• 10.06.2014 00:00
  • (2633)

 Şüpheye yer bırakmayacak şekilde anladık ki, vazgeçmeyecekler! Zira Çözüm Süreci ile şekli şemaili enikonu belirginleşen toplumsal barışın yeni Türkiye’nin itekleyicisi olduğunu iliklerine kadar hissettiler.

Mantığı, ilkeleri, ahlakı bir kenara bırakıp kanatırcasına kaşıyorlar.

Kürtleri geçen yaz başında keşfeden, onlara sürekli gerici ayaklanmalarının saflarını sıklaştırma çağrısı yapan Gezi koalisyonu vazgeçmiyor. Şimdi de bir türlü harlayamadıklarını yangına, Lice’den odun taşımaya çalışıyorlar. Evet, “gel gelleri” karşılıksız kalınca, son dönemde ölenlerin isimlerinin alt alta yazıldıkları duvarlarda eğer Kürt Medeni’nin ismi varsa, üzerini çizenlerden bahsediyorum.

“Gezi’den Lice’ye isyan ateşi büyüyor!”

Başka? Çözüm Süreci’nin önünü ta Oslo’da kesmeye kalkıp, olmayınca bu projenin yürütücüsü MİT’in başındaki Hakan Fidan’a göz diken Cemaat elbette. 30 Mart öncesi, gazete manşetleri ve sosyal medyadaki trolleriyle “seçim sonrası Kürdistan kurulacak” provokasyonlarına hız verenler kendileri değildi sanki. Kürt siyasal hareketinin en naif taleplerini konuşmayı dahi ihanete eşitleyen bu kriminal yapı şimdi başımıza heval kesildi. Bir dönem ulusalcılara ait olan “Kartaca yıkılmalı” şiarını öylesine benimsediler ki, Zaman’ın başındaki Ekrem Dumanlı “İsyan” yazıları döşenmeye başladı.

“Edirne'de, Rize'de, Antep'te, Adana'da, Diyarbakır'da, İstanbul'da insanlar devlet zorbalığına boyun eğmiyor; eğmeyecek de!”

Ulusalcı cephe ise, yukarıda tanımladığımız kesimler kadar mobilize olamadı. Onlar da boylarını aşan yerlere gitmeden sığ sularda provokasyonlarını sürdürüyorlar. Zira yalnızca Kürtleri manipüle etmekle olacak iş değil bu. Bir yandan da batı kamuoyu tahrik edilmeli ki, savaşın yeniden başlaması bir ihtiyaç haline gelsin. Sözcüsü mözcüsü de PKK bayrağına sarınmış tiplere ateş açmayan Mehmetçik görüntülerinin yer aldığı manşetlerini ikiye katlayıverdiler.

“Hiç kimse İmralı’dan gerçekleşmeyecek beklenti içine sokulmamalıdır” türünden ustaca “vuruşlarla” Çözüm Süreci’nin en önemli iradelerinden Öcalan’a “da” mesajlar gönderen PKK rahatsız değil.

Egemen Kürt siyasal hareketinin yasal temsilcilerinin kimi yine suspus, kimi de barış günlerinde kaybettikleri prestijlerini yeniden kazanmak uğruna silah kuşanmış durumda.

Peki, nerede barışı, çözümü, diyaloğu sahiplenmesini beklediğimiz kalemler?

Nerede olacaklar, yeni gelişmelerin ardından ağırlık hangi merkeze kaydığını ölçmekle meşguller.

Bu yüzden işgal ettikleri alanın barış için bir işe yarayacağı dönemde karınlarından konuşuyorlar.

Gezicisinin, Cemaatçisinin, ulusalcısının, şahin PKK’lisinin, şovmen HDP’lisinin barış iradesinin bu denli belirginleştiği bir dönemde kalkıştıkları provokasyonu bırakıp top çeviriyorlar.

İşte şaşırtıcı hallerinin, yangın günlerinde önlerine sorun olarak barış ve çözüm iradesinin en kararlı iki aktörünü, Erdoğan’ı ve Öcalan’ı koymalarının nedeni de bu.

Ama durduramayacaklar ve kuşkusuz unutulmayacaklar.