• 22.07.2014 00:00
  • (2596)

 Gerçekten anlamak istiyorum. “Vicdansızlar” deyip işin içinden çıkmanın kolaycılığına ve hamasetine kapılmamak için üzerinde düşünüyorum. Lütfen yardımcı olun.

Acaba Gazze’de bir mahalleye dalan tam teçhizatlı askerlerin onlarca çocuğu ve kadını katletmesi karşısında ilk olarak akıllarına Türkiye’deki siyasi hasımlarının gelmesini nasıl açıklıyorlar?

Sosyal medyada karşılaşınca gözlerimizi kapattığımız o parçalanmış çocuk bedenleri karşısında hafızalarının hangi bölümü devreye giriyor da dillerinden İsrail devletinden önce “Erdoğan’lı cümleler” dökülüyor?

NATO ve benzeri örgütlere üye olup da Filistin sorunuyla ilgili İsrail’e dünyanın en sert tepkisini veren ülkelerin hükümetinin bu katliama ortak olduğunu gerçekten düşünüyor olabilirler mi sizce?

Mevzu hakkında çok duyarlılar da ondan mı diyorsunuz? İyi de eğer Filistin konusundaki hassasiyetleri bu denli “aşırı yorumlara” yol açacak kadar radikalleşmişse, Erdoğan “One Minute” diyerek İsrail’e o tarihî ayarı verdiğinde içlerine Şaron mu kaçmıştı?

Öyle ya, hatırlayın, Erdoğan bu çıkışından ötürü merkezindekinden Cemaatçisine, memleketin diplomatik gazete köşelerinde yerden yere vurulmuştu. Kendisine ve bu çıkışı “diplomasi sınırları” içinde sayan bizlere “teamül” parmakları sallanmıştı. Hatta kimilerimiz antisemitistlikle bile itham edilmiştik. Daha düne kadar da, gerilen ilişkilerden ötürü İsrail’in Türkiye’deki “düşük” diplomatik temsili AK Parti’nin “değersiz yalnızlığı” olarak yorumluyorlardı.

Peki, şimdi nasıl olup da 180 derecelik bir çarkla başlarına Hamas flaması bağladılar? Erdoğan’ın “katil” sıfatını eklemediği İsrail’le ilgili cümlelerini zaaf sayar hale geldiler.

Yo dediğim gibi, bunları konuyla az buçuk haşır neşir herkesin fark edeceği siyasi tutarsızlıklarını ve AK Parti fobilerini ifşa etmek için anlatmıyorum. Aralarında sohbet ederken, ya da parti gruplarında, yazı işlerinde tartışırken kendilerine ve birbirlerine nasıl “inanabildiklerini” anlamak için soruyorum.

Örneğin içlerinden birisi çıkıp, “Arkadaş biz bu haberi Gazze’deki katliamı gündemde tutmak için yapmıyor muyuz? O halde niçin 500 sivilin ölümünden sorumlu İsrail ordusu dururken, NATO’ya ait Kürecik radar üssünün hükümet tarafından pakta üye bile olmayan İsrail’e istihbarat sağlamak için kurulduğu yalanını manşet yapıyoruz” diyemiyor mu? O masalardaki tek bir “antiemperyalist” gazeteci “bu yaptığımız gerçek katili gizlemek, hedef saptırmak anlamı gelir. İsrail ordusunun suçları talileşir” diye çıkışamıyor mu? Katliamı yöneten Netanyahu’nunkilerle bire bir örtüşen askerî hedef saptırma gazeteciliklerini asgari akla sahip herkesin fark edebileceğini düşünemiyorlar mı?

Evet, ilk kez karşılaşmıyoruz böylesi bir durumla. Mesela Esad’ın toplama kamplarındaki on binlerce kare soykırım fotoğrafı yayınlandığında da, Milliyet’in diplomatik yazarı gibi önce “Şimdi bu Erdoğan’ın da işine yarayacak” diye hayıflananlara şahit olmuştuk.

Ama nereye kadar?

Bu şartlı vicdan inanın çıkmaz bir yere. AK Parti gider, Erdoğan gider, düşünüzde vahşice öldürülmelerini gördüğünüz meslektaşlarınız gider, o nefrete tahvil edilmiş vicdanlarınız sizlerle kalır; biz unutsak, çocuklar unutsa, siz hatırlarsınız.