• 7.11.2014 00:00
  • (2368)

 HDP PM üyesi Ahmet Karataş'a parti binasında saldıran kişinin profili netleştikçe Hrant'ı katleden tetikçi Ogün Samast'ı hatırlamamak mümkün değil.

Evet, bir provokasyonla karşı karşıyayız, üstelik de gün gibi.

Bu saldırı üzerine HDP cephesinden gelecek yorumların sert olmasını bekliyorduk. Ama partinin eş başkanı Selahattin Demirtaş'ın dünkü sözlerini duyunca "yok artık" dedim:

"Provokasyon falan değil. Devlet parti binamızda parti yöneticimizin kafasını kesmek istemiştir!"

Tabii Nasrettin Hoca durur mu, partinin yayın organı Gündem de basmış manşeti:

"MGK onaylı saldırı konsepti! Karar MGK'da alındı. Saldırıdan Erdoğan ve Davutoğlu sorumlu. Sırada da HDP'nin kapatılması var!"

 

Hasip Kaplan'ın içine mi doğmuş?

Aslında HDP'nin kapatılacağına dair söylentinin fitili Cemaat'in buçuk gazetesi tarafından ateşlendi. Perşembe günü "HDP Kapatılacak" manşetiyle çıkan gazetenin kaynağı ise HDP Milletvekili Hasip Kaplan'dı.

Doğru anladınız, Mecliste parti kapatmaları engelleyen yasayı, MHP ve CHP ile birlikte hareket ederek baltalayan vekil, bu yasayı hazırlayan iktidar partisini suçluyordu.

Peki neye dayanarak? Bir dava sürecinin duyumunu mu almıştı? Söylemiyor. O zaman hükümet Cephesinden bir açıklama gelmiş olmalıydı. Tartışma üzerine yapılan açıklamalara baktım, o da yok.

 

HDP sokak savaşını oyun sanıyor

O halde Demirtaş, vekilleri, yayın organları ve Cemaat'in kontrolündeki gazeteler niçin, muhataplarınca yalanlanan bu iddiaları gündeme taşıyorlar?

"Bu devride parti kapatma mı olur, böyle bir tartışma bile yok" diyen hükümet kurmaylarını bir ulusalcı gibi "hiç mi yok" diye sıkıştırıyorlar

Ülkenin Cumhurbaşkanının ve Başbakanının, meczubun tekini bir HDP'liyi bıçaklamaya azmettirdiğini ciddi ciddi söyleyebiliyorlar.

Haklısınız, aklı başında kimse bu saçmalıklara itibar etmez.

Öyle ya. İmralı ile "açıkça" görüşen de aynı devlet, aynı AK Parti. Sınır dışına çıkarken karakolları taciz eden PKK'lilere dokunmayan da... Yasal düzenlemelerle içeride KCK sanığı bırakmayan da... Parti kapatmaları zorlaştıran yasayı HDP'nin "satışına" rağmen parlamentodan geçiren de...

Ama Kürt sokağında çocukça olsa da bu gerekçelerle ortalığı yakıp yıkmaya hazır bir potansiyel var. HDP'li Ertuğrul Kürkçü'nün "kontrol edemediğimiz bir kitlemiz var" dediği insanlar. Ve 7-8 Ekim'de o kitlenin 50 insanımızın canını nasıl aldığına hep beraber şahit olduk.

İşte Demirtaş, Kaplan ve medyaları da sokağı yıkmaları için aklı başında bir nedene değil, ajitatif bir kapı gıcırtısına bakan bu uçurum insanlarını hedefliyorlar.

7-8 Ekim'de de bu "fırtına kuşağına" PYD'li savaşçıları devlet hastanelerinde tedavi ettiren Hükümetin IŞİD'ci olduğuna ikna etmekte zorlanmamışlardı. Şimdi de Çözüm Süreci'nin mimarı bir partiyi ve liderlerini "faşist katillerin azmettiricisi, Kürt partisini kapatacak milliyetçiler" olarak lanse etmekte sıkıntı çekmeyiz diyorlar. Yoksul, çaresiz Kürt gençlerinin heyecanını yalanlarla yönlendirip can pazarı kurmayı meşru bir siyaset oyunu olarak görüyorlar.

 

Haklı olan yalana ihtiyaç duyar mı?

Merak ediyorum, Demirtaş ve HDP'liler muhalefet edecek malzeme bulamadıkları için mi bu yola başvuruyorlar acaba? Düşünüyorum, Hükümete Çözüm Süreci konusunda pek çok yerden vurabilirler oysa. Akıl edemiyor olmasınlar diyeceğim, bunca yalanın zekâ gerektirdiği de kesin.

Aslında bu durumda "provokasyon falan yok" diyen Demirtaş haklı. Bence de ortada provokasyon falan yok. İddialarına delil göstermediklerine, hatta açıkça yalanlandıklarına göre, bir hedefe zemin hazırlamak için manipülasyon yapıyorlar. Cemaat'le el ele vermişler planlı ve sistemli şekilde yalanlar üzerinden kaos oluşturmaya çalışıyorlar.

Yazın bir kenara. Yarın öbür gün Pensilvanya'ya bağlı bir savcı çıkıp HDP hakkında kapatma dosyası hazırlarsa şaşırmayın.

Bu arada hükümet HDP'li yöneticileri ve binalarını eskisine göre daha sıkı korumalı. Zira görüldüğü üzere bu saldırılar yalnızca milliyetçi meczupların işine yaramıyor. Kana ihtiyacı olan vampirlerden her mecrada mebzul miktarda mevcut.