• 17.12.2018 00:00
  • (1120)

 Muş'ta bir öğretmen, okulundaki yoksul bir çocuğun fotoğraflarını çekip sosyal medyaya koydu.

Görüntülerde üzerinde kapüşonlu bir mont olan 9-10 yaşlarındaki çocuğun sırtında, annesinin battaniyeden bozup diktiği bir okul çantası var.
Yürek burkucu görüntü elbette hepimizi etkiledi. Fotoğraf kısa süre içinde medyada yayıldı. Büyük destek gördü.
İnsanlar önce o koşullarda çocuğunu okutan annenin azmini alkışladılar. Pek çoğu da sahip oldukları koşullarda nelerin değerini bilmediklerini sorgulamaya giriştiler. Çocuğa nasıl yardım edebileceğimizi öğrenmek için sıraya girdik.

***

Ama bir yandan da görüntüleri paylaşılan o çocuğu düşündüm. Uzun uzun...
Mahcup bir gülümseme vardı suratında.
Yoksulluk ayıp değildi ama belli ki utanmıştı yavrucağız. Ne yapsın, adı üstünde daha bir çocuk, gel de ona anlat.
Kişiliğinin şekillendiği, rekabeti öğrendiği, yarıştığı bir dönemde ne ağır bir yük ama çocuk için!
O yaşlarda olur, muhtemelen uzaktan uzağa bakıştığı bir kız da vardır. Ondan da utanmıştır mutlaka. Hatta yaşadıklarını, annesini utandırmamak için söylememiş bile olabilir.
Çantanın lafı bile olmaz... Ama bu küçük çocuğun özgüveninde açtığımız ve üstüne üstlük resimleyip kayda geçtiğimiz yarığı nasıl kapatacağız?

***

Peki, görüntüleri izleyen öğretmen ne yapabilirdi?
Bilmiyorum belki yapmıştır ama işe öğrencisine bir çanta alarak başlayabilirdi. 20-30 liralık bir şeyden bahsediyoruz.
Okul müdürüne, kaymakamlığa, valiliğe öğrencisinin ailesine yardım için de başvurabilirdi.
Yani bu işi, ortalığı velveleye vermeden, yardım etmek istediği kişileri daha az rencide ederek yapabilirdi.
Gündem olan öğretmenin İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından açığa alındığına dair haberler geliyor.
İyi niyet taşlarıyla döşenen bu hikâyede yeterince mağduriyet oluştu. Halkayı daha da genişletmeyelim.
Yaptıktan sonra olsa, öğretmenimizin olayın bu yönünü de düşündüğüne eminim. Yardım ederken kimin daha çok tatmin olduğunu da sorguluyordur mutlaka.
Dolaysıyla bu kadar ders hepimize yeter. Hocamız da dönsün çocuklarının başına.
Hassas bir insan olduğunu tahmin ettiğim, vizyoner Milli Eğitim Bakanımız mutlaka konuyla yakından ilgileniyordur.