• 1.08.2014 00:00
  • (2531)

 Evet, Başbakan Tayyip Erdoğan’a Diyarbakır dönüşü uçakta Hrant Dink ile ilgili o soruyu ben sordum. Ancak ilerleyen günlerde aldığım cevaba ilişkin bağlamından kopartılmış ve kimi zaman aşırı yoruma varan değerlendirmeler üzere bir iki kelam etmenin hakkım olduğunu düşünüyorum. Dahası davanın önemi düşünülürse, sanırım bu imtina edemeyeceğim bir görev de.

Önce sorumu ve cevabını satırı satırına hatırlayalım:

Soru: “İlker Başbuğ Hrant Dink davası çözülürse bu yapı deşifre edilebilir anlamına gelecek sözler söyledi. Siz de o dönemde kamuoyunda tepki oluşturan cinayetlerin ve suikastların, askerî dava süreçlerinde kamuoyu desteği sağlamak için düzenlenmiş birer komplo olduğunu düşünüyor musunuz?”

Cevap: “(Paralel yapı) Olayı Dink davasına indirgemek bence olayı küçültmek olur. Dink’in yazılarını onun düşünce dünyasını kabullenmemek gibi bir nedenle yapılmıştır. Paralel yapı meselesinde ise devleti ele geçirme, ulusal güvenliği tehdit gibi büyük bir amaç var. Dink’in devlette, bu amaçlarını gerçekleştirmelerini kolaylaştıracak bir konumu yoktu ki. Bu teoriler paralel yapıyla mücadelenin hedefini saptırmasın!”

Erdoğan bu açıklaması üzerine de özetle şu iddialar ileri sürüldü:

“Başbakan, Dink suikastını kişisel nedenlerle işlemiş bir dava olarak görüyor. Cinayetin derin devlet bağlantısını reddediyor. Hatta bu davanın çözülmesinden korkuyor. Çünkü Çankaya yolunda suikastın bağlantılarının kendisine uzanmasından çekiniyor!”

Oysa Agos’un manşetinde de aynı mesaj vardı

Aynen öyle. Geçtiğimiz hafta bazı gazeteler Hrant Dink cinayetini tamamen paralel yapıya bağlayan haberler yapınca, Agos bu yaklaşımı eleştirmek için “Bu dava ‘paralel’e sığmaz” manşetiyle çıkmıştı.

Agos’un uyarısını ben de yerinde bulmuştum. Zira derin devletin pek çok unsurunun etkin olarak yer aldığı bu suikastı, yalnızca bir parallel yapı eylemi olarak görmenin davayı bir anlamda “sulandırmak” anlamına geleceğini düşünüyorum. Zaten Erdoğan’a bu soruyu yöneltemememin nedeni de tam olarak bu kaygımdı. Yukarıda tam metnini verdiğim gibi, Erdoğan da Agos’un manşetiyle paralellik taşıyan bir cevap verdi ve şöyle dedi:

“Paralel yapı olayını Dink davasına indirgemek bence olayı küçültmek olur!.. Paralel yapı meselesinde devleti ele geçirme, ulusal güvenliği tehdit gibi büyük bir amaç var. Dink’in devlette, bu amaçlarını gerçekleştirmelerini kolaylaştıracak bir konumu yoktu ki.”

Uçaktaki röportajı beraber yaptığımız isimlerden Ali Bayramoğlu’nun sorumu, cinayeti yalnızca paralel yapıyla ilişkilendiren teorileri hatırlatması üzerine de Erdoğan şunları söyledi:

“Ali Bey siz bu davayı çok iyi biliyorsunuz. Bu teoriler paralel yapıyla mücadelenin hedefini saptırmasın! Bu çok kapsamlı bir konu. Örneğin bu işin parasal boyutu var…”

Görüldüğü üzere Erdoğan’ın sözleri Hrant’tan ziyade, paralel yapının bu cinayetteki sorumluluğuna dairdi.

 

Aşırı yorumlar Dink davasını sulandırıyor

Bir dönem aynı gazetede yazdığım ve cinayetten bugüne davasının aydınlatılması için sayısız yazı yazdığım, program yaptığım Hrant ile ilgili hükümete pek çok eleştiri yapılabilir. Örneğin Başbakanın “Bu davanın Ankara’nın dehlizlerinde kaybolmasına izin vermeyeceğiz” şeklindeki sözlerinin gereği olarak hükümetin sürecin üzerine daha hassas eğilmesi gerektiğini pekâlâ söyleyebiliriz. Yargının, soruşturmayı cinayet sırasında görevde olan kamu görevlilerin sorumluluğunu-ihmalini de kapsayacak şekilde genişletmesi için kamuoyu baskısını siyaseten yönlendirmeleri ve tabii ki bu isimlere “itibar” etmemeleri de gerekirdi vs.

Ne var ki, Erdoğan’ın Dink cinayetinin hangi amaçla işlendiğine dair katılmayabileceğiniz bir yorumundan hareketle, bu suikastın neredeyse ortağı olduğunu, söylemenin fazlasıyla acımasızca olduğunu düşünüyorum.

Aynı hataya Ergenekon gibi darbe davaları süreçlerinde de düştük. Ne var ne yoksa Ergenekon’a bağlayıp dört dörtlük bir hesaplaşma fırsatını kaçırdık. Belki de gerçek suçları aklayıp, pek çok suçun karanlığa gömülmesine neden olduk. Şimdi de  yakın geçmişte yaşanan Dink suikastı gibi pek çok olayı sadece paralel yapıyla ilişkilendirip, aynı hatayı tekrarlamanın eşiğindeyiz.

Dink suikastının aydınlatılmasını gerçekten istiyorsak, ki bundan şüphem yok, davayı sulandıran, bizleri hedeften saptıran komplolar yerine fazlasıyla yeterli olan somut veriler üzerine yoğunlaşmalıyız. Bu, iktidar partisiyle siyasi husumete kurban edilemeyecek kadar hassas bir konu.

İşte mevzu noktası virgülüne kadar anlattığım ayrıntılardan ibaret. Karar sizlerin.