• 13.06.2014 00:00
  • (2392)

 Tüm dünya IŞİD’in Irak’taki katliamına kitlenip olan biteni anlamaya çalışırken sizler yine manipülasyon derdindeydiniz.

Musul’da onlarca konsolosluk çalışanımız ve işçimiz rehin alınmışken, haklılığınız kanıtlansın diye bir “ölüm fetvası” vermediğiniz kaldı. Rehin Türkiye vatandaşlarının serbest bırakılmasına amasız sevinemediniz bile.

Sosyal medyada, Bilal Erdoğan ile fotoğraf çektiren İstanbul’un ünlü ciğercisini IŞİD lideri ilan etmekle meşguldünüz.

Manşetlerinizden, yangının ortasında etrafı 1000’e yakın terörist tarafından kuşatılmış bir binanın içindeki naçar insanlara, “tek bir kurşun sıkamadınız mı” diye sitem ettiniz. Irak’taki vatandaşlarımızın tahliyesi ve güvenliği için inisiyatif alarak dönüşlerini erteleyen Musul Konsolosluğu çalışanlarının bu takdire şayan tavrını “rezalet ve aymazlık” olarak yaftaladınız.

İktidarda biz olsak “Bir gece ansızın gelebilirdik” diye hamasetin dibine vurup, haybeye savaş naraları attınız! Ülkenin ekonomisini canlandıracak, sosyal politikalara kaynak sağlayacak Kürdistan petrolünün Türkiye’den ihraç edilmesi projesini hatırlayıp, “bozulur mu bozulur” diye açıktan söylenmeye başladınız.

Mevzua, IŞİD’i düşmanı El Kaide’den ayıramayan, onu Müslüman Kardeşler’in devamı sanan “birikiminizle” dahil olup krizi yönetmeye çalışan ülkenizin hükümetini hedef tahtasına oturttunuz. Hiç çekinmeden, doğru olmadıklarını adınız gibi bildiğiniz yalanları bir kuru AK Parti fobi uğruna köşelerinizden ortalığa saçtınız. Sınırlarımız içinde kanlı saldırılar yapan, ülkenin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ı düşman ilan eden IŞİD’i terörist listesine aldığımız halde, Türkiye’yi dünyaya teröristlerin destekçisi olarak göstermeye çalıştınız.

Hürriyet bazen saçmalamaktı. Musul’daki zulmünden, IŞİD “geleneğiyle” özdeşleştirdiğiniz AK Parti’nin İslami politikalarını (neyse) revize etmesi gerektiği “sonucunu” çıkarttınız.

Maliki’nin ayrımcı Şii politikalarından bıkıp IŞİD’e sarılan bazı Sünni grupların neden olduğu bu teröre panzehir olarak “Şii dayanışması” önerecek kadar kafanız karışıktı. Ama siz kadim davanızı unutmadınız; Musul’u Türkiye’nin iç politikasına gömüverdiniz.

Türkiyeli Alevilerin duygularını istismar etmezseniz olmazdı elbette. Şii’yi duyunca kulaklarınızı dikip aşırı yorumun anasını ağlattınız. Benim diyen laik ülkeye taş çıkartacak devletlerin taşeronu olduğu gün gibi aşikâr paramiliter bir yapının terörünü, Türkiye’deki sade suya tirit laik tartışmaları ve şeriat umacısı çerçevesinde değerlendirip yine İslamofobinizi konuşturdunuz.

Suriye politikası BM’de yüzlerce ülke tarafından desteklenen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu, henüz kriz masasının başından kalkmadan Türkiye’yi yalnızlığa sürüklemekle suçlayıp linç ettiniz. Cumhuriyet tarihinde ilk kez insan hakları ve enternasyonalist dayanışma kriterleriyle şekillendirilen hükümet düzeyindeki aktif dış politika perspektifini, eskisi gibi 3. Kâtip seviyesine çekmek için "kapansın el kapıları" ezgisine sarıldınız.

İçinizden, Soma faciasında, sel felaketlerinde olduğu gibi, IŞİD belasını, Hocaefendinizin bedduasının bir sonucu olarak yorumlayanlarınız bile çıktı. Ve hatta cumhurbaşkanlığı seçimlerini “boş vermemiz gerektiği” tespitini yapan akademikleriniz...

Eksiği var, fazlası yok, işte satır satır bunları yaptınız.

Elbette Musul’un harareti düşmeye başlayacak ve sizler yeniden provokasyonlarınızı Misak-ı Millî sınırlarının gerisine çekeceksiniz.

Muhtemelen de bir kısmınız bıraktığı yerden devam edip, Diyarbakır’daki bayrak direği muhabbetine falan saracak.

“Bayrak” diyeceksiniz, “vatan” diyeceksiniz, birlikten beraberlikten bahsedeceksiniz. Çözüm Süreci’nin, barışın ülkeyi böleceği saçmalığından dem vuracaksınız.

Biz de size bıkmadan usanmadan kaydını tuttuğumuz bu sicilinizi hatırlatacağız.

O bayrak direğine tırmanan piyonun provokasyonunun anlık, Türkiye halkının bir arada yaşama iradesine karşı sizlerin saldırılarının ise sistematik olduğunu suratınıza vuracağız.

Evet, bu zor günlerde “aşiret reisi” ve “yandaş” diye küçümsediğiniz Sayın Barzani’nin hatta PYD’nin gösterdiği dayanışmanın yanından geçemediğinizi size de bu halka da unutturmayacağız.