• 23.09.2018 00:00
  • (1023)

 Merak etmeyin, komünist Marx'la, anarşist Proudhon'un kitaplaşan atışmalarına dalmayacağım.

Ama konumuz yine ekonomi. Siyasette ya da sanatta, bugünlerde, kimin kime garezi varsa, konuyu mutlak oraya getirip rakibine, "hasmına" buradan çakmaya çalışıyor...
Kıraathane işinden sonra siyasetçilikte karar kılan  mesela. O da belediye seçimlerinde 'nin İstanbul'dan adayı olmak için iç ve dış rakiplerine buradan vurmayı kafasına koymuş. Ne mi yapıyor?
Aday adayımız, bin liralık "" marka gömlekle (kırışmıyor diyedir belki) tebdili kıyafet edip Tahtakale esnafının arasına karışıyor... "Cumaya gittim döneceğim" notu iliştirilmiş esnaf kepenkleri önünde ellerini cebine koymuş "tükanlar kapalı" pozu veriyor. Kent için adı geçen ve her gün cumaya gittiğini açıklayan  bence bu pası kaçırmaz!
Gürsel Bey'in mahallesinden gelin biraz buralara, Karaköy'dekiContomporary'ye." Sanatseverlerimiz bile, bir yandan küratörerin küratörü Ayşe Arman'ın tavsiyesiyle gittikleri Batmanlı sanatçı Ahmet Güneştekin'in eserleri önünde fuar sırası yapıp seri selfie'lerken... Bir yandan da Golden Goose'un 530 dolardan satışa çıkardığı eski ayakkabıyla, yoksulları aşağıladığını anlatıyorlardı birbirlerine... Olacak şey değildi yani... Tükürürlerdi kriz zamanıböyle sanata, modaya!
Boşta kalanlar ise Twitter'da Haluk Levent'i dövüyorlardı. Zira şarkıcı, çocuğuna istediği okul pantolonunu alamadığı için  ettiği söylenen İsmail Devrim isimli vatandaş için "keşke kaymakamlıktan yardım isteseydi" demişti. Onlara göre yoksullar "gerektiğinde" ölebilmelilerdi de... Sanatçıya düşen, çelişkininderinleşmesi için çalışmaktı... Kimse intihar etmesin diye akıl yürütmek falan da ne oluyordu? Godoman mı olmuştu yoksa !
Engin Ardıç çok üstüne gitti ama görüyor musunuz, Arşimed misali "Bana felsefi bir derinlik getirin istifa edeyim" diyen Kemal Bey ne kadar haklıymış. Memlekette sefaletin felsefesinin de felsefenin sefaletinin de sefaleti ortada.