• 12.01.2018 00:00
  • (1251)

 2019 " yılı" için hareketlilik şimdiden başladı.

E normaldir...
Zira eskiden halk tarafından seçildiği halde sembolik bir görevi olan Cumhurbaşkanı'nın yürütmedeki rolü artacak. Dolayısıyla seçimlerle şekillenecek parlamentonun yapısı ve işlevi özellikle muhalefettekiler için daha hayati konuma gelecek.
Peki, son durum ne?
2019'un en güçlü adayı Tayyip Erdoğan'ın eli Bahçeli'nin desteğiyle daha da güçlendi... Kendisine zaten uzak olmayan milliyetçi seçmen nezdindeki desteğinin daha da artacağı ortada.
"Belki aday olabileceğini" açıklayan  lideri 'nun son kararını da bekleyip göreceğiz. Ancak ikinci turda Erdoğan karşısında en yüksek oyu alan adayı destekleyecekleri kesin gibi. Şu anki mevcut adaylar düşünüldüğünde de bu isim Meral Akşener.
Ne var ki CHP'nin 2014 seçimlerinde Erdoğan'a karşı sağcı bir adayı gösteripdesteklemesi ve "kötü kaybetmesi" henüz unutulmadı. Dolayısıyla seçmenin yine aynı hataya ikna edilmesi pek mümkün görünmüyor.
Her ne kadar Dersim'e falan gitse de Akşener'in çoğunluğu solcu ve Kürtyüzlerce faili meçhulün yaşandığı bir dönemin İçişleri Bakanı olduğu dahafızalarda dipdiri.
 iddiaları da cabası...

***

Parlamentoda grubu olan 'nin de seçime kendi adayıyla gitmesi muhtemel.
Ama 'ın son kükremesiyle medya tarafından yeniden "kedi" diye cilalanan Sırrı Süreyya Önder'in partide önü açılırsa... Başında bir "Türk" olan HDP ile CHP arasında bir ittifak kurulabilir.
Gelin görün ki, bu etnik göz boyama kimi CHP seçmenini ikna edecek olsa da siyasi bilinci yüksek Kürt seçmenin bu plana ikna olması zor. En fazla 'ye ve Erdoğan'a tepki gösterdiklerinde hep yaptıkları gibi yine sandığa gitmeyeceklerdir.

***

Özetle, henüz birkaç ay önce aldığı % 51.4 oyla, ülkenin her kesimindendestek alabilen yegâne aday olduğunu kanıtlayan Erdoğan şimdi 2019 için daha şanslı.
Tabii ki beyaz atlı bir adayın aniden ufukta belirmemesi halinde... Ki kimileri Godot'yu bekler gibi bekliyor onu!
Türk siyasi satrancının son fotoğrafına yukarıdan bakınca, Erdoğan'ı sandıkta deviremeyen içteki ve dıştaki rakiplerinin gözlerini 15 Temmuz'da olduğu gibi neden sık sık kararttıkları da daha rahat anlaşılıyor değil mi?