadece takdir etmekle yetinip, es geçiyorum. Ama dün Danıştay töreni vesilesiyle başlayan kuvvetler ayrılığı tartışmasına, sivil siyaset lehine katılıp demokrasi adına kazan kazan mantığına terfi eden MHP’yi unutmamak lazım.

Evet, kazan kazan diyorum. Zira muhalefetin el mecbur da olsa yöneldiği bu akılcı tavır, rakiplerinin oyunbozan tavırları karşında yeni Türkiye’nin mantığını temsil etmenin siyasi konforunu yaşayan AK Parti’yi de daha uzlaşmacı bir noktaya çekecektir.

Ensenizi karartmalarına izin vermeyin.