• 19.08.2014 00:00
  • (2306)

 10 Ağustos Köşk seçimleri sonrası CHP yine kaynamaya başladı. Önce ulusalcı vekiller bir basın açıklaması yaparak Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na olağanüstü kurultay çağrısı yaptılar. Bu çağrı üzerine Kılıçdaroğlu önce “yeterli imzayı bulun gelin” dedi. Ancak daha sonra resti görüp, kurultay için eylül başını işaret etti.

Partinin atanamayan starları ise bu bulunmaz nimet üzerine harekete geçtiler. Grup Başkanvekilliğinden henüz istifa eden Muharrem İnce kurultay için ismi öne çıkan adaylardan. Kulislerde Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun da hazırlık içinde olduğu konuşuluyor. Deniz Baykal ve Mustafa Sarıgül’ün de bu denklem içerisinde yer alacaklarını tahmin etmek zor değil.Peki, bu hareketlilik, CHP’de dönüşüm sağlayacak bir doğumun habercisi olabilir mi?Çok zor. Zira Genel Başkana yönelik eleştiriler de, onun savunmaları da son seçim hezimetine hapsolmuş durumda. Tartışmaları dinleyince, sanki 10 Ağustos öncesi birkaç bariz hata yapılmasaymış ortada pek de ciddi bir sorun yokmuş izlenimine kapılıyorsunuz. Ya da en fazla “AK Parti’nin seçim teknolojisini alıp siyasi kültürünü reddedelim” türünden başarı reçeteleriyle karşılaşıyorsunuz.“CHP’den adam olmaz abi” demek işin kolayına kaçmak anlamına geliyor. Doğru, söz konusu olan 80 yıllık statükonun kurucusu iradesi konumundaki CHP. Bu partiye karşı ön yargıların nedeni de, eleştiri sahiplerinin özcülüğünden ziyade, CHP’nin ontolojisine dört elle sarılmasındaki ısrarı. Ne var ki, milyonlarca seçmenin bir şekilde oyunu alan ülkenin ana muhalefet partisine dair analizler, klişelere ve CHP yandaşı gazetecilere bırakılmayacak kadar hayati bir konu. Çünkü en az 10 yıl daha ülkede hakim olacak AK Parti karşısındaki ana muhalefetin konumu, yeni Türkiye’nin reform vitesini yükseltmesini talep eden demokrat seçmen için de önemli.Dolaysıyla bırakın Kılıçdaroğlu ve kurmayları analizleriyle partiyi günbegün uçuruma yuvarlayan CHP yandaşı kalemlerin rehberliğine itibar etsinler. Daha geniş bir bir arada yaşama pratiğinin hayata geçirilmesi için demokratlara düşen, CHP yönetimin ve onun basındaki goygoycularının tepkilerinden azade bir CHP söylemi geliştirmektir.

Hiç olmazsa gidişiniz muhteşem olur

Kurultaya kadar daha çok konuşacağımız bu mevzua direkt bir giriş yapayım.Kemal Bey, 4 yıldır parti örgütlerinde muazzam bir hâkimiyet kurdunuz. Ciddi bir delege desteğine sahipsiniz. Oluşturulan heyulaya rağmen önünüzdeki Kurultaydan rahatlıkla çıkacağınızı tahmin ediyorum. Rakiplerinizin kimliği ve söylemleri düşünülünce de bu sonucun ehveni şer olduğunu söyleyebilirim.Ama unutmayın ki, Genel Başkanlığınızı, eski genel başkanınıza kurulan kaset komplosuna borçlusunuz. Bu olay yüzünden girdiğiniz ilişkilerin, muhalefetinizin niteliğini belirlediğini tahmin etmek de zor değil. Bu Kurultayı atlatsanız bile 2015 seçimleri öncesi, CHP’yi hiçbir zaman boşlamayacak vesayet odaklarının hedefi olacaksınız. Yani “o diyet” istenecek. Bu saldırılardan yakayı sıyırmanız halinde bile, aynı politik söylem ve seçim stratejisiyle girmeniz halinde 2015 seçimlerinden de büyük bir hezimetle çıkmanız şaşırtıcı olmayacak. Kısacası her hâlükârda gideceksiniz.İyi ihtimalle yaklaşık bir yıl daha oturacağınız o koltuğun hakkını vermeyi hiç aklınıza getirdiniz mi? Bugüne değin yüzde 20-25’i korumak için elinizin tersiyle ittiğiniz yüzde 75-80’lik “müşteri” kitlesini bir düşünün. Vesayet karşıtlığı, halkın dinî değerlerine saygı ve umut vadetmek gibi somut bir perspektifle yüzde 41’i yakalayan Ecevit’in deneyimini aklınıza getirin. AK Parti’nin, Türkiye halkının çok büyük kesiminin desteklediği Çözüm Süreci, demokratikleşme ve vesayetle mücadele perspektifini, tabanınızın bir kısmını da rahatsız etmeyecek şekilde sahiplenmek çok da büyük risk olmasa gerek. Denemeye değmez mi?Dediğim gibi kaybedeceğiniz en fazla öngörülmüş bir sonun rutini olur. Ama bunun için de partinizdeki statüko kadar, sizi santim santim siyaset minderinin dışına iten konforunuzun ölümcül çekiciliğine de direnmelisiniz.