• 27.08.2014 00:00
  • (2746)

 Hasan Cemal hepsinden net! Gezi, 17-25 Aralık, bir acayip çatı organizasyonu derken Tayyip Erdoğan'ın her salvoyu savuşturmayı başardığını görünce karamsarlığa kapılmadan, yan yollara sapmadan işine döndü. Dün yazısında da Zor Ölüm karakterleri için yeni dönem reçetesini anlatıyordu.

Cemal'in "Abdullah Gül neyi bekler, oyunu ne zaman başlar" başlığını attığı okurunsa rahatlıkla "durmak yok yenilmeye devam" diye okuyacağı yazısında şu "telkinler" yer alıyordu:

"Sayın Gül’ün 2015 seçimlerini görmeden kımıldayacağına ihtimal vermiyorum.

Doğrusu da bu galiba. Öncelikle Erdoğan-Davutoğlu ikilisi seçim sandığında ne yapacaklar?

AKP genel seçimde yüzde 45’in altında kalırsa, Erdoğan’ın tek adamlığı büyük darbe yer."

Âdeta harika! Değil mi? E işte sonra da "Gül gelir ve..."

Kaldı ki şair burada "yalnızca kendisi için bir şey" de  istemiyor. Tamam Cemal'in siyasi vudu büyüsü tutunca Erdoğan da düşecek ama, senaryoya göre Gül de bu işi tereyağından kıl çeker gibi yapacak. Müthiş bir "azmettirici" yani Cemal. Abdullah Gül bu projeden ne kadar etkilenir bilemem ama ben bile etkilendim doğrusu. Her an "2015 seçimlerini görmeden kımıldamamaya" karar verebilirim.

Neyse dediğim gibi en azından net Hasan Abi. Bir dönem ortak olduğu darbelere dair bizlere örnek olan öz eleştirisinin öz eleştirisini layıkıyla veriyor. Yine takmış kafasına bir seçilmiş hükümeti, sandık dışında nasıl devirebiliriz diye bugüne değin denemediği formülleri sahada test ediyor. Muhtemelen de eğleniyor. Jübilesine "eli dolu" gitmek istiyor. Dediğim gibi, sözünü onun sözleriyle dinleyip "kızmıyoruz" çünkü  "kendini anlatıyor" işte.

Asıl ilginç olanlar ise Cemal'in aksine, "Erdoğan'ı göndermek istemediklerini" söyledikleri halde "Erdoğansız AK Parti" için dişini tırnağına takanlar. Mahallerinden gece yarısı taşınanlar; usul usul, ince ince işledikleri Amerikan bezini kimine kefen kimine ak libas diye pazarlayanlar.

Geçenlerde bu hamaratlardan biri, sanki "başkasına" verdiği o bol aklı çok faydalı olmuş gibi, ortadan ortadan Yeni Türkiye'nin yeni başbakanına "nasihat" ediyordu.

Ne mi diyordu? Ne diyecek canım "Erdoğan'a karşı değil" ya, sadece Türk büyüklerinden alıntılarla Davutoğlu'na  "Erdoğan gibi olma evlat" diyordu.

"Yeni Başbakan Ahmet Davutoğlu bu vadide yazılmış eserlerin büyük bölümünü okumuştur.

O kitaplarda günümüzde bile kendisine rehberlik edecek pek çok göz açıcı öğüt bulunuyor.

Herhalde hafızalarda en fazla yer tutması gereken, yine, 'mağrur olmamaya' dair özlü sözlerdir."

Ne kadar manidar!

İşte böyle Abdullah Gül'e kancayı atanların içinde yok yok. 2007'de sırf eşi başörtülü diye Gül'ün Köşk'e çıkmaması için Cumhuriyet Mitinglerine çağrı yapanları mı ararsınız? Yoksa ömründe tek bir darbeyi ya da muhtırayı desteklemeden geçemeyen ak saçlı liberalleri mi verelim. Ya da halkın iradesinin temsilcilerine daha göreve başlamadan bari "mağrur olma" diyen mağrurları mı? Hepsi de maşallah kendileri için değil hep ama hep Gül için bir şeyler istiyorlar.

Allah böyle dostları düşman başına vermesin. Zira ben artık "bu  kahredici desteklerin" Abdullah Gül'ü tamamen AK Parti geleneğinden koparmak için yapıldığına inanmaya başladım. Çünkü Gül'ün ağzından çıkmadığı halde ona mal edilen bu söylemler, yine en çok Gül'e zarar veriyor.