• 13.08.2014 00:00
  • (2374)

 Ey partiye hem gönül hem de oy vermiş sevgili seçmen! CHP niçin yenildi biliyorsunuz değil mi?

Dün Sözcü’nün ve “öbürsülerin” manşetten duyurduğu gibi siz “tatil yörelerinde koyun gibi yan gelip yattığınız için!”

Ben demiyorum, gazetelerini satın alarak, televizyonlarını izleyerek omuz verdiğiniz CHP basın bürosu medyanız ve aktörleri böyle söylüyorlar.

Daha adaplı olanları ise, AK Parti seçmenine “mal bu işte” dedikten sonra Nazım’dan birkaç satır mırıldanıyorlar:

“Demeğe de dilim varmıyor ama/Kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!”

Ne pişkinlik ama ve ne müthiş bir konfor!

Değil dokuz seçimde, kritik ettiğim parti tek seçimden analizlerimi taca çıkartacak bir sonuçla çıksa öz eleştiri üzerine öz eleştiri verirdim. Ben yapmasan okurlarım sorardı “ne oldu efendi?” diye.

Ama yok, “Ekmel Bey yüzde altmışla geliyor” diye seçmen reflekslerini manipüle edenler onlar değil sanki.

Dahası, özünde doğru olan çatı projesini siyaset dışı bir aday göstererek bir garabete çeviren CHP’ye “Durun ne yapıyorsunuz” diyeceklerine “aslansın kaplansın” diye tempo tutanlar da bizler olmalıydık.

Hadi tamam, partizanlıkları, yandaşlıkları baskın geldi, okurları CHP seçmenini 9. Kez “istemeden” yanılttılar diyelim. Ve öz eleştiri vermekten de “utanıyor” olsunlar. Tümü seçimin ertesi sabahı “uzun adam arkandayız” diyecek ya da Hürriyet’in röportajcısı gibi “Onunla yarışacak lider yok” tornistanlarına soyunacak kadar kabiliyetli de olamayabilir. Hiç olmazsa unutturmaya çalışın kendinizi bir süreliğine değil mi? Öyle ya, “Türkiye Türklerindir” gazetesinin moda yazarına nasıl “gerektiğinde” politika yazdırılıyorsa, sizlerin de bu "gereklilikte" magazin yazmaya hakkınız var.

Ama olur mu hiç? Şimdi de köşelerini, TV programlarını seçim hezimetinin ardından bir iç tartışmaya soyunan CHP Genel Merkezi’ne dikmişler. Parti içi tartışmanın taraflarına akıl veriyorlar.

Sessiz olun! Köşelerine bakıp neyin nasıl yapılacağını değil, nasıl yapılmaması gerektiğine karar vereceğimiz karavanacı baylar bayanlar yeni CHP’yi dizayn ediyorlar. Tıpkı daha önceki dizayna “çok çalışacağız”, “hedefimiz yüzde kırk” manşetleriyle destek verip seçmenin yaş günü pastasını vestiyerde unutan “radikaller” gibi.

Hadi diğer seçimleri geçtik, ama başta Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere, tüm CHP’liler ve seçmenleri bu tablo üzerine durup bir düşünmeliler. Bu medyayla nereye kadar?

Güler yüzlü rehberlikleriyle kendilerini uçuruma yollayan yandaş yazarlarınız mı yoksa eleştirileriyle köprüden önce son çıkışı işaret eden bizler mi zarar verdik size?

Lütfen, dönüp bir baksınlar yazı ve program arşivlerine; ayrımsız hepimizin.

“Siyasi bir yarışa siyaset dışı aday mı gösterilir? Bu eklektik proje tutmaz, siyasi bir aday üzerine yoğunlaşın” yazanlar kimmiş? O ibretlik TV röportajındaki vatandaş gibi “Ekmel Bey çok iyi de oldu çok da güzel iyi oldu” güzellemeleri döşenenler kim?

“Yahu mitingsiz olur mu? Seçmene değerli olduğunu hissettirmelisiniz! AK Parti seçmenine de ‘dokunun'!” diye uyaranlar mı haklıymış? Yoksa “Bu çağda miting de neymiş? TV ekranlarımız, manşetlerimiz ne güne duruyor? Seçecekleri değil, seçilecekleri yan yana getirmeye, oyunuzu konsolide etmeye bakın” diyenler mi?

“Seçmene Çözüm Süreci’ni devam ettirmeyi, vesayetle mücadeleyi ve yeni Türkiye’yi vadedin. Köşk’e çıkan yolun paraleli yok” diye çırpınanlar mı doğruyu söylüyormuş? Yoksa “Cemaat’in kuyruğuna takılıp seçim propagandasını bir hukuk darbesi üzerine kur, şeriat sopasını salla, bürokrasiyi, kurumları öncüle” diyenler mi?

Ve daha bir sürü şey…

Dediğim gibi, arzu eden döner bakar arşivlerimize. Resim tüm netliğiyle duruyor orada.

Uçuruma giderken sırtınızı tapışladıkları için dost bellediğiniz goygoycu gazetecileriniz de, bugün doğru çıkan uyarılarından ve eleştirilerinden ötürü dün yüz çevirip linç ettiğiniz bizler de aynı karedeyiz işte.