• 10.11.2014 00:00
  • (2442)

 “Bunu söylerken de eli sopalılara ülkeyi bırakamayız. Bu açıdan yeni yasal düzenlemeler de önemli. Molotof, maske vb. konularda caydırıcı cezalar olmalı…”


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 6-7 Kasım tarihlerinde Türkmenistan'daydı. Erdoğan'ın heyetinde çok sayıda Türkiyeli iş adamı da vardı. Bunun nedeni ise Türkmenistan'ın, özellikle de bir protokol şehir olarak yeniden inşa edilen Başkent Aşkabad'ın Türkiyeli iş adamlarının gözdesi olması. Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbangulı Berdinmuhammedov'un Aşkabad'ın (Akşehir) adına yakışır şekilde mermerden yeniden kurduğu kentten ayrılıp uçağa bindiğimizde listede olmayan misafirlerimiz olduğunu fark ettik. Bu kişiler, bir öğrenciye tokat attığı için Türkmenistan'da tutuklu bulunan Hamdi öğretmenin genç eşi ve iki küçük çocuğuydu. Türkmenbaşı, Erdoğan'ın ricası üzerine tutuklu öğretmenin serbest bırakılması talimatını vermişti.
Sigaranın sokakta bile yasak olduğu, saat 23'de tüm mekânların kapandığı, mekteplerin bile mermerden saray formunda inşa edildiği Türkmenistan dönüşü uçakta Cumhurbaşkanı ile röportaj yapma fırsatı bulduk. Erdoğan'ın yeni Cumhurbaşkanlığı Sarayı, Çözüm Süreci, paralel yapının sabotajları, parti girişimi ve Mescid-i Aksa'yla ilgili sorularımıza verdiği cevapların satır başları şunlar:
77 MİLYON SAHİPLENMELİ 
“Biz Sürece demokratik açılım ile başladık. Bir süre sonra bunu bir üst perdeye çıkarmak gerekiyordu ve adına 'Milli Birlik ve Kardeşlik Süreci' dedik. Bu benim çok daha benimsediğim bir başlık ve kavramdı. İçerik itibarıyla çok daha sıcaktı. Bir aşamadan sonra da Çözüm Süreci gündeme geldi. Çözüm olduğu sürece sahiplenilebilir, neden olmasın dedik ve bu şekilde devam ettik. Bu noktada sürecin şu tarafında şu grup, bu tarafında bu grup var diyerek bir tarafa Kürt vatandaşlarımızı oturtmanın yanlış olduğunu düşünüyorum. Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü, Abaza vs. Bir tarafa denmez. Süreç ülkemizin genelini, 77 milyonu kapsıyor ve bu şekilde de sahiplenilmeli ki bu işi çözelim.  Bunun adı Çözüm Süreci olur, Milli Birlik ve Kardeşlik Süreci olur ama devam etmesi lazım. Bu, 77 milyonun ortak meselesidir. Taviz veremeyiz. Bunu söylerken de eli sopalılara ülkeyi bırakamayız. Bu açıdan yeni yasal düzenlemeler de önemli. Molotof, maske vb. konularda caydırıcı cezalar olmalı.
ÇEKİLME HENÜZ GERÇEKLEŞMEDİ
Şu anda İmralı'nın buna benzer açıklamaları var ama geri çekilme henüz gerçekleşmiş değil. Ben o dediğiniz kesimde bu konularda, çift başlılık, hatta çok başlılık olduğunu görüyorum. Bu işin Avrupa ayağı var, Kandil var, İmralı var…
İmralı ile görüşmelerin yeniden başlaması MİT'in konusu. İstihbarat teşkilatımız, gerektiğinde gider görüşür, gereken neyse yapar. Hükümetimiz, sağduyu neyi gerektiriyorsa onu yapar. Ama oraya gidenlerin, gidişi bir meydan okuma fırsatı gibi görmelerinin doğru olmadığına inanıyorum.
Emniyet içinde sürece pasif direnişler oldu, olabiliyor. Çünkü bunları malum, bir akşamda temizleyemiyorsunuz. Bunların, seçimler sırasında, Güney-Doğu Anadolu'da terör örgütünün siyasi uzantısı olan adayları desteklemekte beis görmediklerini hatırlatmakla yetinmek istiyorum. Sorunu, Türkiye'deki mevcut yasalarla, hukuk devleti içinde çözmeye çalışıyoruz. Bu konuda kararlıyız.
ÜST AKLIN ORTADOĞU PROJESİ
Orta Doğu, modern dönemde petrol havzalarının keşfi ile ortaya çıkarılan bir kavram. Petrolle birlikte bu coğrafya üzerinde hesaplar başladı. Hatta haritalar ona göre çizildi. Şimdi yine bölgede herkesin farklı hesapları var. Örneğin, ABD'liler de dahil olmak üzere tüm muhataplarımıza söylediğim bir konu var; Musul, El Ambar'ı, Halep'i adeta unutup sadece Kobani'ye odaklanmanın yanlışlığı ortada. Bu hususta Hollande daha farklı. O bize hak veriyor. Lazkiye'den itibaren ta Kuzey Irak'a kadar bu bölgenin, yani 36. paralelin üstü, buranın güvenlikli bölge haline gelmesi lazım.”

 


MAALİYETİ 500 MİLYON DOLAR
Saray da uçak da ülke için ihtiyaçtı
Amacımız, tıpkı ecdadımız gibi, ülkemize kalıcı bir eser bırakmak. Eğer burada bir suistimal varsa, bunu inceleyecek merciler bellidir”
Erdoğan, yeni Cumhurbaşkanlığı sarayı ve uçağı üzerinden yürüyen tartışmaları da şöyle değerlendirdi: “Göreve geldikten sonra, baktık ki uçakların biri cumhurbaşkanlığında biri de başbakanlıkta. İhtiyacı olanların kullanması esasıyla havuz yapılmasını önerdik. Kendileri buna yanaşmadılar. Sıkıntılı bir durumdu. Çünkü öyle anlar oluyordu ki, dışişleri bakanının veya bakanlarımızın bir yere gitmeleri gerekiyor ama uçak bulunamıyordu. Bu ihtiyaç üzerine bir uçak daha alalım dedik. O sırada, Berlusconi'nin uçağının satışta olduğunu öğrendik. Satın aldık. 
İki saatlik bir görüşme için tarifeli uçakla gidip gelmeniz iki-güç güne mal olabiliyordu. ABD gibi uzak ülkelere giderken bir veya iki yerde yakıt ikmali için durmak zorunda kalıyorduk. Bu uçağı almaya karar verdik. Tüm donanımları dahil şu anki maliyeti 179 milyon dolar.  Cumhurbaşkanlığı Sarayı da bir ihtiyaca binaen yapıldı. Türkiye'ye yaraşan, tüm ihtiyaçlara cevap veren bir bina yapıldı. 11 yıllık Başbakanlığım boyunca resmi konutta oturmamış bir insanım. Tabii medyanın bir kesimi işin bu yönünü görmek istemiyor. Keçiören'de bir apartman dairesinde oturdum. 
Beştepe'deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda 2-3 bin kişilik bir kongre sarayı da olacak. Bu dışarıya da açık olacak. Büyük toplantılar yapma imkânımız olacak. Örneğin, muhtarlarla orada bir araya gelmeyi planlıyorum. Tüm Türkiye'den kurayla belirlenecek vatandaşlarımızla da benzer bir toplantıyla bir araya gelmeyi düşünüyorum.
Amacımız, tıpkı ecdadımız gibi, ülkemize kalıcı bir eser bırakmak. Eğer burada bir suistimal varsa, bunu inceleyecek merciler bellidir. Bu açıdan herhangi bir sıkıntımız yok. Maliyet konusunda 750-800 milyon dolar gibi rakamlardan bahsedenler var. Bu kesinlikle doğru değil. Maliyet 500 milyon dolar civarında. Uluslararası medyanın ne dediğini umursamıyorum. Bizim için herhangi bir kıymeti harbiyesi de yok. Büyük devletsek, büyük düşünmek durumundayız. Onlar ne derse desin, biz yolumuza devam edeceğiz.


EMİNE ERDOĞAN: Çözümün anahtarı kadınlarımız
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Türkiye İş Kadınları Derneği'nin (TİKAD) 10. yıl kutlamasına katıldı. Geceye katılması beklenen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın soğuk algınlığı sebebiyle programını iptal ettiği öğrenildi. Burada bir konuşma yapan Emine Erdoğan, “Hiç şüphesiz, Türkiye'nin kadınları, sadece bölgesel ve küresel problemlerle ilgili kalmamış, içerideki meselelere yönelik de son dönemde önemli adımlar atmışlardır. Kadınların ekonomide, siyasette, bürokraside, bilim, sanat ve sporda, kadınların geçmişe oranla daha çok öne çıktığını görüyor, bundan da büyük heyecan duyuyoruz” diye konuştu. Çözüm sürecinde kadınların önemine vurgu yapan Emine Erdoğan, “Annelerin acısını dindirmek, gözyaşlarını durdurmak amacıyla başlatılan çözüm süreci, kadınların bu sürece sahip çıkmaları sayesinde daha fazla umut vaat ediyor. Özellikle Doğu ve Güneydoğu'da yaşayan hanım kardeşlerimiz, 2 yıldır tecrübe ettikleri çözüm sürecinin, kendilerini nasıl rahatlattığını gördüler. Diyarbakır ve bazı illerimizde, kadınların, dağa kaçırılan çocukları için çok cesur biçimde eylem yapmaları, geleceğimiz adına, kadın hareketi adına, Türkiye adına çok önemli bir adımdır. Terör örgütünün ve siyasetin baskılarına aldırmadan, çocuklarının peşine düşen kadınlar, barışa giden yolun şimdiden kahramanları olmuştur. O kadınları ve onların arkasından gelecek kadınları desteklemek, teşvik etmek, yüreklendirmek, hepimizin vazifesi olmalıdır. Anneler, çocukları için endişe duymadıklarında, inanın, Türkiye çok farklı bir yer olacaktır. Anneler çocukları için, kadınlar, eşleri ve gelecekleri için gözyaşı dökmediklerinde, Türkiye çok daha yaşanabilir bir yer olacaktır” şeklinde konuştu.